15 Temmuz Sebebi

-A A +A

15 Temmuzu nasıl analım. Bir bayram havasında mı yoksa şapkamızı önümüze koyup Kim ve Ne olduğumuzu Dünyada devlet ve Millet olarak hangi konumda olduğumuzu dışımızdaki Dünyanın bizi hangi konumda görmek istediğini bir kere daha düşünmek mi. Belki yüzyılı aşacak uzun soluklu bir mücadele için donanımlı olmaya soyutlanmak mı.

Bir yandan ümitlerimizi canlı tutan şey Milletimizin tarihin derinliklerinden gelen tahakküme boyun eğmemesine en kritik anda bekasını koruma refleksinin hala canlılığını sürdürdüğüne şahit olmaktır.

Bu mücadele 1071 ile başlamıştır. 1453 te ise Hristiyan Batının kalbine bıçak saplanmıştır. Batının modernizmi sekülerliğinin hamurunda mayasında Hristiyan dogmatizmi vardır. Batının bilinç altındaki en büyük hayali Türkleri orta Asya seteplerine kadar geri püskürtüp, Ayasofyaya çan takmaktır. Bunu açıkça ifade etmeseler bile Turistlerin İstanbul'u ve Ayasofya'yı ziyaretlerinde beden dillerinden yüz ifadelerinden anlayabilirsiniz.

Aslında 1. Dünya Savaşının sonunda buna çok yaklaşmışlardı. Osmanlı üniforması giyen Filistin Cephesi Komutanı Alman General Falkenhayn Kudüs'ün İngilizlerin eline geçmesini kutlamıştır. Yerine getirilen Liman Von Sanders ise Yahudi kökenli Alman generalidir. Ama bu konulara girmeyelim. Söylemek istediğim şey Hristiyan Batı hiçbir zaman Müslüman Türk'ün dostu olmamıştır.

1.Dünya savaşının sonunda son gücümüzle başlattığımız Kurtuluş Savaşımız Batının bu planını paranteze almasına sebep olmuştur. O zaman  ve daha sonra yapılan 2.Dünya savaşı sonrası Dünya güç alanları tasarımında Türkiye Batının güdümünde kontrol ve gözetim altında tutulması gereken bir ülke olarak konumlandırılmıştır. Bunun güvence altına alınması için eğitimden hukuk sisteminden sosyal hayata, dilimizden yazımıza kadar birçok düzenlemeler yapıldı. Bu da yetmedi, bizzat kendi ordumuzu bu statünün bekçisi olarak görevlendirdiler. Bu amaçla Türkiye ne zaman çizilen yörüngeden sapma emaresi gösterdiyse darbe yapıldı. Tekrar raya oturtuldu.

Fakat Artık işlerini eskisi gibi rahat yapamıyorlar. Batı Ak Partinin ilk dönemlerinde Ilımlı İslam Projesi ile hem Türkiye'yi hem de diğer İslam Ülkelerini kontrol edebilecek rol model olarak  selamladı. O zaman herşey iyi gidiyordu Batı medyası Erdoğana övgüler diziyordu. Fakat ne zaman ki Erdoğan Türkiyeyi Batı Sisteminin verdiği rol ve konumdan ayrı bir yere koyma iradesini gösterdiyse iste o zaman klasik “Diktatör” suçlaması ile üzerine gittiler. Artık Erdoğan'ın son kullanım tarihi çoktan bitmişti, Her ne olursa olsun devrilmeli idi.

Fakat bu defa tuzağı çok farklı bir şekilde kurdular. Henry Kissinger'in Condelezza Rice'nin Müslümanı Müslümana kırdıma projesi uygulanmaya başlanmıştı. Genetik kodlarını 40 yıl önce kurguladıkları F.Gülen'in etrafında ilmek ilmek bir ihanet projesi geliştirdiler. Bu coğrafyanın saf masum gençliğini mankurtlaştırdılar.

Fakat hesap edemedikleri şey bu milletin ihanet karşısında bekasını koruma refleksidir. Bu ihanet milletin iradesine çarpmıştır. Fakat mücadele bitmemiştir. Maksatları Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin Bağımsız Müslüman bir Dünya gücü olmasının önüne geçmektir. Bunu sağlayıncaya kadar her türlü araç ve yöntemlerle bütün güçleri ile saldırmaya devam edeceklerdir. O bakımdan uzun soluklu bir beka  mücadelesine kendimizi hazırlayalım diyorum.

Fakat onların hile, düzen ve tuzakları varsa Allahın da bir planı vardır ve o şaşmaz.

Kategori: 

Etiketler: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 15.07.2017 - 07:43 -232-
Bu sayfayı paylaşın :