+A A -A

ABD, Türkiye’nin yeniden niçin Osmanlı’yı ve Hilafet’i kurmasını istiyor?

-A A +A

ABD sömürgesi Osmanlı’yı kendileri yıktılar, yıllar sonra
şimdi yine kendileri kurmaya çalışıyorlar. Acaba neden ve
nasıl bir oyun peşinde koşuyorlar?

1984’ten sonra Graham Fuller, Paul Henze, Samuel
Hundington, Heilburnn ve Lind gibi CIA kurmaylarınca
bölgede Amerika’nın buyruğunda Osmanlı İmparatorluğu’na
benzer bir yönetimin kurulmasının Amerikan çıkarlarına
uygun olduğu pek çok kez vurgulanmıştır.”

Türkiye’ye karşı düşmanın soğuk 
savaşında bu tuzaklara
dikkat!

 

ABD, önce Türkiye’mizi ve İslam dünyasını küçük küçük eyaletler halinde paramparça etmek istiyor. Bizim tarihimizdeki merkezi sistemleri kendi kontrolünde bize yaptırmayı ve dolayısıyla tüm bölgemizi kontrol altında tutmayı amaçlıyor.

1992 yılı Ağustos ayında Danimarka’da Aalborg Üniversitesi’nde yapılan uluslararası bir toplantıda, Prof. Johan Galtung, şöyle diyordu:

‘İleride İslam ülkelerinin başına geçmeyi planlayan Türkiye, Avrupa Topluluğu’na hem ticari, hem de askeri bir rakip olacaktır.’ “  [1]

Clinton’un Güvenlik Konseyi Avrupa Direktörü Bilinken’in sözü: “Türkiye İslam dünyasına modeldir.” [2]

ABD Savunma Bakanı Wolfowitz’in değerlendirmesi: “Türkiye Müslüman dünyasına örnektir, Türkiye dini inançların laik kurumlar adına kurban edilmesine gerek olmadığını gösteriyor.”  [3]

ABD Dışişleri Bakanı Rice, Ulusal Güvenlik Danışmanı olduğu yıllardan beri hep aynı şeyi söylemiştir: “Türkiye İslam dünyası için mükemmel model”dir. [4]

Avrupa Parlamentosu Üyesi Ozan Ceyhun: Cumhuriyet Türkiye’si İslam alemine model olma imkanına sahip, Türkiye İslam alemiyle Batı arasında bir köprü olabilir.” [5]

Bir zamanlar İsrail eski Başbakanı olan Şaron da Ilımlı İslam konusuna değinerek Türkiye’nin misyonuyla ilgili şöyle demiştir:

“Biz Türkiye ile ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Siz, İslam dünyasının merkezindeki bir ülke olarak büyük katkı yapabilirsiniz. Bölgedeki ılımlı grupların demokratikleşmesine öncülük edebilirsiniz.” [6]

TUZAKLARI KURAN ABD’Lİ YAHUDİ:
“TÜRKİYE İSLAM’IN LİDERİ OLMALI”

Türkiye’ye “Ilımlı İslam” konusunda yüklenen görevin detaylarını, asıl Amerikan sömürgeciliğini fikir planında resimleyen ABD’li teorisyenlerden dinlemek gerekir:

“Samuel Huntington’un yeni tezi: Türkiye İslam’ın lideri olmalı. İslam dünyasında düzene ihtiyaç var... İslam dünyasında liderlik rolü oynayabilecek ülkeler var. Ancak Türkiye ekonomik gelişme seviyesi, stratejik konumu, kendine güvenen bürokrasisi, ordusu, Batı ve İslam karışımı kültürü ve İslam alemine önderlik bakımından eşsiz bir yere sahip. Tarihte Osmanlılar bunu yapmadı mı? Eğer Türkiye bir Batılı ülke olma ısrarından biraz vazgeçerse, İslam’a model olur.” [7]

 ''... Çoğu uygarlık grubunun, bir veya birkaç lider ülkesi var: İslam'ın yok! Eğer Türkiye 'Batılı ülke olmak' ısrarından biraz vazgeçer; demokrasi ve modernleşmenin bir İslâm ülkesinde mümkün olduğunu göstermeye daha çok ağırlık verirse; bütün dünyaya ve İslâm'a büyük bir 'model' olur...''  [8]

“TÜRKİYE İSLAM ROLÜ İÇİN ŞÜPHESİZ
 M. KEMAL’DEN VAZGEÇMELİDİR!..”

Hundington sonra Batı’nın güdümünde uydu bir Osmanlı’yı ve halifeliği isteyerek şu şekilde değerlendirmelerde bulunmuştur:

'...Türkiye İslâm’ın çekirdek devleti olmak için, gerekli tarihe, nüfusa, orta düzeyde bir ekonomik gelişmişliğe, ulusal birliğe, askeri yetenek ve geleneğe sahiptir. Gelgelelim Atatürk'ün, Türkiye'yi net bir şekilde lâik bir toplum olarak tanımlaması, Türk Cumhuriyeti'nin bu rolü, Osmanlı İmparatorluğu'ndan devralmasını önlemiştir...''

''...bununla birlikte, Türkiye kendisini yeniden tanımladığı takdirde ne olur? Türkiye, bir noktada, Batı dünyasına üyelik için yalvarıp duran, bir dilenci olarak oynadığı hüsran verici ve aşağılayıcı rolden vazgeçip; Batı'nın temel İslâmî muhâtabı ve düşmanı olarak oynadığı çok daha etkileyici ve onurlu rolü yeniden üstlenmeye hazır hale gelebilir...''

''...Balkanlar, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya'daki Müslümanlarla kapsamlı tarihsel bağlantılara sahip olması bakımından, Türkiye'nin Müslüman ülkeler arasında benzersiz bir yeri vardır. (...) Lâiklik ve demokraside, Batı'nın iyi ve kötü yanlarını yaşayıp görmüş olan Türkiye de, İslâm'a liderlik etme vasfını kazanmış olabilir; ama, bunu yapabilmek için, Atatürk'ün mirâsını; -Rusya'nın Lenin'in mirâsını reddedişinden daha eksiksiz bir şekilde- reddetmek zorunda kalacaktır!..'' [9]

ABD’NİN ÖNDE GELENLERİ: ‘TÜRKİYE
İSLAM İÇİN GERÇEK BİR MODEL OLABİLİR’

“Ilımlı İslam” ın kuramcılarından John Esposito ve Francis Fukuyama, Türkiye’nin, iktidarıyla, İslam dünyası için ‘gerçek laiklik’i uygulayabilecek bir model olacağını söyledi. Fukuyama, “Türkiye iktidarının Hıristiyan demokrasinin yükselişinin İslami versiyonu, İslam dünyasındaki en iyi gelişme.” dedi.

Uluslararası ilişkiler ve din profesörü John L. Esposito, Türkiye iktidarının savunduğu ilkeleri hayata geçirmesi halinde, ülkenin kültüründe Müslüman geleneğini sürdürmekle birlikte laik bir ülke olarak gerçek bir örnek teşkil edebileceğini söyledi.

Prof. Esposito, seçim sonuçlarının hem demokrat, hem de samimi Müslüman olunabileceğini gösterdiğini belirten Esposito, ılımlı din adamlarının Türkiye’deki dönüşüme büyük katkısı olduğunu vurguladı. [10]

“Dönüşüm” deyince hemen ABD Büyükelçisi Edelman’ın sözü akla geliyor: “Amerika’nın 21’nci yüzyıla yönelik en büyük projesi İslam dünyasını dönüştürme projesidir.” [11]

ABD’NİN GÜDÜMÜNDE OSMANLI
YÖNETİMİ OLUŞTURULMALI”

Batı’nın, Türkiye’ye İslam dünyasıyla ilgili olarak önerdiği/yüklediği görevler bu kadarla kalmıyor. Türkiye için daha ileri boyutlarda görevlerin planları ve stratejileri hazırlanıyor. Nasıl mı? Görelim:

“1984’ten sonra Graham Fuller, Paul Henze, Samuel Hundington, Heilburnn ve Lind gibi CIA kurmaylarınca (...) bölgede Amerika’nın buyruğunda Osmanlı İmparatorluğu’na benzer bir yönetimin kurulmasının Amerikan çıkarlarına uygun olduğu pek çok kez vurgulanmıştır.”  [12]

ABD: “İSLAM VE OSMANLI MİRASINDA
DEMOKRATİK SİYASET İNŞA EDİLMELİ!”

S. P. Huntington şunları söylüyor:

"Türkiye'nin kültürel ve dini geleneklerini canlandırmanın ve İslam ve Osmanlı mirasının üzerine modern bir ekonominin ve demokratik bir siyasetin inşa edilebileceğini göstermenin zamanının geldiğini düşünebilir... İnanıyorum ki, Türkiye bu yüksek gayeye sahip çıkacaktır ve eğer İslamî bir anlayışla kalkınmayı ve demokrasiyi birleştiren bir model olabilirse bundan hem Türkiye, hem de dünya faydalanacaktır. .."  [13]

“İSLAM DÜNYASININ
BİR HALİFESİ OLMALIDIR”

Sömürgecinin Türkiye’ye yüklemeğe çalıştığı Osmanlı misyonundan başka sırada bir de “Hilafet” misyonu var. Bu misyon, Clinton’un başkan olduğu dönemde bizzat kendi ağzından dile getirilmeğe başlanmıştı.

“Clinton, Endonezya’da bir camiye gittikten sonra İslam’da Hilafet düzeninin yeniden kurulmasını savunarak şöyle demiştir: “Batı dünyası ile İslam arasında bir barış ve diyalog kurulmasına engel olan şey bir kanal eksikliğidir. İslam dünyasının bir başı (halifesi) yok. Hıristiyanlığın Papalık gibi bir kuruluşu var. İslam dünyasının bu eksikliği, aklına esen her teşkilatın kendini İslam dininin temsilcisi, lideri olarak ortaya atmasına yol açıyor. İslam dininin gerçek bir lideri  (Halifesi) olsa, onu Beyaz Saray’a çağırır diyalog başlatırdık.” [14]

“İngiltere, Türkiye’nin önderliğinde yeniden bir hilafet kurulmasına sıcak bakmaktadır” [15]

CIA RAPORLARINDA “ÜÇÜNCÜ
CİHAD” VE HİLAFET MESELESİ

“CIA'nın think-tankı olan "The National Intelligence Center" tarafından hazırlanan "Mapping The Global Future" başlıklı dünyanın geleceğine dair öngörülerin yer aldığı çalışma, ABD'nin küresel hegemonya savaşının hangi gerekçelerle yürütüldüğünü, Irak'ın neden işgal edildiğini, "terörle savaş" adı altında Müslümanlara yönelik derin dönüştürme operasyonlarının ne amaçla yapıldığını ortaya koyan ve ABD'nin nasıl bir gelecek kurguladığını gösteren çarpıcı bir çalışma. (...)

Raporun en çarpıcı yönü, Batı ile, özellikle de Amerika ile hesaplaşmacı bir çizgiye gelen, ABD işgal ve saldırılarıyla daha da güç kazanan İslami yönelişin 15 yıla kadar bir hilafet örgütlenmesini başarabileceği, böylece küresel sistemi kökünden sarsacak bir gelişmenin ortaya çıkabileceğine dair öngörü. Farklı bölgelerde yaklaşık bin uzmanın katıldığı 30 konferans sonucu elde edilen bulgular, böyle bir hilafetin ortaya çıkmasının İslam'ın yeni bir aktör olarak küresel sistemde belirgin bir rol üstlenmesine yol açacağını gösteriyor. Bu öngörü CIA raporunun dışında Batılı çevrelerde yoğun olarak tartışılıyor. Hz. Muhammed'in (SAV) vefatından hemen sonra başlayan ve Endülüs'e kadar uzanan genişlemeyi "Birinci Cihad Dalgası", Osmanlı liderliğindeki genişlemeyi "İkinci Cihad Dalgası" olarak gören bazı çevreler şu anki pozisyonu "Üçüncü Cihad Dalgası" olarak niteliyor ve Yeni bir Hilafet'in Mısır, Türkiye, Pakistan, Endonezya, Körfez ülkeleri, Sudan, Tunus, Cezayir, Fas, Yemen, Suriye, Libya, Lübnan ve İsrail işgali altındaki Filistin topraklarını etkileyebileceğine dikkat çekiliyor.

Soru şu: ABD gerçekten yeni bir hilafet ihtimalinden mi korkuyor yoksa yeni bir kontrol stratejisi olarak hilafetin zeminini mi oluşturuyor? “  [16]

YAHUDİ STRATEJİST:
“OSMANLI’YI YENİDEN KURMALIYIZ!”

İngiliz gazeteci Timothy Garton Ash ise The Guardian gazetesinde yayınlanan 27 Mart 2003 tarihli makalesinde şöyle bir analiz yapar: "Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden kurmamız gerektiğini düşünüyorum."  [17]

9 Mart 2003 tarihli New York Times gazetesinde yayınlanan David Fromkin imzalı, "A World Still Haunted by Ottoman Ghosts" (Hala Osmanlı Hayaletleri İle Dolu Bir Dünya) başlıklı makalede şunlar yazılıyor:

"Bugün, Bush yönetimindeki daha ihtiraslı isimler, sadece Irak'ı işgal etmeyi hedeflemiyor, bunu Arap Ortadoğusu'nu dönüştürmekte bir temel olarak kullanmak da istiyor. Daha önce Batılı ülkeler (İngiltere ve Fransa) bir kez daha Osmanlı topraklarını yeniden şekillendirme işine koyulmuşlardı. Bu ülkeler, Birinci Dünya Savaşı'ndan zaferle çıktıktan sonra Ortadoğu'nun haritasını yeniden çizdiler. Irak, oluşturulan yapay devletlerden birisiydi. Birinci Dünya Savaşı'nın ardından, İngiltere ve Fransa, Osmanlı İmparatorluğu'nu yenerek Arap topraklarının kontrolünü ele geçirdi."  [18]

“TÜRKİYE BATI’DAN VAZGEÇMELİ,
İSLAM’IN LİDERİ OLMALI”

 “Medeniyetler Çatışması” teorisi ile ünlü olan Yahudi Stratejist Samuel Hundington Türkiye’nin yeniden İslam ülkelerinin başına geçmesi gerektiği düşüncesinin mimarlarındandır.

Bu konuda şöyle değerlendirmeleri vardır:

“Türkiye İslam’ın lideri olmalı. İslam dünyasında düzene ihtiyaç var... İslam dünyasında liderlik rolü oynayabilecek ülkeler var. Ancak Türkiye ekonomik gelişme seviyesi, stratejik konumu, kendine güvenen bürokrasisi, ordusu, Batı ve İslam karışımı kültürü ve İslam alemine önderlik bakımından eşsiz bir yere sahip. Tarihte Osmanlılar gibi Türkiye bir Batılı ülke olma ısrarından biraz vazgeçerse, İslam’a model olur.” [19]

SONUÇ OLARAK

Bilindiği gibi, yıllar önce Irak Eski Devlet Başkanı Saddam Hüseyin, ABD tarafından güçlendirilerek bütün İslam dünyasını kapsayan bir tuzağa çekilirken, önce bu ülkenin gelişmesi için yollar açılmış ve Saddam tüm İslam dünyasında en güçlü bir devletmiş gibi gösterilmişti. Bilindiği gibi sömürgeci güç, Saddam’ın sözkonusu halinden faydalandıktan sonra bu lideri yok etmiş, idam etmişti.

Bunu hatırladıktan sonra bugün bizim Türkiye’mize bakalım:

Bugün İslam’a ve İslam alemine karşı açılan bir dünya savaşı var. Bu dünya savaşına rağmen, Türkiye silah sanayiinde büyük gelişme sağlamış ve İslam ülkeleri arasında en güçlü bir ülke haline gelmiş bulunuyor.

Düşman oyunlarını boşa çıkaracak derecede mükemmel bir ilerleme kaydeden ülkemiz inşallah Saddam gibi düşman oyununa gelmeden bu gelişmesine ve güçlenmesine devam eder.

Öncelikle unutulmamalıdır ki, ülkemiz bu gelişmeyi, bu yükselişi Allah’ın yardımıyla ve lütfuyla gerçekleştiriyor. Ama biz sıkı durmazsak ve dikkat etmezsek, düşman önleyemediği bu güçlenmemizi her an istismar ederek, bizi hedeflerimizden saptırabilir ve yukarıda belirttiğimiz gibi, ülkemizi Osmanlı ve Hilafet gibi tuzaklara sürüklemek isteyebilir.

Türkiye’nin böyle tuzaklara sürüklenmemesi için, başımızdakilere yardımcı olalım, destek olalım ve yürekten dua edelim.

Allah yardımcımız olsun, oyuna gelmekten bizi her an korusun ve düşmana fırsat vermesin!

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

Hasan Erden

 

[1] Aytunç Altındal, “Laiklik”, Anahtar yayınları, Basım 1994 s: 253

[2] Zaman, 11Ocak 2001

[3] Hürriyet ve Radikal, 07 Mayıs 2002

[4] 16 Ocak 2002,Sabah

[5] Aksiyon, 9 Şubat 2002

[6] 2-3 Mayıs 2005 günkü Gazeteler

[7] Şahin Alpay, Milliyet Gazetesi, 9.9.1996

[8] 9 Eylül 1996, Milliyet

[9] Samuel Huntington, 'Medeniyetler Çatışması', s.263/264, Okuyan Us Yayınları, Ocak 2002

[10] Zaman, 25.11.2002

[11] Yeniçağ, 2 Mart 2005

[12] Cengiz Özakıncı, United States Of İRTİCA 1945-1999 Soğuk Savaş Dönemi’nden Yeni Dünya Düzeni’ne TÜRKİYE’DE İRTİCA VE EMPERYALİZM, otopsi, 4. Basım, s: 120-121

[13] Medeniyetler Çatışması, s. 171,179

[14] İrtica Kitabı, s: 161-162, Asıl kaynak Türkiye Gazetesi, 31.12.1994.

[15] Aytunç Altındal, Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri, Yeni Avrasya Yayınları, s: 84

[16] Ibrahim Karagül, Yeni Şafak Gazetesi - 18 Ocak 2005

[19] Şahin Alpay, Milliyet Gazetesi, 9.9.1996

 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 23.12.2017 - 12:43 -1,618-
Bu sayfayı paylaşın :