15 Temmuz Yaklaşırken Yeni Darbelerin Bertaraf Edilmesi İçin Öneriler

-A A +A

Şüphesiz esas olan politik, sosyolojik ve istihbari tedbirlerin alınarak darbelerin gerçekleşmeden önlenmesi.

Ancak öyle anlaşılıyor ki, bu toprakların ne Ömer Halis Demirler gibi kahramanları ne de Fethullah Gülen gibi hainleri eksik olmayacak. Vatanın içeriden işgali anlamına gelecek önlenemeyen benzer darbe teşebbüslerine karşı millet ve devlet olarak daha hazırlıklı olmak zorundayız.

Bazı somut öneriler:

•         Sadece dış unsurlardan değil, içeriden gelebilecek potansiyel tehditlere karşı da 24 saat aktif bir gözlem, takip ve tedbir sistemi geliştirilmeli. 15 Temmuz darbesi planlandığı gibi gece saat 03.00’de gerçekleşseydi yaşanabilecek facianın büyüklüğünü tahmin etmek zor değil.

•         Devlet yöneticileri bu tür girişimlerde öncelikli hedef olduklarından Yönetici Kadronun can güvenliğinin nasıl sağlanacağı hususunda kılı kırk yaracak bir planlama önceden yapılmış, tatbik edilmiş olmalı ve gerektiğinde tereddüde mahal bırakılmadan hızla uygulanmalıdır.

•         Darbeci unsurlara karşı devletin kolluk güçlerinin ve kamu personellerinin ne tür bir reaksiyon göstereceği önceden detaylı bir şekilde planlanmalıdır. Sözgelimi hangi polis memurunun hangi kritik tesise intikal edeceği, belediyenin hangi plakalı kamyonunun hangi noktada önleme yapacağına kadar ayrıntılar önceden belirlenmelidir.

•         Kamu kurumları dışında Sivil Toplum Kuruluşlarının (Vakıflar, dernekler, sendikalar…) darbeye karşı göstereceği hızlı reaksiyon toplumsal tepkinin örgütlenmesi ve etkin bir şekilde kanalize edilmesi açısından çok önemlidir. STK lar kendi mensupları arasında bir telefon zinciri oluşturarak Ülkemize karşı günün herhangi bir saatinde oluşabilecek böyle bir tehdit karşısında nasıl bir kitlesel reaksiyon göstereceğini, hangi kritik noktaları kontrol edeceğini planlamalıdır.

•         Türkiye’de darbeler her zaman dış güçlerin piyonları tarafından icra edilmiştir ve planlama aşamasından uygulama aşamasına kadar asıl irade bu odaklar olmuştur. Bu sebeple bir darbe teşebbüsü yaşandığında ülkemizdeki yabancı askeri üslerin, büyükelçiliklerin, konsoloslukların, vakıf/dernek görünümlü yabancı istihbarat teşkilatlarının paravan organizasyonlarının  derhal abluka altına alınması, giriş çıkışlarının önlenmesi, elektriklerinin kesilmesi, tüm iletişimlerinin engellenmesi, darbecilerin desteğini ve koordinasyonunu sekteye uğratacaktır. Aynı zamanda başarısız olmaları durumunda yurt dışına kaçış planları da bozulacaktır.

•         Darbecilerin lider kadrosunun imhası son derece önemlidir. Bu maksatla özel seçilmiş, önceden görevlendirilmiş, yetiştirilmiş, asker/polis/ birliklerin bir darbe girişimi esnasında koordineli bir şekilde darbecilerin lider kadrosuna yönelip, onları hızla enterne etmesi, yahut infaz etmesi darbe girişimine büyük zarar verecektir. Ömer Halis Demir’in FETÖ'cü general Semih Terzi'yi alnından vurup öldürmesi darbecileri psikolojik olarak çökertmiştir.

•         Türkiye havadan, karadan veya denizden gelebilecek dış saldırılara karşı her türlü tedbiri alan ve savunma sistemleri olan bir ülkedir. Ancak içeriden gelebilecek saldırılar bu savunma konseptinin dışındadır. Bu sebeple 15 Temmuz’da olduğu gibi füzelerin, uçakların, kritik silah sistemlerinin milletimize yönelmesi durumlarında bu sistemlerin Başkomutanlık  (Cumhurbaşkanlığı) tarafından devre dışı bırakılabileceği elektronik bir önleme sistemi geliştirilmelidir. Uzun menzilli füzeler yahut nükleer silahların kullanımında gelişmiş ülkeler bu tür önlemler almaktadır. Devlet başkanının onayı olmadan bu tür silah sistemleri kullanılamamaktadır. Benzer şekilde hava üslerinin kullanılabilmesi, uçakların harekete geçirilmesi gibi kritik askeri hareketler merkezi bir kodlamaya entegre edilerek  keyfi ve art niyetli kullanımların önüne geçilebilir. Tek bir tuşla tüm uçakların kalkışı engellenebilir.

•         15 Temmuz’da Cumhurbaşkanının milletimizle kurduğu temas ve verdiği mesajlar milletimizin darbeye karşı şahlanışında en belirleyici motivasyon kaynağı olmuştur. Ancak O’nun halka ulaşması ve mesajlarını vermesi hiç de kolay olmamıştır. Medyaya ulaşmada birkaç deneme başarısız olmuştur. Devlet yöneticilerinin bu tür durumlarda halkla iletişimi birkaç TV kanalı çalışanının bireysel gayretine terkedilemeyecek kadar hassas bir konudur. Bu sebeple Yönetici kadronun en kötü koşullarda bile dünyayla iletişimini sağlayacak, mesajlarını rahatlıkla verebilecek, hatta yayın yapabilecek bir mobil teknik donanımla teçhiz edilmesi şarttır.

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 07.07.2017 - 11:33 -368-
Bu sayfayı paylaşın :