18 Mart - 15 Temmuz Ruhu

-A A +A

Eğer ben, geçmişimize ait bir mefahir olduğunu bilmeseydim kendimi bu dünyada güçsüz, zerre kadar önemsiz bir varlık zannederdim. Lakin şanlı bir mefahirin insana ne müthiş bir manevî güç kattığını bilmeyen yoktur.

Hz. Peygamberin (s.a.s.) âdeta yoktan var ettiği muhteşem bir hayat ve medeniyet;  Hz. Yusuf’un (a.s.) kuyu dibinden zindana, zindandan saraya yükselen hayatı; nice peygamberlerin ve nice kahramanların karanlıktan aydınlığa, zorluk ve darlıktan varlığa yükseliş serüvenleri bir müminin imanına güç katan, onu hayata tutunduran, her türlü felaket tufanlarına karşı direnme ve savaşma gücü veren hadiselerdir.

Denizler mürekkep olsa, ağaçlar kalem olsa, milyonlarca insan oturup bunları yazmaya kalksa, bitiremezler. Kelimeler, harfler, kitaplar, dimağlar bunları anlatmaya kâfi gelmez.

ÇANAKKALE DESTANLARI

 

Demem odur ki, Çanakkale destanları ve 15 Temmuz destanı için çok şey söylendi, yazıldı. Bilinenleri tekrar etmenin fazla bir yararı olmaz.

Çanakkale’de Yahya Çavuş ve bir takım arkadaşlarının siperlerinden piyade tüfeği ile denizden üstlerine cehennem yağdıran donanmaya karşı akşama kadar savaşmaları nasıl bir ruhtu? Gizlendikleri siperde yapayalnızdılar. Ne arkalarından yardımcı bir kuvvet gelecekti, ne onlara el uzatacak güçte bir devlet vardı; ne de kimseye seslerini duyuracakları bir anları vardı. Allah’la baş başa kalmışlardı ve dünya onların arkalarında kalmıştı. Âdeta uhrevi bir kapıdan cehennemi yararak cennete ulaşıyor gibiydiler. Hiç bir şey düşünmüyor ve duymuyorlardı. Sadece dillerinde tekbir ve şahadet kelimeleri ile Allah’a (c.c.) sesleniyorlardı. Ve neredeyse hepsi şehit olarak cennete uçtular.

“Bir kahraman takım ve Yahya Çavuş’tular
Burada tam üç alayla vuruştular
Düşman tümen sanırdı bu şahane erleri
Allah’ı arzu ettiler, akşama kavuştular”

İşte onları özetleyen mısralar. Şu anda bu mısraları okurken kendimizde bir güç ve iman enerjisi hissediyoruz.

15 TEMMUZ Yahya Çavuş ve arkadaşlarının ellerinde dünyanın en güçlü donanmasına karşı akşama kadar bile yetemeyecek piyade tüfekleri ve mermileri vardı. Nispetsizlik zerre ile kürre arasındaki farka benziyordu. Buna rağmen tarihin en şanlı sayfalarında destanlarını yazmaya muvaffak oldular.

 

 

 

 

15 Temmuzda ne oldu?

Ellerinde bayrakları, göğüslerinde imanlarıyla yataklarından fırlayarak, üstünü giymek yerine sadece bayrağını alarak F16’lar, tanklar, bombalar ve düşmandan daha kötü düşman kölesi satılmış hainlere karşı ezan ve salâ sesleri, tekbir ve şahadet kelimeleri eşliğinde 249 şehit, 2195 gazi ve on binlerce mücahit ile kahramanlık destanı yazdılar. Tarihe altın bir sayfa ekleyerek imanlarımızı güçlendirdiler.

Çanakkale nasıl bir milleti ortadan kaldırmaya niyetli küffar ordularını sahillere mıhlamış ve denizlerde boğduysa 15 Temmuz kahramanları da bir ülkeyi işgal ve parçalama felaketinden kurtarmış, Hezeleyi (*) gecenin karanlığında şaşkına çevirmiştir. Ellerinde en modern savaş silahları olanları, pençeleriyle durdurmuşlardı.

Çanakkale şehitlerine, 15 Temmuz şehitlerine, tarihimizin bütün şühedasına Rabbimden rahmet, cennet ve cemal niyaz ederken 15 Temmuz gecesi için yazdığım bir şiirimi takdimle selam ve dualarınıza muhtaç olduğumu beyan eder, okuyucularıma arz-ı hürmet ederim.

(*) Piç. Halkın en alt tabakası. Değersiz.

CEHENNEMDE DEBELEN!

On beş Temmuz akşamı zirve yaptı kahpelik
Göğsümüz demirdendi bileklerimiz çelik

Bayrakları ıslattı akan şehit kanları
Unutulur sanmayın o geceki anları

Karanlıkta göründü kâfirlerin kuyruğu
Tanka dayadı millet, o dağ gibi yumruğu

Dağları yerlerinden oynatan bu irade,
Bir özgürlük destanı yazıyordu gecede

Zalimlerin kuklası sen ey hain maskara!
Teslim olur mu sandın İstanbul ve Ankara?

Bu bir millî tufandır senin üstüne gelen
Avanenle beraber cehennemde debelen!

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 18.03.2017 - 12:53 -705-
Bu sayfayı paylaşın :