150 Yıllık Fetret Devri Sona Mı Eriyor!

-A A +A

Geçmişimiz olan Osmanlı çok ırklı ve çok dinli bir imparatorluktu.1800’lü yıllardan sonra Avrupa’daki fikri ve teknolojik yeniliklere ayak uyduramayınca zamanla tasfiye olarak yıkılıp gitti. Çağa ayak uydurmak ve devlet sistemini de çağın gelişmelerine uydurmak için başlatılan mücadele maalesef o çok medeni Avrupa’nın saldırganlıları karşısında fazla dayanamayarak yıkılıp gitti. Bir ölçüde “Silah icat oldu mertlik bozuldu” sözünün gereği, gelişen teknoloji karşısında savaş meydanlarında ve ekonomik alanda mertlik işe yamayınca çöküp gitti.

Osmanlı bir devlet örgütlenmesinin adıydı ve onun asli kurucusu ve mirasçısı olan insanlar ve onlara yön veren inanç sistemi bu topraklar üzerinde hala yaşamaya devam ediyor. Ancak 150 yılımız bu yana bir türlü durulmayan bir çatışmanın içinde geçmiştir. Her ne kadar demokratik bir rejimi seçmiş olsak ta, bir parti iktidara gelince bir önceki partiden kalan bütün kadrolar kökten değiştirilerek, muhalefete inen kesim sanki bu ülkenin baş düşmanı muamelesi görmüştür. Son 150 yıldır ülkede yaşayanlar iki büyük gruba ayrılmıştır. Bunlar Türk birliği ve Avrupa değerlerini aynen kopya etmeyi savunan İttihat ve Terakki Partisi (Birlik ve İlerleme partisi) ile yerli kültür ve inançlardan kopmadan bir ilerlemeyi savunan halk kesimin büyük çoğunluğudur. Bunlardan birincisini oluşturanlar daha çok Avrupa görmüş, tahsilli, ordu içinde taraftar edinmiş, Jön Türkler de denen aydınlardan oluşur. Köken olarak ta önemli bir kısmı Türk ve İslam orijinli olmayan unsurlardan oluşmuşlardır.

Diğer grupta daha çok İslam İnancına sahip Türk, Kürt, Arap gibi diğer Müslüman kökene sahip milletlerden oluşmuştur. İşin başında Osmanlıda işbaşındaki padişah önderliğindeki yöneticiler, İttihatçıların Avrupa taklitçiliğine karşı saltanatın devamından ve ikinci gruptan yana olmasına karşı, Avrupa’dan gelen baskılarında etkisiyle çok partili siyasi bir yönetime geçmek kavgasıyla, devlet kurumlarında da bir çok yenileşme başlamıştı. Osmanlı bu didişmelerle girdiği birinci dünya savaşından yenik çıkıp tasfiye edilerek, yerine M. Kemal önderliğinde, her şeyde Avrupa değerlerini kabul eden bir Cumhuriyet yönetimine geçilmiştir. Böylece İttihatçılarla başlayan Batılılaşma cumhuriyetçilerin inkılaplarıyla devletin ve hayatın bütün kademelerinde tam gaz sürmüştür. Din değerler ve milli kültür hayatın bütün kurumlarından dışlanmış tam bir reddi miras yaşanmıştır. Bir ara radyolardan Türk Müziği yayını bile yasaklanmıştı ve ilerleyen yılarda çıkarılan bir genelgeyle matbuatta Allah’tan bahsetmek bile yasaklanmıştı, dilimiz üzerindeki tahribatlar hak getire. Ciddi bir teknolojik atılım yapmak yerine var olan uçak fabrikaları bile kapattırılmıştır. Devamında seküler ve kapitalist Avrupa kültürü hayatımızın bütün kademelerine hâkim kılınmaya çalışılmıştır. Milleti oluşturan binlerce yıllık kültür, inanç, tarih ve medeniyet anlayışının yerini tek bir kişinin fikirleri almıştı. Tek parti uygulamalarıyla milli kültür ve dini inançlar bir kenara atılmış halkın büyük çoğunluğu devletine küskün bir tavır almıştı.

1950’den sonra geçilen çok partili hayata geçilmesiyle kurulan Demokrat Parti ile halk yavaş yavaş meydanlara ve devletine sahip çıkmaya başlamıştır. Bu tarihlerden itibaren devlete hakim olan Atatürkçü geçinen İttihatçı zihniyetin bir kısmı sol bir ideoloji haline dönüşmüşmüş, bunların çocukları din ve milli değerler yerine Marks, Lenin, Mao gibi sol önderlerin fikirleri peşinde koşmuşlardır. Böylece milletin çoğunluğu ile sürdürülen bu kavgada orduya hakim olan bu zihniye, 2000’li yıllardan sonra tekrar Kemalist ve ulusalcılığı sol fikirlere dönmüş, siyasette ise devamlı gelişen inançlı kesin üzerinde devletin her kademesinde şiddete dönüşen baskılarını sürdürmüşlerdir. Birçok kereler dini söylemlere sahip partileri rejim düşmanı ilan edip kapatarak, inançlı halkın devlete yürümesinin önünü kesmeye çalışmışlardır. Medyanın büyük çoğunluğu tarafından da devamlı pompalanan yoz bir Kapitalist-televole kültürü gençleri sarmaya başlamıştır. Devletine ve inancına sahip çıkmaya çalışan diğer kesime, devlette varlığını sürdürebilmek için mecburen takiyye-kendini gizleme yolundan başka bir yol kalmamış, aileler tam desteklemese de, çocuklarını bu kültür tahribatından korumak için mecburen dini cemaatlerin okullarına vermişlerdir. İnançlı halkın büyük çoğunluğu Ak Parti etrafında son 15 yıldır adeta kenetlenmesiyle yürüyen bu kavgada Kemalist sol, Ergenekon davalarıyla tasfiye edilince, ordu ve devlet kadroları tam milletin inancına bağlı kadroların eline geçti derken, devlete sızan yeni yapı, ülkede kendiden başka her kesime karşı kanlı bir son darbeyi vurmak üzereyken milletin kendisi, Kemalistiyle-dincisiyle bir araya gelerek devlete indirilen bu darbeyi son anda önledi.

Ve sonun da, “–Biz ne yapıyoruz yahu” diyerek her iki kesim bir araya gelip bir geçen kayıp yılların muhasebesine başladılar. Ülkenin içi ve dışı dünyayı yöneten üst aklın desteklediği ayrılıkçı ırkçı, dinci örgütler tarafından kuşatılmıştı.  Bu kavga iktidar ile muhalefet arasında sürerken neredeyse devlet elden gidiyordu. Binlerce yıldır bu ülkede kullanılan bir başörtüsüne tahammül edemeyenler, gördüler ki bunun serbest kalmasıyla cumhuriyet yıkılmıyor. Yıllardır “Kahrolsun Amerika” diye bağıranlar gördüler ki mevcut iktidara  karşı savaşanlara, ABD’nin üst aklı destek vermektedir. Diktatör ilan edilen cumhurbaşkanı için ABD'nin eski Türkiye Büyükelçileri Morton Abramowitz ve Eric Edelman'dan Erdoğan'ı diktatörlükle, kendilerini dinlememekle, ABD çıkarlarını desteklemedikle suçlayıp istifa etmesini istiyorlar. Bütün bunlar gösteriyor ki BOP’çulukla suçlanan ve “Dünya beşten büyük” diyen Erdoğan, BOP’un tekerine taş koyuyordu. Mısır’da ki dinci partiye laiklikten ayrılmayın diyen de Erdoğan’dı. Zaten Osmanlıda her inanç serbest ve özerk bir yapıdaydı.  Yani aslında ana ölçülerde birbirimizden çok farkımız olmadığını anlamaya başladık. Tabi “Ne istediniz de vermedik” sözleriyle açıkça desteklenen yandaş grupların, dostlarını nasıl sattığı da görülmüş oldu. Şimdi geriye, bu topraklar üzerinde her kesimin eşit haklardan yararlandığı bir yeni bir “TOPLUMSAL SÖZLEŞME” yapmak kalıyor. Bunu başardığımız takdirde FETRET DEVRİMİZ sona erecektir. Kaos yerini yükselmeye bırakacaktır. İşte bu gelişme anlayanlar için, Avrupa’nın fetret devri olan aydınlanma döneminden sonra kurdukları bir arada yaşama sözleşmesinin ülkemizde ki karşılığıdır. Tuzak kuranların tuzaklarını bir de bozan vardır. Aydınlık geleceklere.

Kategori: 

4 Comments

modern devlet dine mesafeli

modern devlet dine mesafeli devlettir din devleti yıkar sen bunu anlamamışsın.Dünyada bir tane medeniyet vardır oda avrupadan çıkıp giderek büyümüş dünya medeniyeti ve hukukudur.Gez dünyayı ve gör, islam medeniyeti falan yok hepsi palavra

MEDENIYET INSANI MUTLU

MEDENIYET INSANI MUTLU YASATMAKTIR. ANCAK MAFYA BABASI GIBI DADECE KENDINE HIZMET EDENLERI DEĞIL BATININ HAKİM OLDUGU GUNUMUZDE OBEZITEDEN ÖLENLERIN SAYISI ACLIKTAN ÖLENLERIN 3 KATIYSA BU HAK HUKUKTA COK BUYUK BIR CARPIKLIĞIN OLDUGU COK ACIK.MEDENIYET UZAYA CIKMAK VEYA BIR ANDA MILYONLARI ÖLDURECEK SILAHLAR YAPMAK DEĞILDIR.

DÜNYADA BİR TANE DEDİĞİN

DÜNYADA BİR TANE DEDİĞİN MEDENİYETTEN ÖRNEKLER. ŞU AN O MEDENİYETİN DERİN GÜÇLERİ OLAN DÜNYA NÜFUSUNUN %1'İNİN SERVETİ GERİ KALAN %99 YANİ 7 MİLYAR İNSANIN SERVETİNDEN DAHA FAZLADIR. BU MEDENİYETİN MENSUPLARI TARAFINDAN AYDINLANMA, ÖZGÜRLÜK DEMOKRASİ MEDENİYET GÖRTÜRME BAHANESİYLE SON 3 ASIRDA 250 MİLYON İNSANI KATLETMİŞLERDİR. HAYRAN OLDUĞUNUZ MEDENİYET SADECE KENDİNE HİZMET EDEN BİR "EGOİST MEDENİYETTİR"

ilhan bey kendini tekrar eden

ilhan bey kendini tekrar eden ve kendi yazdıkalrına kendi inanan sığ bir analize devam etmiş bilgiler doğru değil sarayda üretilen ortodoks-farsi-arabesk türk musikisi yerine türk halk türkleri ezgileri çalınması istenmiş ve türk halk ezgileri işlenmiş derlenmiş radyo evlerinden saz ekipleri ve halk türküsü koroları kurulmuş itilen osmanlının al türkü vur turpa yazık olur turpa denen halkın muziği ortaya çıkarılmış ilhan bey bilirde söylemez ve yazmaz kendi yandaş gruba uygun yazılar yazar

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 28.08.2016 - 12:31 -694-
Bu sayfayı paylaşın :