9 Ramazan 1438

-A A +A

Ramazan İbadeti

"İbadet, ubudiyet, tapınma, kulluk" kelimeleri "itaat etmek, boyun eğmek, kutsal manada saygı sunmak, en büyük varlık diye iman edilene yaklaşmak için birtakım merasimler ifâ etmek ve hareketler yapmak"tır.

Bir ayete göre insanlar ve cinler "kulluk etsinler diye" yaratılmışlardır. Kâfiri mü'mini, fâsıkı, âbidi, iyisi kötüsü, maddecisi ruhçusu ile bütün insanlar kulluk etmektedir; ancak kimi kula, kimi nefsine, kimi dünya menfaatlerine, kimi gazap ve ihtiraslarına, kimi gerçek diye inandığı bir hayale veya ideolojiye, kimi batıl mabutlara... Kimi de yegâne ma'bud (tapılmaya layık) olan Allah Teâlâ’ya.

İslâm'ın da gayesi, insanı bütün batıl inanç ve kulluklardan kurtararak kendini ve Rabbini tanıtmak, yalnız O'na ibadet etmesini sağlamak, bütün mevcudiyetiyle O'na bağlamak ve bu bağlılık içinde gerçek hürriyete kavuşturmaktır.

İnsan mutlak manada hür değildir ve olamaz; yukarıda işaret edildiği üzere mutlaka bir bağlılığı ve kulluğu vardır; şu halde esaret, insanın kendisinden aşağı veya ona denk olana bağlanması, kul ve köle olması, gecesini gündüzünü onun yoluna feda etmesidir. Hürriyet ise bu bağlılıklardan kurtularak büyüklük ve kemaline sınır, yücelik ve azametine hudut bulunmayan Allah'a bağlanmak, O'na kul olmak, kâinata bu kulluk imanı içinde bakmak, her şeyi bu anlayış içinde yerine koymaktır. 
İslâm dini bu "ebedî mutluluk vasıtası kulluğu, bu bağlılık içindeki hürriyeti" temin edebilmek için insanlığa bir iman nizamı, bir ibadet, hukuk, devlet, iktisat, cemiyet... Nizamı getirmiştir. Temizlik, namaz, oruç, hacc, zekât, cihad, Allah rızası için yapılan her davranış, dua, zikir... İbadet binasının bölümlerini teşkil etmektedir. İbadetlerin hikmet ve gayelerinin birisi ve en önemlisi "nefsi tezkiye, ruhu tasfiye"dir; yani insanı terbiye etmek, bütün imkân ve kabiliyetlerini hayra, iyiye yöneltecek hale getirmektir.

Her yıl idrak edip bir ay yerine getirmeye çalıştığımız Ramazan ibadeti; oruç, teravih namazı, sahur, iftar, fukaraya tasadduk ve ikram, ayın sonunda fıtır sadakası gibi ibadetlerden teşekkül etmektedir.

Şimdi bu ayın ve içinde yapılan ibadetlerin değerini ifade eden nassları bir kez daha hatırlayalım:
"Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi - sakınasınız diye- size de oruç farz kılındı. " (Bakara:2/183). 
"Doğruyu yanlıştan ayıran, yol gösteren açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur'ân'ın içinde indirildiği Ramazan ayı: Kim o aya ulaşırsa onu oruçlu geçirsin!" (Bakara:2/185) 
"....oruç tutan erkekler ve kadınlar... İşte Allah bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır." (Ahzab: 33/35) 
Bir kudsî hadîste Allah Teala şöyle buyuruyor: 
"İnsanoğlunun her ameli (ibadeti) kendisi içindir; yalnız oruç müstesna; çünkü o benim içindir, onun mükafatını da ben vereceğim. Oruç kalkandır (kötülükleri önler). Biriniz oruç günü olunca kötü söz söylemesin, bağırıp çağırmasın, cahilce davranmasın, birisi ona sataşır veya bulaşırsa: "Ben oruçluyum, ben oruçluyum" desin! Muhammed'in hayatı elinde olana (Allah'a) yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu kıyamette, Allah nezdinde mis kokusundan daha güzeldir. Oruçlunun yaşadığı iki sevinci vardır: İftar edince bu sebeple sevinir. Rabbine kavuşunca da orucundan dolayı sevinir. (Ahmed, Müslim, Nesaî) 
Bu hadîsin "oruç kalkandır" diye başlayan cümlesine kadar olan kısmı kudsî, geri kalanı nebevî hadîstir. 
"İslâm beş temel üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka mâbud olmadığına ve Muhammed'in (sav), Allah'ın elçisi olduğuna tanıklık etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek, Ramazan ayında oruç tutmak ve haccetmek." (Buharî, Müslim...) 
Ramazan ayı gelince Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: 
"Size mübarek (bereketli) bir ay gelmiştir. Allah bu ayın orucunu size farz kılmıştır. Bu ayda cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapatılır, şeytanlar zincire vurulur, onun içinde, bin aydan hayırlı bir gece vardır ki, onun hayrından mahrum kalan çok şey kaybetmiş olur." (Ahmed, Nesâî, Beyhaki). 
"Beş vakit namaz ile cumaya kadar cuma gelecek Ramazana kadar Ramazan -büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde- arada geçenleri temizleyen kefarettirler." (Müslim) 
"İman ile, ihlâs (sırf Allah rızasına niyet) ile ramazanı tutanın geçmiş günahları bağışlanır." (Ahmed, Nesâî, Tirmizî, Ebû Davud) 
Bu ayet ve hadîsler Ramazan ibadetinin değerine, hükmüne ve hikmetine ışık tutmaktadır. Bunlara dayanan İslâm uleması Ramazan orucunun-gerekli şartları taşıyan-mükelleflere farz olduğunda ittifak etmişlerdir. 
Hikmeti: Çeşitli mevsimlerde ve durumlarda kullarını bir ay, gündüzleri yemek, içmek ve birleşmekten meneden, böyle bir ibadeti teklif eden Allah Teâlâ’nın şüphesiz kullar için hayırlar, menfaatler, iyilikler sağlayan maksat ve hikmetleri vardır. Bunlar içinden bilinebilenleri, düşünebildiklerimizi şöyle sıralamak mümkündür: 

1-    Oruç Allah Teâlâ’nın emri ile yapılan, O'na ibadet olmak üzere edâ edilen bir vazife olduğu için oruçlu bütün gün kendisini devamlı olarak ibadet halinde bilecek, oruç hali ona kesintisiz veya sık sık Allah'ı anma, hatırlama imkânı verecektir. Allah'ı anmak kulun yaptığı en büyük ibadettir, aslında bütün ibadetlerin bir hedefi de sürekli Allah’ın huzuruna alışmak, kalbin bir an Allah'tan gafil olmamasını sağlamaktır. 
2- Oruç bir esaretten kurtulma temrini, insanı hükmü altında tutan alışkanlıklar ve adi ihtiyaçlara karşı bir başkaldırma provasıdır. Alışkanlıkların yemek içmek gibi faydalısı, kumar, içki gibi zararlıları vardır. Her iki çeşidiyle alışkanlıkların mahkûmu olmak, gerektiğinde onlara karşı duramamak eksikliktir, irade zaafına delâlet eder, tavizlere sebep olur. Sabahtan akşama kadar iradesiyle aç ve susuz duran, şehvetini dizginleyen insan en hayatî alışkanlık ve ihtiyaçlarının da esaretinden kurtulmuş demektir; gerektiğinde bunlardan fedakârlık edebilecektir. 
3- Fazla gıda vücutta birikimlere, zararlı fazlalıklara sebep olmaktadır. Oruç bunları temizlemekte, fazlalıkları eritmekte ve ruh gibi bedende bir de tasfiye (süzme) yapmaktadır. Bu hikmetin gerçekleşebilmesi için yemede ve içmede sünnet sınırını aşmamak gerekir. 

4-"Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir 
Mübtelay-ı gama sor kim geceler kaç saat?"

“En uzun gecenin hangisi olduğunu takvim yapanlar ve yıldız ilmi ile uğraşanlar ne bilsin! Gam müptelası olmuşa sorun ki geceler kaç saattir!”

Fuzuli’nin bu beyti derdi, acıyı ancak çekenin, ona ma'ruz kalanın bildiğini, aynı acıyı çekmeyen, aynı derdi taşımayan kimsenin dertlinin halinden anlayamayacağını ifade etmektedir.

İslâm sosyal adaletçi bir dindir; bütün canlılara karşı merhameti olmayan, mümin kardeşinin acısını kendi vücudunda duymayan bir insan en azından kâmil bir mümin ve Müslüman değildir; hamdır, eksikleri vardır, ibadetlerle kemale gelmesi gerekir. Oruç, açlık, susuzluk, ihtiyaca rağmen bekârlık gibi durumları yaşatan, bu ihtiyaçları herkese tatma ve duyma imkânı veren bir ibadettir. Bunun arkasından anlayış, alaka ve yardım gelecektir. 
Ramazanın başlangıcı 
Farz olan oruç, Ramazan ayı içinde tutulan oruçtur; kaza ve keffaret de bunun kaçırılmasından doğmaktadır. Şu halde ibadetine başlamak ve son vermek için Ramazan ayının giriş ve çıkışını bilmek, "hangi gün Ramazan ayının birinci günüdür, hangi gün ramazan bayramıdır" tespit etmek gerekmektedir. 

 

 

Kategori: 

Etiketler: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 04.06.2017 - 00:01 -210-
Bu sayfayı paylaşın :