AB İnadı..

-A A +A
 
Avrupa Birliği ile  60 yılı bulan ilişkilerimiz geçen hafta yeni bir boyut kazandı. AB üyelik görüşmelerini dondurma kararı aldı. Kararın bağlayıcı yanının olmağı belirtiliyor. Zaten 2002 yılında üyelik görüşmeleri başlamıştı. Ondan önceki 45 yıla varan ilişkiler şimdikinden farklı değildi. Sadece 2002’de bir umutlu kımıldama oldu. Üyeliğe kabul değil. Kabul edilip edilmeyeceğine dair görüşmeler başladı. Yani nasıl üye  olabilirizin pazarlığı. Şimdi o da durdu. Üye olmak bir tarafa, pazarlık da durmuş oldu. Önce pazarlık yeniden başlayacak, sonra nasıl üye olacağımızı hayal edeceğiz ..
 
Avrupa’nın AB’ye üyelik konusunda bize takındığı tavrın samimi olmadığı yıllardır konuşuluyor. Şimdi AB’nin 27 üyesi var. Hiç birisi bizim kadar beklemedi. Bu 60 yıla yakın bir zaman. 60 yıl içinde SSCB dağıldı. Onlardan kopan ülkeler ki, hepsi bizden geri.. Hem ekonomik, hem sosyal yaşayış olarak hem de AB müktesebatına uygunluk olarak.. Bulgaristan ve Romanya,  her bakımdan bizden geri. Onlar bizim kadar beklemediler. 3-5 yıllık bir üyelik görüşmesi sonunda AB’ye kabul edildiler. Buradan anlıyoruz ki, mesele bizden istenen ve bize dikte edilen mesele değil.
 
Aslında, bizim muhafazakar kanadın endişeleri gibi de değil olay. Biz, ”AB, biz müslümanız diye bizi bünyesine almıyor” diyoruz. Bu tam öyle değil. Zira bugün Avrupa’da müslüman olan,  ancak üyelik görüşmeleri bizden daha hızlı gelişen ülkeler var. Mesela bir Bosna Hersek, bir Arnavutluk.. Bunlar da müslüman ama, bize uygulanan sıkıntı onlara uygulanmıyor. Bunlar yakın zamanda alınacak belki de..
 
Olayın biraz arkasında bizim nüfus olarak kalabalık oluşumuz var. Müslüman oluşumuz bence 2. planda. Bu gün Avrupa Birliği üyesi 10 ülkenin toplam nüfusu kadar nüfusumuz var. 80 milyona yakın nüfus AB'yi korkutuyor. Toprak bütünlüğü olarak da AB ülkelerinin hepsinden büyüğüz. AB’de şu anda toprak bakımından en büyük ülke İspanya ile Fransa.Bildiğim kadarıyla bunlar 600.000 km2 ye yakın. Eh, biz  de 778.000 km2’yiz..
 
Bu kadar büyük toprak parçasına sahip olmak, sınırları Ortadoğu’nun en ucuna, diğer müslüman ülkelerin tam içine kadar sokacak AB’yi. AB’nin sınırı bir anda İran’a, bir yandan Suriye ve Irak’a kadar uzayacak. Yani Ortadoğu’nun içine girecek AB. Ortadoğu yıllardır problemlerin bitirilemediği bir bölge. AB problemlerin içinde bulacak kendini ister istemez. AB üyesi olursak AB bizim karşılaştığımız problemlerle uğraşacak. AB’yi korkutanlardan birisi budur.
 
Kesif bir Müslüman nüfusa sahip oluşumuz, baştan beri endişe kaynağı idi. Türkiyenin İslam ülkelerinin umudu oluşu, birlik içinde güç dengelerini değiştirebilir. Bu ciddi bir sorundur.
 
AB’nin bize karşı yumuşak karnı; ”. 60 yıldır bizi oyalıyorsunuz” dediğimizde cevap bulamamalarıdır. Bunun için kerhen bazı ilerlemeler olmuştu. Ama kerhen.. Hiç ilerleme olmasa, 60 yıl bekletmeyi izah edecek halleri yoktu. Onun için istemeyerek bir ilerleme olsa, arkasından daha önce konuşulmayan şartlar ileri sürmeye başladılar. Her dediklerini yaptık. Hep, yenilerini ileri sürdüler. Onları da yapmak zorunda kaldık. Avrupa müktesebatında var diye kadim örfümüzden bile vazgeçtik. AB’de zina yasak değil. Biz de zinayı suç olmaktan çıkardık. Bunu yüksek sesle bir Avrupalı gibi söylemiyoruz ama, durum böyle. Öte yandan zina konusunda AB müktesebatına uyacağız diye kendi kendimizle de çeliştik. Zina konusundaki çelişki, Medeni Kanunda kendini gösteriyor. Zira, zina boşanma sebebi hala. Yani zina suç değil ama, zina yapan eşler birbirlerini boşayabiliyor. Zina yapan eş, boşanma ile cezalandırılabiliyor.
 
Aslında yıllar önce de Avrupa, (ilk zaman Ortak Pazar dendi. Avrupa Ekonomik Topluluğu dendi. Sonra AT dendi. Şimdi AB deniyor) bize hep korku ile baktı. Hem nüfusumuzun çokluğundan, hem ülkenin büyüklüğünden, hem de şuurlu bir müslüman nüfusu barındırmasından.. Ve bu nüfusun diğer müslüman ülkelere liderlik yapacak duruma gelecek olmasından.. 30-40 yıl önceleri Avrupalılar bize; ”.Siz hiç AB’ye girmeye çalışmayın. Ne yapacaksınız Avrupa Birliğini? Siz Avrupa’nın sebzecisi, meyvecisi olun. Bize mal satın. Bunları boş verin”  diyorlardı. Bu sözler, bizi almak istemeyişlerinin başka bir tezahürü imiş.
 
30-40 yıl önce bizim muhafazakar takımı ise, ”Avrupalılar bizi kendi içlerinde eritecek. AB Hrıstiyan kulübüdür girmeyelim” diyordu. Oysa Avrupalılarla bazı birlikteliklerimiz var. NATO gibi. AB de olabilir. Kaldı ki, Avrupa’da milyonlarca insanımız var. Oralarda para kazanıyorlar. Onlarla iç içeler. Hesabımızı iyi yaparsak birliktelik olur.. Kendimizi korursak.. Oyuna karşı oyun geliştirerek.. Siyaset, ideallerin en üst seviyeye çıkarılmasının sanatı ve ilmidir zira.
 
 

Kategori: 

Etiketler: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 01.12.2016 - 21:06 -413-
Bu sayfayı paylaşın :