+A A -A

ABD niçin “Türk milletinin kontrolsüz bırakılmasını çok tehlikeli buluyor”

-A A +A

 

Düşman şöyle diyor: “Dünyada son derece önemli bir bölgede yer alan Türkiye’yi kendi başına terk edemeyiz. Böyle bir şeyin ne denli tehlikeli olduğunu söylemek bile gerekmiyor.”
Ayrıca unutmamalıyız ki, düşman Türkiye’de “elleri yanmasın diye eldiven ve maşa kullanıyor.” Acaba bu savaşta kullanılan eldiven ve maşalar kimler?

Bu Soğuk Savaşta düşmanı
dışarda değil, içimizde
aramalıyız!

Geçen yazımızda belirttiğimiz gibi, son zamanlarda ülkemizde bizim topaklarımızdaki İncirlik Üssü'nün ABD’li komutanı Eaglin acaba neden “İncirlik’ten ayrılmayız” demiştir. [1]

Amerikalı generalin böyle söylemesinin sebebini bir başka Batılının şu itirafında buluyoruz.

BBC’nin Dış Haberler Editörü John Simspon Türkiye ile ilgili şöyle bir değerlendirme yayınlamış:

“Türkiye’yi belki her zaman sevmeyebiliriz. Ama dünya coğrafyasının son derece önemli ve hassas bir bölgesinde yer alan Türkiye’yi kendi başına terk edilen ve nereye gideceği belli olmayan bir ülke konumuna itemeyiz. Böyle bir şeyin ne denli tehlikeli olduğunu söylemek bile gerekmiyor.” [2]

Ülkemizde hiçbir kontrole tabi tutulmayan merkezler olarak bilinen yabancı ticari firmalar soğuk savaş olarak cereyan eden son Haçlı savaşında nasıl bir rol oynuyor, bilemeyiz, ama Türkiye’de bu açık kapılardan çok üşütücü soğuk rüzgarların girdiği muhakkaktır!

Çünkü bu yabancı firmaların ve holdinglerin ülkemizdeki yabancı üslerden yönetildiğini ve yönlendirildiğini biliyoruz. [3]

Zira bu ticari firmalar, düşmanın en güçlü olduğu, bunun karşısında Türkiye’nin ise hiç kontrol edemediği dolayısıyla en zayıf ve hazırlıksız bulunduğu faaliyet alanlarını oluşturuyor.

SOĞUK SAVAŞTA TÜRKİYE’YE İLTİCA
EDENLER İÇİNDE AJANLAR YOK MUDUR?

Türkiye’ye iltica eden dost İslam ülkeleri mensupları içerisinde acaba kendilerini gizleyen ABD’li CIA ve Pentagon ajanları yok mudur?

Bizden gözükenler yok mudur?

Özellikle ülkemizde bulunan ABD askeri üslerinde bulunan Amerikan askerlerinin soğuk savaşın bir gereği olarak Anadolu’da bizim gibi bölgesel şivelerle Türkçe konuşarak ve kendilerini kamufle ederek serbestçe dolaşmaları [4] bu soruları sormamıza yolları açıyor.

Nitekim bu konuda unutulmaması lazım gelen bazı belgeler ve bulgular var.

ÇOK YABANCI AJAN YAKALANDI
YAKALANMAYAN DAHA NİCELERİ VARDIR!

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan sömürgeci ülkelerin ülkemizde ve bölgemizde yakalanan yabancı savaşçılar konusunda şöyle demiştir:

"Suriye'ye geçen yabancı savaşçılar konusunda, biz çok büyük sayıda yabancı savaşçıyı yakalayarak geldikleri ülkelere gönderdik veya ülkemizde tutukladık. Gelecek dönemde de bu kararlılığımız, aynı şekilde devam edecektir. Dikkatinizi çekerim, yüzlerce yabancı savaşçıdan değil, binlercesini yakaladığımızdan bahsediyoruz. Biz bunları kesinlikle affetmedik ve ilgili ülkelerin istihbarat servisleriyle iletişime geçtikten sonra geri gönderdik. Yaklaşık 5 bin 600 yabancı savaşçıyı yakalayarak sınır dışı ettik. Bunun yanında 54 binine de Türkiye'ye giriş yasağı koyduk."  [5]

BİZİMLE SAVAŞAN DÜŞMANLARIN
TÜRKİYE’YE SIZMA YÖNTEMLERİ

 Bissel raporunda yer alan aşamalar, Türkiye'de yıllardır adım adım uygulanmıştır. Toplumlara çeşitli yollarla sızılmaktadır. 'Sızma tekniği' , Oltadaki Balık Türkiye (M. Emin Değer) adlı kitapta şöyle özetlenir:

'Tıp  dilinde 'infiltrasyon/Sızma', bir mikrobun ya da kanser hücresinin,  vücudun en yaşamsal bölgesinin tüm hücrelerine girmesini, mikrobun bünyenin her tarafına  yayılmasını gösterir.. İşte Amerika'nın uyguladığı yöntem de budur!'

Amerikalı sosyologlar bu yöntemi 'Görünmez faktör' olarak tanımlarlar. Görünmez faktör, 'kontrol mekanizmalarının toplamı'dır ve 'Görünmezlik, zihinlerin sömürgeleştirilmesi yoluyla başarılmaktadır.' Bu yolda en etkili araç 'eğitimin ele geçirilmesi'dir.

“ATOM BOMBASI
KADAR ÖNEMLİ!”

Amerikalı uzman Max Von Thornburg, 1947 Ekim ayında The Fortune Dergisi’ndeki 'Türkiye'ye niçin yardım etmeli?' başlıklı raporunda 'İdeolojik taarruzun Amerikan Ulusal Güvenlik Stratejisi için, atom bombası kadar önemli olduğunun' altını çizmiştir.

    Ve 'Yalnız sermayemizi değil, hizmetlerimizi, geleneklerimizi, kültürümüzü  ve ideallerimizi de Türkiye'ye konuşlandıracağız!' demiştir.[6]

AYTUNÇ ALTINDAL: “TÜRKİYE’Yİ ELE
GEÇİREN HER TARAFI ELE GEÇİRİR”

Rahmetlik Aytunç Altındal, kendisiyle yapılan bir röportajda böyle konuşmuştur:

Türkiye sıçrama tahtasi. Dünya Kiliseler Birliği`nin aldığı bir karar var. Lambed Konferansı Kararları. Ben bu kararların ayrıntılarını `Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri`nde yazdım.

Türkiye’yi ele geçiren her tarafı ele geçirir. Hıristiyanlar Bizans`a, Doğu Roma Imparatorluğu`na nasıl hakim oldular diye baktığımızda aynı bugün uygulanan taktiği görüyoruz. Hıristiyanlığı resmi devlet dini olarak kabul ettirene kadar sürekli mağduru oynamışlardır.” [7]

DÜŞMANIN SIZMA BİRLİKLERİ
TÜRKİYE’DE HANGİ BÖLGELERDE?

İsrail ordusunun Filistin'deki komutanlarından Albay Erez Wiener bundan birkaç gün önce Savunma haberleri veren bir Amerikan dergisine geçen sene Batı Şeriada 2200 Filistinliyi tutukladıklarını ve bunlardan 1500 adedinin İsrail ordusuna ait "Özel Sızma Birimleri" sayesinde yapıldığını söyledi.

Bu birimlerin aldıkları özel eğitim gereği Filistinli Arapların arasına rahatlıkla sızabildikleri ve onların Arap olmadığının anlaşılmasının çok zor olduğunu belirten Albay Wiener bu ekiplerin yaptıkları istihbarat çalışmaları sayesinde pek çok Filistinli direnişçiyi elleriyle koymuş gibi bulabildiklerini de ekledi. Kendi komutasındaki bu birlikler hakkında övgü dolu sözlerde bulunan Albay Wiener Sızma Birimlerinin etkinlik ve sayısının yakın zamanda daha da artacağını söylemiş. [8]

“BİZ TERÖRLE DEĞİL, İSLAMİ BAŞ KALDIRI
İLE YANİ TÜRKİYE İLE SAVAŞIYORUZ" 

ABD-İngiliz basınında uzun süre tartışılan,  "Imperial Hubris: Why the West Is Losing the War on Terrorism" (Emperyal Kibir: Batı Terörizmle Savaşı Neden Kaybediyor) adlı kitabı kaleme alan, 22 yıl CIA'de çalışan ve Usame Bin Ladin operasyonlarının başında bulunan, ancak gerçek adı gizlenen, ABD basınının adını "Mike" koyduğu yazar şöyle demiştir:

"Amerikan liderleri şu apaçık gerçeği kabul etmeyi reddediyor: Biz, terörle ya da suçla değil, dünya çapında İslami başkaldırı ile savaşıyoruz"  [9]

Bunun anlamı, bugün İslam dünyasının en savaşçı ve en güçlü devleti olan Türkiye ile bu yüzden savaşıyoruz demektir.

ABD: BATI’NIN ÖNÜNDEKİ
ASIL BÜYÜK ENGEL İSLAM’DIR!

Medeniyetler çatışması tezini ortaya atan ve ABD stratejilerinin otoritelerinden Yahudi Samuel Huntington’un itirafı daha açık ve nettir. “Voice of America” (Amerika’nın Sesi)ne yaptığı açıklamada şöyle demiştir:

“Batı medeniyetinin önündeki en büyük tehdit; İslam fundamentalizmi değildir. Bizatihi İslam’dır. İslam’ı doğrudan düşman ilan etmek Müslümanları asırlık uykusundan uyandırır. İslam fundamentalizmi ve İslami terör maskesi altında saf dışı ve imha edilmek istenen İslamiyet’tir.” [10]

Çok iyi biliyoruz ki, ABD ve ortakları İslam’la savaşırken, başta İslam’ın ana gücü ve lideri olan Türkiye ile savaşıyorlar.

Zira bizimle savaşanlar boşuna dememişler:“Ne yapacağı belli olmadığı için Türkiye’yi yalnız bırakmıyoruz!”  [11]

BUGÜN İSLAM’A VE TÜRKİYE’YE KARŞI
OLAN SAVAŞI DOĞRU OKUMALIYIZ!

İslam’a ve Türkiye’ye karşı savaş, düşman oyunlarıyla özellikle anlaşılamaz ve izah edilemez bir hale getiriliyor. Onun için bu zaman, Türkiye’nin çok uyanık olma zamanıdır!

Bu şu demektir: Savaş yıllar öncesinden planlandığı şekilde, özellikle içinden çıkılamaz ve izah edilemez, karışık bir hale getiriliyor, dönüştürülüyor. Yani karşımızdaki düşman, düşmanlık oyunlarını Peygamberimiz zamanındaki İslam düşmanı münafıkların yaptıkları gibi, fitne ve fesat üzerine kuruyor.

Anlaşıldığı kadarıyla maskeli savaşlar dönemi başlıyor. Yani bundan sonra Müslümandan daha Müslüman, Türkiyeliden daha çok Türkiyeli bir düşmanla yüz yüze ve karşı karşıya geleceğiz, demektir…

İslam’ın ve Kur’an’ın asırlarca öncesinden defalarca uyardığı gibi,  bugünkü İslam’a ve Türkiye’ye karşı dünya savaşında, düşmanın tarihte örneklerini pek çok kez gördüğümüz ve karşılaştığımız namert ve kahpe yöntemleri ile karşı karşıya kalacağız, demektir.

SONUÇ

Kısacası, Batılıların şu sözlerini hiç unutmamalıyız: İslam’a ve Türkiye’ye karşı savaşan düşman bu savaşta “elleri yanmasın diye eldiven kullanıyor, maşa kullanıyor.” [12]

Düşmana eldiven, ya da maşa olmak ne büyük bir talihsizlik!

Bugün Türkiye’ye karşı eldiven ve maşa olanlar memleketimizde kimler acaba?

Buna göre, Türkiye’ye ve tüm İslam dünyasına karşı devam eden son Haçlı savaşında ülkemiz düşman tarafından devamlı takibat altında tutulacak, bazen yakından, bazen de uzaktan devamlı kontrol edilecek, demektir.

Bunun için Türkiye’yi yönetenler düşmanın bu kontrolüne ve takibatına karşılık her an uyanık, devamlı dikkatli ve tedbirli olmalıdırlar.

Sevgiler, saygılar…

Hasan Erden

herden@hotmail.com



[2] Yeni Şafak Gazetesi, 17.12.1997, 14.12.1997 tarihli The Sunday Telegraph Gazetesi,

[3] 2016 yılı itibariyle Türkiye’nin 10 şehrinde toplamda 15 askeri üs bulunmakta. Bunların bazıları NATO kontrolünde, bazıları ise doğrudan ABD’ye bağlı. (https://www.stratejikortak.com/2017/05/abd-nato-askeri-usler.html)

   2003 yılında Genelkurmay, İçişleri Bakanlığı'na gönderdiği gizli kriptoda, ABD İncirlik Hava Kuvvetleri Özel Tahkikat ve Araştırma Bürosu'ndan (AFOSİ) bazı ABD'li askerlerin ülkemizde faaliyetlerine dikkat çekilmiş, "Bu kişilerin görev sınırlarını aşarak Türkiye'nin değişik bölgelerinde araştırma yaptığı, bilgi topladığı, üst düzey kamu görevlileri ve vatandaşlarla özel görüşmelerde bulunduğu belirlenmiştir." denilmiştir. (http://www.aktifhaber.com/read_news.php?nID=98862, 24.01.2007)

[4] Arslan Bulut, 04.10.2011, http://www.aktifhaber.com/read_news.php?nID=98862, 24.01.2007.

[7] Selcan TAŞÇI, Ortadoğu, 2005-10-17

[9] İbrahim Karagül, Yeni Şafak Gazetesi, 6 Temmuz 2004

[10] Impact International Aralık 2002 sayısında, Elizabeth Liaglin’in makalesi, A.K.: M. Necati Özfatura, Dış Politika, Medeniyetler Çatışması başlıklı makalesi

[11] Yeni Şafak Gazetesi, 17.12.1997, 14.12.1997 tarihli The Sunday Telegraph Gazetesi,

[12] https://www.facebook.com/BanuAVAR, Aldığı Kaynak:  http://www.washingtonpost.com/opinions/ ... story.html,  804 Ekim 2012  tarihli gazeteler.

 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 27.07.2018 - 11:05 -449-
Bu sayfayı paylaşın :