ABD mükemmel değil, yenilmez değil!..

-A A +A

Türkiye’ye ve İslam alemine karşı Gizli savaşın göremediğimiz yanları

Düşman, İslam ülkelerinin
altını çaktırmadan
nasıl oyuyor?

İslam dünyasına savaş açan ve Türkiye’den de tarihi intikam almağa çalışan ABD mükemmel değil, yenilmez değil!.. Tarihte Haçlılara karşı pek çok zaferler kazandığımız düşmanlarımız gibi bugünkü baş düşmanımızın da elbette zaafları vardır. Bu savaşta temel sorun, düşmanın yenilmez ve büyük olmasında değil, onunla savaşan Müslümanların, şimdiye kadar uyanmamasında ve her şeye gücü yeten ve zaferler kazandıran Rabbimizin yardımlarını hak edebilecek bir şekilde sağlam duramayışında!

Hiç farkında olmadan CIA’ye
çalışan Müslüman zavallılar

Soğuk Savaş operasyonları çoğunlukla örtülüdür. Kitleler operasyonların gerçek yüzünü, oynanan oyunların perde arkasını açıkça göremezler. Zira hasım, insanların en çok sevdikleri değerlerin, günlük yaşantılarında en çok iç içe yaşadıkları bir etkinliğin, ya da bir hizmet olayının arkasına gizlenmektedir ve bu örtü altında faaliyetlerini sürdürmektedir.

Reuel Gerecht adlı Eski CIA Ajanı “Know Thine enemy” (Düşmanını Tanı) adlı kitabında psikolojik ve kültürel savaş (Soğuk Savaş) ile ilgili şu değerlendirmelere yer veriliyor:

İÇİMİZDE KAMUFLAJLA GİZLENEN
DÜŞMANI TANIYABİLİYOR MUYUZ?

“Örtülü operasyon, diplomasiden daha esnektir ve savaştan daha az telefat verdirir. Örtülü operasyon, gazeteler, dergiler, radyolar, uluslararası konferanslar, gazeteciler, akademisyenler ve gerilla örgütlerini finanse etmekten kurtarma operasyonlarına ve darbelere kadar pek çok alanı kapsar.” [1]

Claude Julien, “Amerikan İmparatorluğu” kitabında Amerikan sömürgeciliğinin kültürel boyutunu şöyle anlatmaktadır:

“ABD, sinemayı, televizyonu ve Dünyayı ağ gibi sarmış ajanlarıyla, her gün, daha da ileri her saat dünyaya, dünya olaylarını, bir ölçüde her ülkenin kendi iç olaylarını ABD gözü ile göstermekte ve emperyalizmin değer yargılarına göre değerlendirerek sunmaktadır. ABD, ayrıca bir kültür imparatorluğu da kurmuştur. Kitlelerin etkilenmesi ve eğitiminde kitabın, gazete ve dergilerin rolü bilinir. Ekonomik ve askeri yönden dünyanın yarısını saran bu imparatorluk, asıl etkinliğini kitaplarla, dünyaya bilimsel ve sosyal gerçekleri bozarak yaydığı kitaplarla da sürdürmektedir. Bu alanda CIA kadar etken bir örgüt de United States Information Ageney (USIA)’dır. Bu örgütün, sadece 1964 yılında bu tür kitaplara yüksek ücretler ödeyerek, profesörüne kadar sahte yazar bulduğu, Jo-san Epstern’in yazdığı gibi, ‘uydurma ve keyfi değerler sistemi’ kurarak, üniversite öğretim üyeleri, bilginler ve yazı işleri müdürlerini kullandığı bilinmektedir.” [2]

“SOĞUK (GİZLİ) SAVAŞ, SICAK SAVAŞIN
ASKERİ OLMAYAN DEVAMIDIR”

petrasgrecia.jpg

Media Folder: 

James Petras isimli Batılı bir yazar, “Küreselleşme ve Direniş” adlı kitabında “Kültürel savaş, yani soğuk savaş askeri savaşın askeri olmayan devamıdır” demiş ve şöyle değerlendirmelere yer vermiştir:

“Kültür emperyalizmi, hem ‘geleneksel’ hem de modern biçimlere bürünmüştür.(…) çağdaş kurumlarda köklenen yeni modern araçlar, emperyal hakimiyette gittikçe merkezi önem kazanmaktadır. Bugün başrolü, kitle iletişim araçları, halkla ilişkiler kampanyaları, reklam ve laik eğlendiriciler ve entelektüeller oynuyor. Çağdaş dünyada Hollywood, CNN ve Disneyland, Vatikan’dan, İncil’den veya politik şahsiyetlerin halkla ilişkiler retoriklerinden daha etkili oluyor. Kültürel nüfuz, askeri-siyasi hakimiyet ve ekonomik sömürüyle iç içe geçmiştir artık. (…) Evcilleştirilmiş entelektüellerin ve piyasayı tartışmaları için uluslar arası konferanslara sponsor olunmuş; gündelik hayatı unutturan sürükleyici televizyon programları ‘başka bir dünyadan’ hayaller ekmiştir. Kültürel nüfuz, karşı devrimci savaşın, askeri olmayan araçlarla devamıdır.” [3]

ABD’NİN DÜNYAYI
AMERİKANLAŞTIRMA PROJESİ

56959.jpg

Media Folder: 

Doç. Dr. Ümit Sayın, ABD’nin dünyayı Amerikanlaştırmak üzere oluşturduğu gizli bir projesini şöyle anlatıyor:

“Amerikan Derin Devletinin gizli bir projesi olan Mockingbird Projesi temelde tüm dünyaya Amerikalılaştırma operasyonunu yaymaktır. Bunun için medya, basın ve diğer olası tüm araçlar kullanılmıştır. Örneğin Hollywood bu konuda sistematik olarak devreye sokulmuş, Amerikalılaştırma operasyonunun bir parçası olarak kovboy filmlerinden, savaş filmlerine kadar pek çok film ideoloji, davranış değiştirme projesinin bir parçası olarak tüm dünyaya sunulmuştur. Ayrıca son zamanlarda moda haline getirilen Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi gibi büyü, satanizm ve parapsikoloji içeren çocuk filmleri bu hedefin bir parçasıdır. Yüzüklerin Efendisi, CFR’nin (Council of Foreign Relations-Dış İlişkiler Konseyi) İngiliz kolu olan Royal Institute of Foreign Affairs tarafından ta 1950’lerde ısmarlanmış, bekletilmiş ve zamanı gelince uygulamaya sokulup, kitap meşhur edilmiştir.”  [4]

ABD Sömürgeciliğinin kültürel savaşında bilim adamlarına büyük roller ve görevler verilir. Bunun için bilim adamlarını kontrol edecek ve yönlendirecek bir sistem oluşturulmuştur. Doç. Dr. Ümit Sayın bu sistemi şöyle anlatıyor:

CIA’YE ÇALIŞTIKLARINI
BİLMEYEN ZAVALLILAR

“CIA’nin her üniversitede anlaşmalı öğretim üyeleri vardır. Bunlar, ulaşılması gereken kişiyle önce dostluk kurarlar. Bazı konularda yardım ederler. Amerika’daki üniversitelerde araştırma yapabilmek için, NIH (Amerikan Sağlık Teşkilatı) gibi kurumlardan grantler (araştırma parası) alınması gerekir; yoksa bilim insanları üniversitelerde kalıcı pozisyon bulamazlar. CIA, bu bilim insanlarının grant almasına ve kalıcı pozisyon bulmasına yardımcı olur.

untitled-2.jpg

Media Folder: 

Bu yolla kazanamadığı bazı kişileri ise tehdit ve şantajla elde etmeye çalışır. Bu konuda Dr. Harvey Weinstein’in yazdığı ‘Psikiyatri ve CIA’ isimli kitap, bu kişilerin CIA’ya nasıl devşirildiklerini ayrıntılı olarak anlatmaktadır. Ayrıca John Marks, ünlü ‘Mançurya Adayını Arayış’ isimli kitabında OSS’den bu yana, bilim adamlarının hangi yemlerle tavlandıklarını detaylı anlatmaktadır.(…) CIA ile birlikte çalışan bir bilim insanının kolay kolay sırtı yere gelmez. Yani biraz daha fazla refah ve güven için bu bilim adamları tavlanır; çok kritik işlerde çalışanlar ise daha sıkı kontrol edilmek için skandala yol açacak bilgi ve şantaj olguları karşılığında veya durumlarla sürekli tehdit altında tutulurlar. Bu bilim insanları, her zaman CIA’ye çalıştıklarını bilmezler. Devletin güvenliği ile ilgili çalıştıklarını sanırlar.” [5]

Bilim adamlarını kuşatan bu sistem, acaba Türkiye’deki bilim dünyasında ne düzeyde bir kontrol ve denetim sağlıyor?

YILLARIN TÜRK DIŞ İŞLERİ
BAKANININ ÇARESİZLİK İTİRAFI

ABD’nin soğuk Savaş ileri karakolları bugün Türkiye’de gazetecilere-yazarlara, bilim adamlarına, sanat çevrelerine ne kadar para dağıtıyor ve bu çevrelere nasıl çalışmalar yaptırıyor?

Vakıflara, derneklere ne kadar yardımda bulunuyor ve bu yardımlar karşılığında bu çevrelere ABD adına nasıl görevler ve roller veriliyor? Kültürel ve bilimsel etkinliklerde CIA’nin parmağı nerelere kadar uzanıyor?

Uzun yıllar Dışişleri Bakanı olarak görev yapmış bulunan İhsan Sabri Çağlayangil, ABD’nin CIA’sinden şöyle şikayet etmiştir:

‘CIA yapar, organik bağlarıyla yapar. (…) Benim istihbarat şefimin kendisi farkında bile olmadan CIA benim altımı oyar. Elinde imkan var yabancı adamın, girmiş benim içimde. Onun için hiç şaşmam, aramam da. Bulamam ki, nasıl yaptı bulamam…” [6]

RAHMETLİNİN DİKKATE
ALMADIĞI BİR GERÇEK

Ama rahmetlik Çağlayangil bir yerde yanılıyor. İslam dünyasına savaş açan ve Türkiye’den de tarihi intikam almağa çalışan ABD mükemmel değil, yenilmez değil!..

Tarihte Haçlılara karşı pek çok zaferler kazandığımız düşmanlarımız gibi bu düşmanımızın da zaafları ve eksikleri vardır elbette! Önemli olan bu zaaflar ve eksikler üzerinde savaşabilmektir.

Bu savaşta temel sorun, düşmanın yenilmez ve büyük olmasında değil, onunla savaşan Müslümanların, şimdiye kadar uyanmamasında ve her şeye gücü yeten ve zaferler kazandıran Rabbimiz Allah’ın yardımlarını hak edebilecek ve O’na layık olabilecek bir şekilde, sağlam ve dik duramayışında!

Ama hep birlikte bu sorunu da halledeceğiz inşallah!

Allah bu mübarek günler hürmetine kusurlarımızı ve günahlarımızı affeylesin! Düşman oyunları karşısında bizi zelil eylemesin, muvaffak ve muzaffer eylesin!

Sevgiler, saygılar…

Hasan ERDEN

herden1950@hotmail.com

 



[1] Taha Kıvanç, Kulis, Yeni Şafak, 14.6.2000

[2] M. Emin Değer, a.g.e., s: 194; A.K.: Claude Julien, Amerikan İmparatorluğu, s: 300- 310

[3] Suat Parlar, Barbarlığın en yüksek aşaması ABD, s: 418-419. A.K.:Küreselleşme ve

       Direniş, James Petras, çev.: Ali Ekber-Cevdet Aşkın-Çağlar Arın, Cosmopolitik   

       Kitaplığı, İst., 2002, s.85-86.

[4] Doç. Dr. Ümit Sayın, Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler, s: 311

[5] Doç. Dr. Ümit Sayın, Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler, s: 166

[6] M. Abdullah Kolak, CIA ve Ahtapotun Kolları-2, Zaman Gazetesi, 31 Ocak 1993, AK: Politika, 23 Ekim 1977

 

1 Comment

Amin.

Amin.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 21.05.2017 - 16:48 -800-
Bu sayfayı paylaşın :