+A A -A

1. Bilgi Kuramı

-A A +A

İmam Matüridi'nin hayatının, görüşlerinin ve eserlerinin anlatıldığı Prof. Dr. Hilmi Demir ve Doç. Dr. Muzaffer Tan'ın yazdıkları ve mutlaka okunması gereken bir baş yapıt olan 'Ehl-i Sünnetin Reislerinden İmam-ı Matüridi', Ay Yayıncılık tarafından yayınlanmış ve piyasaya sunulmuştur. Kitaptan bir bölümü aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.

İmam Mâtürîdî, bilginin ne olduğu, imkânı, değeri ve bilgi edinme yolları; bilginin nasıl meydana geldiği ve dini bilginin mahiyetinin ne olduğu gibi önemli meseleleri sistemli bir şekilde ele alıp tartışan ve İslâm düşüncesinde kendine özgü bir bilgi kuramı oluşturan ilk kişidir. Mâtürîdî, kendi oluşturduğu bu bilgi kuramını esas alarak kelâm, fıkıh, tefsir ve diğer birçok alanda önemli eserler yazmıştır.

Ona göre, insan sahip olduğu yetiler sayesinde nesneler hakkında bilgi edinebilir ve bunlar vasıtasıyla bilgi üretebilir. Böyle olunca insan görünen ve görünmeyen âlem ile ilgili bilgi edindikten sonra bu bilgiyle âlemin yaratıcısının birliğine ulaşabilir.

Mâtürîdî bilgi kuramını Kur’ân’dan hareketle oluşturmuştur. Mâtürîdî’nin bilgi kuramının kaynakları duyular, akıl ve haberden oluşur. Gerekli şartları taşıdığı sürece bu bilgi yollarından birisiyle veya her üçüyle birlikte elde edilen bilgi kesin bilgi ifade eder.

Duyular: Mâtürîdî’ye göre insanın nesneler hakkında bilgi sahibi olması duyu bilgisi ile mümkün olur. Tatma, işitme, görme, dokunma ve koklama olmak üzere beş duyu yoluyla elde edilen duyu bilgisi, her bir duyunun kendine has duyu objeleriyle ilgili olduğu zaman doğru ve bağlayıcı bir bilgi olur.

Mâtürîdî’ye göre nesnelerin bilgisisini elde etmeye yarayan işitme habere, kalp de akla karşılık gelirken, haberle ilgili bilginin doğruluğu ise işitme duyusuna dayanmaktadır.

Haber: Mâtürîdî’ye göre haber kesin bir bilgi kaynağıdır. Çünkü insanların sahip olduğu pek çok bilginin kaynağı haberdir. Geçmişle ilgili bilgiler, diller, sanat, edebiyat, tıp gibi birçok alanla ilgili pek çok bilgi haberler yoluyla elde edilir. Ayrıca dini emir ve yasaklar da insanlara haber yoluyla bildirilmiştir. Ona göre doğru olsun ya da olmasın her türlü haber bilgi tanımı içerisine girer. Bununla birlikte bir haberin kesin bilgi olabilmesi için doğru olması gerekir. Bu sebeple bir tür haber olan Kur’ân ve Sünnet de kesin bilginin bir kaynağıdır.

Mâtürîdî’ye göre haber, Resulün haberi, Resulden gelen haber ve Genel haberler olmak üzere üçe ayrılır.

Resulün Haberi (Vahiy): Mâtürîdî, Resulün haberi ifadesiyle peygamberlere gelen vahyi kasteder. Güvenilir kimseler olarak peygamberlerin Allah’tan getirdikleri haberler, doğru haberlerdir. Doğrulukları mucizelerle desteklendiği ve akıl tarafından da doğrulandığı için inkâr edilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyla Hz. Peygamber’e gönderilen bir vahiy olarak Kur’ân mutlak doğru bilgiyi ifade eder.

Resulden gelen haber ise Mütevatir ve Âhâd olmak üzere iki çeşittir.

Mütevatir Haber: Mâtürîdî, mütevatir haber için kendinden önceki âlimlerden ve hadisçilerden farklı bir tanım geliştirmiştir. Ondan öncekiler, yalan üzerinde ittifakları mümkün olmayan sayıdaki kişilerin Peygamberden rivayet ettikleri haberleri mütevatir haber olarak tanımlamışlardır. Mâtürîdî ise mütevatir haberi, yanılmaları ve yalan söylemeleri muhtemel bulunan kişiler yoluyla Peygamberden bize ulaşan haberler olarak tanımlamaktadır. Çünkü onlar, Peygamberler gibi doğruluk ve masumiyetlerini kanıtlayacak herhangi bir delil ve belgeye sahip değildir. Eğer haberin yalan olmasına hiçbir şekilde ihtimal verilmiyorsa bu haber Peygamberin haberi gibidir.

Âhâd Haberler: Mâtürîdî, âhâd haberi bağlayıcı bir bilgi olma konusunda ve Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.)’den geldiği konusunda mütevatir hadisler derecesine çıkamayan ve kesin tanıklık edilemeyen haberler olarak tanımlamaktadır. Ancak ravilerin durumlarını etraflıca incelemek, muhtevasını araştırmak ve kesin bir nassla karşılaştırılması şartıyla âhâd haberle amel edilmesi gerekir. Bu işlemlerden sonra, ağır basan duruma göre ya kabul edilir ya da terk edilir. Ama her halükarda bu tür haberlerin doğruluğu şüphelidir. Bu yüzden Âhâd haberlerin kesin bilgi ifade etmediği ve itikadî konularda kullanılamayacağı fikri, pek çok kelâmcı tarafından kabul görmüştür. Mâtürîdî de ilmi, amel ilmi (‘ilmü’l-amel) ve şehadet ilmi (‘ilmü’ş-şehâde) olarak ikiye ayırmakta ve âhâd haberlerin itikadî (şehâdet) konularda değil amelî konularda bilgi değeri taşıdığını savunmaktadır.

Genel heberlere gelince, kişinin soyu, diller, tıp, eczacılık, sanat ve benzeri konulardaki bilgileri kapsamaktadır.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 28.10.2017 - 12:45 -925-
Bu sayfayı paylaşın :