ABD son Haçlı seferinde silahı bıraktı, şimdi Türkiye ile ve İslam’la böyle savaşıyor!

-A A +A

"Şimdiye kadar Hıristiyanlar, İslâm'a hücum ettiler kılıç çektiler. Çoktan beri kılıcı kınına koyduk ve Müslümanları, Hıristiyanlığı sevdirmeye yönelmiş bir gayret sergiledik;(…) Müslümanların kalplerine ulaşabilmemiz ancak bununla mümkün olacaktır." 

“Bu mukaddes vaat edilmiş topraklar (Türkiye) tamamen silahsız bir haçlı seferiyle geri alınacaktır…”

Türkiye düşmanlarının memleketimizle ilgili işte en son planı:

İslam’a ve Müslümanlara karşı araştırmalarıyla sessiz ve sinsi savaş açan araştırmacılardan Hermann Stieglecker şöyle demiş:

"Şimdiye kadar Hıristiyanlar, İslâm'a hücum etmek (…) için kılıç çektiler. Çoktan beri kılıcı kınına koyduk ve Müslümanları, Hıristiyanlığı sevdirmeye yönelmiş bir gayret sergiledik; (…) Müslümanların kalplerine ulaşabilmemiz ancak bununla mümkün olacaktır…"  [1]

Buradaki kılıcı her türlü silahlar olarak anlayabiliriz. Değerlendirmelerimize kaldığı yerden devam edelim.

Stieglecker “kılıçsız” savaşında o kadar ileri gitmiştir ki, İslam akaidini bozmağa yönelik “Die Clau benslenren des İslam” adlı 834 sayfa tutan 4 ciltlik bir eser yazmıştır.

ABD: “BİR FETİH SAVAŞINA GİRMİŞ
ASKERLER OLDUĞUNUZU UNUTMAYINIZ!”

Onun, İslam’la savaşının nasıl bir nitelikte olduğunu anlatan sözleri, Amerikan ABCFM misyoner merkezlerinden Hıristiyan misyonerlerine verilen talimatı hatırlatıyor:

“Bir fetih savaşına girmiş askerler olduğunuzu unutmayın.(...) Bu mukaddes ve vaat edilmiş topraklar (Türkiye toprakları) silahsız bir haçlı seferiyle geri alınacaktır.”  [2]

İslam’a karşı silahsız Haçlı savaşçıları, öncelikle Müslümanların din ve inanç damarından girerek, kalplerinde ve zihinlerinde İslam’ın esasları ve kaynakları konusunda şüpheler uyandırmak, dolayısıyla dinlerine olan güvenlerini sarsmak yoluna gitmişlerdir.

Amerikalı İşadamı-misyoner Al Dobra’nın sözleri de aynı sessiz ve sinsi savaşı anlatmıştır:

“Amacım bir Müslüman’ı dininden döndürmek değil.(...) Hedefim (olan attığım tohum) önce çürüyecek, sonra çatlayacak ve (fidan) büyüyecek; (o kişiler) giderek dinlerini sorgulamaya başlayacaklar.”  [3]

İSLAM ANLAYIŞINI BOZMAK İÇİN
İSLAM ARAŞTIRMALARI

Batılılar zihin savaşında Müslümanların kafalarında ve kalplerinde fitne tohumları ekmek ve şüpheler uyandırmak için, pek çok Kur’an-ı Kerim tercümesi hazırlamışlardır. İslâm Tarihi, Kelam, Fıkıh, İslâm Felsefesi, İslâm Tasavvufu, Kur’an ve Hadis ile ilgili araştırmalar yapmışlar, sahabe, tabiûn (Sahabenin talebeleri), müctehid imamlar, fıkıhçılar, hadisçiler, hadis ravileri, cerh ve ta‘dîl ilmi, rivayet sahipleri hakkında derin çalışmalar yapmışlardır.  [4]

Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cemal Agırman’ın araştırmasında  [5] yer alan örnekler şöyledir:

 “D.S. Margoriouth (1858-1940), Eaerly Development of İslâm (İslâm’ın İlk Devirlerindeki Gelişimi) adlı eserinde, Hz. Peygamber’in Kur’an’ın dışında geriye hiçbir sünnet ya da hadis bırakmadığını; Hz. Muhammed’den sonra ilk İslâm toplumunun uyguladığı sünnetin Hz. Peygamber’in sünneti olmayıp Kur’an vasıtasıyla tâdile uğrayan İslâm öncesi Arap örfü olduğunu; sonraki nesillerin bu örfe otorite ve normatiflik sağlamak amacıyla “Hz. Peygamber’in sünneti” kavramını geliştirip hadis mekanizmasını uydurduklarını   [6] dolayısıyla hukukun ikinci kaynağının Peygamberle bir araya gelmiş otorite şahısların onay ve adeti olduğunu belirtmektedir.  [7]

William Muir ve Aloys Sprenger, Hadis Edebiyatının Hz. Peygamber’in fiillerini ve sözlerini gerçek manada yansıtıp yansıtmadığını, onun naklinin güvenilir olup olmadığını ve sahih olan hadisleri sahih olmayanlardan ayırt etmeye dair klasik metotların geçerli olup almadığını sorgulayan ilk oryantalistler oldu.  [8]

BATI, PEYGAMBERİMİZ’E NEDEN
CEPHEDEN SALDIRMIYOR?

Sprenger, ayrıca, “Das Leben und die Lehre des Mohammad : Muhammed’in Hayatı ve Öğretileri” adlı kitabında Hz. Peygamber’in (SAS) risaletini, yabancı unsurlardan ve özellikle Hıristiyanlıktan nasıl ve ne kadar etkilendiğini ve bunun gibi daha pek çok İslâm’ın temel inanç ve kabullerini şüphe uyandırıcı bir üslûpla tartıştı. [9]

Misyoner faaliyetlerinin en etkili biçimde gerçekleştirilebileceği yöntem, “‘Muhammedanizm’e cepheden saldırmak değil”di. “Aksine yeni fikirlerin, bu inancın temelini aşındırmasını beklemek yeterli olacaktı. ” [10] Misyoner oryantalistlerin en büyük amacı, Hz. Muhammed'in peygamberliğini reddetmek ve Kur’an’ın vahiy olduğu konusundaki inancı çürütmekti. Bir başka deyişle oryantalistlerin İslâm konusundaki çalışmaları, onu anlamak için değil, gözden düşürebilmek içindi. [11]

BUGÜNKÜ HIRİSTİYAN VE YAHUDİ
İTTİFAKI: “İSLAM BİZDEN ÜRETİLDİ!”

Ana hedef; Peygamberin hayatı, Kur’an ve Hadislerdi. Bu nedenle Ondokuzuncu Yüzyılın ikinci yarısında birçok oryantalist, Hz. Peygamber’in hayatı hakkında kitaplar yazdı. [12]

Kur’an üzerindeki araştırmalarda, oryantalistin asıl meselesi, genellikle ya Kur’an’da, İslâm öncesi Arap adetleri ve geleneklerinden ödünç alınmış veya taklit edilmiş fikirleri bulmaya çalışmak ya da Kur’an’ın Hıristiyanlık ve Musevîlikten türetildiğini ispat etmektir. [13]

Batı’nın bütün derdi kendini asıl ve merkez kabul edip İslâm'ı kendine uydurmak, kendi değerleriyle özdeşleştirmektir. Kendi bakış açılarının Müslümanlar tarafından içselleştirilmesidir.”  [14]

Müslümanlara karşı silahlarını bırakıp da savaşı zihinlerde ve yüreklerde kazanmağa çalışan Batılı sömürgeci İslam araştırmacıları genç nesillerin kafalarına “İslâm’ın, Hıristiyan ve Musevî geleneklerinin bir türevi olduğu” [15]“Orijinal olmadığı”  [16] fitne tohumunu ekmeğe çalışmışlardır.

ASIL AMAÇ, “MÜSLÜMANLARI İSLAM’LA
HIRİSTİYANLIĞA YAKLAŞTIRMAK”TIR

Bunlardan Gibb ve Von Grunebaum, “Hz. Muhammed’in peygamberliği ve dinini, Hıristiyan ve Yahudî geleneklerinden kaynaklanan yönleri ile tanımlamayı tercih eder. Bu ikisi olmadan İslâm kavranamaz.” demiştir. Grunebaum “Hıristiyan ve Yahudî inanç kalıplarının İslâm Peygamber’inin fikirlerinin oluşumunda büyük önemi olduğunu, Tevrat ve İncil’deki özlerin, Kur’an’ın oluşmasında etkili olduklarını” söylemiş ve  “Kur’an’daki fikirler, Peygamber’in kendi fikirleridir.” Demiştir.  [17] Hatta “Kur’an’ın yazarının, Hz. Peygamber olduğunu” ileri sürmüştür. [18]

Müslümanların kafalarına fitne tohumu ekenler “İslâm eksik ve hatalı bir Hıristiyanlıktır; yani, “Hıristiyanlığın bozulmaya uğramış biçimidir.” Demişlerdir[19] Bu fitnecilerden Dr. Cragg’ın asıl amacı, “Müslümanları İslâm vasıtasıyla Hıristiyanlığa yakınlaştırmaktır.” [20]

Savaş yöntemini değiştirip kılıçlarını/silahlarını bırakan Batılı sömürgecilerin “Müslümanları İslam vasıtasıyla Hıristiyanlığa yakınlaştırma” yöntemlerini, bugün aynı zamanda Amerikan sömürgeciliğine ve AB sömürgeciliğine yakınlaştırma şeklinde de anlamamız gerekir.

Nitekim ABD Eski Başkanı Obama’nın Kahire’de El-Ezher İslam Üniversitesi’nde İslam dünyasına hitaben yaptığı konuşmada “Esselamü aleyküm” diye söze başlaması ve Kur’an-ı Kerim’den ayetler sıralaması yöntemin sömürgeci stratejilerinde ne kadar büyük boyutlara vardığını gösteriyor.

KISACASI

Batılı sömürgecilerin, İslam’a karşı silahsız ve sessiz savaşlarında, Müslüman kitlelerin zihinlerine ve kalplerine atılan, örneklerini verdiğimiz şüphe ve fitne tohumları elbette dinini bilen ve İslam’a derinden inanmış bulunan bilinçli kesimlerde hiç bir etki meydana getirmeyecektir.

Ancak İslam’ı bilmeyen ve bilinçli olmayan korunmasız ve savunmasız genç kuşaklarda şüphe ve fitne tohumlarının zamanla nasıl yıkımlar meydana getirebileceğini herhalde tahmin etmek güç olmasa gerektir.

Yavrularımızı ve genç kuşaklarımızı böylesine fitne tohumlarına karşı kim savunacak ve kim koruyacak?

Peki biz analar ve babalar acaba ciğerpare çocuklarımız için öyle bir sorumluluğa ve hassasiyete sahip miyiz?

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com



[1] Prof. Dr. Suat Yıldırım, “Kiliseyi İslam ile Diyalog İstemeye sevkeden sebepler”, Yeni Ümit Dergisi, Sayı : 16 Nisan-Mayıs-Haziran 1992, A.K.: A.C. Anavvati tarafından Vers un dialogu-ve... s.593\'

[2] Kendi Belgeleriyle Anadolu’daki Amerika, 19 Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Amerikan Misyoner Okulları, Dr. Uygur Kocabaşoğlu,  s: 33

[3] Mustafa Yıldırım, a.g.e., s: 407, A.k.: Mother Jones, May/June 2002, s.46

[5] Yazarın Oryantalizm ve Oryantalistler başlıklı araştırması: http://www.cemalagirman.com/kof_orytlist_01.html

[6] Fazlur Rahman, İslam, çev., Mehmed Dağ-Mehmet Aydın, Ankara 2000, s. 96

[7] Guraya, M. Yusuf, Origins of Islamic Jurisprudence, Lahor 1985, s. 18. Krş., age’in tercümesi Sünnetin Neliği Sorununa Metodik bir Yaklaşım, çev., Mehmet Emin Özafşar, Ankara 1999, s. 47

[8] Brown, Daniel, İslam Düşüncesinde Sünneti Yeniden Düşünmek, çev., Sabri Kızılkaya-Salih Özer, Ankara 2002, s. 37

[9] Bk. Bedevî, Abdurrahman, Mevsû‘atu’l-Musteşrikîn, Beyrut 1993, s. 28-32

[10] Duncan Black MacDonald, Aspects of Islam, New York 1911, s. 12-13

[11] Hüseyin, “Oryantalizm’in İdeolojisi”, s. 18

[12] Hüseyin, “Oryantalizm’in İdeolojisi”, s. 25

[13] Mesela bk. Watt, W. Montgomery, Hz. Muhammed’in Mekke’si, çev., Mehmet Akif Ersin, Ankara 1995; Gibb, İslam Medeniyeti Üzerine Araştırmalar, s. 193-236: “İslamda Dini Düşüncenin Yapısı” adlı makale.

[14] Bk. Pruett, "İslam ve Oryantalizm", s. 69

[15] Pruett, "İslam ve Oryantalizm", s. 66

[16] Pruett, "İslam ve Oryantalizm", s. 73

[17] Von Grunebaum, Essays, s. 13-14

[18] Pruett, "İslam ve Oryantalizm", s. 74.

[19] Said, Oryantalizm, s. 106. Ayrıca bk. Oryantalist Yaklaşıma İtirazlar, Derleyen: M. Emin Özafşar, Ankara 1999, s. 13.

[20] Kureşî, “İyi Niyetli Tarafgirlik : Kenneth Cragg Üzerine Bir Deneme”, s. 197.

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 31.03.2017 - 11:32 -570-
Bu sayfayı paylaşın :