ABD’ninbaş hedefi hangi devlet: İşte belgeler

-A A +A

Atalarımızın kendilerine güveni, Allah’a güvenlerinden kaynaklanıyordu. Her şeye gücü yeten Yüce Allah’a güvenenlerin asla mağlup olmayacaklarına inanıyorlardı. Nitekim Çanakkale’yi ve Milli Mücadeleyi bu güvenle kazanmışlardı. Bugün karşı karşıya kalabileceğimiz yeni bir milli mücadeleyi kazanabilmemiz için atılacak ilk adım, Türk milletini önce Allah’a güvenen, sonra kendine güvenen bir toplum haline getirmektir.

Türkiye var olabilmek için
busavaşa nereden bakmalı?

ABD Dışişleri Eski bakanlarından Condeleza Rice Irak savaşı ile ilgili olarak “22 ülkenin sınırları değişecek” şeklinde açıklama yapmıştı. [1]ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı ScottCarpenter da “Bu bölgedeki statükoyu değiştirme konusunda ciddiyiz ve kararlıyız” [2]demişti.

Bu sözler, İslam’a karşı ilan edilen yeni Dünya Savaşı’nın nereye varacağı konusunda bir ipucu veriyor. Savaş sonunda İslam coğrafyasında neler yapılmak istendiği konusunda daha net cevaplar alabileceğimiz açıklamalar var, onlara bakalım:

ABD sömürgeciliğinin dünya hakimiyetine giden yolda en çok yıkmak ve yok etmek istediği hedefler ulusal ve bağımsız devletlerdir. Bu hedefler yıllarca öncesine dayanır. Nitekim “Johnson Doktrini”nin mimarlarından Prof. Rostow“Bütün ulusal kurtuluş hareketleri komünist olmaya mahkumdur. Bu nedenle ezilmelidir.” [3]demiştir.

ABD sömürgeciliğinin beyni sayılan kısa adı  CFR olan Dış İlişkiler Konseyi  (Council of ForeignRelations) adlı kurula göre, dünya hakimiyetine, dolayısıyla ABD’nin derin devletinin “Dünya Devleti”ne (hakimiyetine) giden yol dünyadaki tüm bağımsız ve milli devletlerin yok edilmesinden geçer. Egemenliklerin ABD’ye devredilmesinden geçer.

“CFR, ‘Tek Dünya Tek Hükümet’in tüm kötülükleri ortadan kaldıracağını söyler. Bu onun sosyal hedefidir. Bunu yapabilmek için de önce ‘Milli Bağımsızlık ve Egemenliklerin’ CFR’ye devredilmesini ister. Bu da CFR’nin gizli hedefidir. Buyrun okuyun: CFR’nin kuruluşunun 50. yılı münesebetiyle 1971’de yayınladığı dergideki üyelerine özel sayısında örgütün en saygın üyelerinden KingmanBrewsterJr, baş makalesinde CFR’nin ‘Gizli’ amacını şöyle açıklamıştı:’ Başkalarını da egemenlik haklarını bizimle birleştirmeye (bize devretmeğe)  ikna etmek için bazı riskler almamız gerektiğini biliyoruz…’

CFR: “ABD DIŞINDA TÜM MİLLİ DEVLETLER
(TÜRKİYE DAHİL)YOK EDİLECEK”

Daha ilginç bir belge ise ABD’de ‘StateDepartmentDocument 7277’ adıyla kayıtlıdır. Buna göre CFR, tüm ülkelerin silahsızlandırılmasından yanadır. Ve belgenin sonunda şu ilginç saptama vardır: ‘…O zaman Birleşmiş Milletler’in Global Hükümeti o denli güçlenecektir ki, hiçbir ulus ona karşı çıkmaya cesaret edemeyecektir.’ Bu belge 1970’te Nixon yönetimindeki U.S. Arms Control andDİsarmamentAgency tarafından benimsenerek ABD politikası olarak kabul edilmişti.

Bu belge CFR’nin tezi doğrultusunda ulusları ‘Egemenliklerinden’ vazgeçirme ve ‘Ulus Devletlere’ son verme çağrısıydı.” [4]

Noam Chomsky, “Kader Üçgeni” kitabında, ABD’nin bölgedeki hedefini daha net bir şekilde ortaya koymuştur: “Ortadoğu’da ulusallık ve ulusal kimlik yok edilmeli, bunun için de Ortadoğu Osmanlılaştırılmalıdır. Böylece bölgede Batı çıkarlarına karşı çıkacak ulusal güç ve direnç kalmayacak, sistemlerin çarkları rahatlıkla işleyecektir. ABD için en tehlikeli düşman ve tehdit, bağımsızlık tehdididir. Asla hoş görülemez.”[5]

New York Times’in, George Bush yönetiminin ilk zamanlarında yayınladığı “Üçüncü Dünya Tehditleri” konulu Ulusal Güvenlik Raporu’ndaki şu ifadeler de, ABD sömürgeciliğinin, dünyadaki ulusal ve bağımsızlık hareketlerine karşı tavrını aynı şekilde yansıtıyor:

“ABD için ‘Daha Zayıf Düşmanlar’ sadece bir tek tehdit oluşturur: Bu, bağımsızlık tehdididir ve asla hoş görülemez. (…) hasım, yenilgiye uğramakla kalmamalı, un ufak edilmeli ki, dünya düzeninin esas dersi iyice öğrenilsin, patron biziz, sizin göreviniz bizim pabuçlarımızı parlatmaktır.” [6]

BU DURUMDA TÜRKİYE DE HAÇLI
SAVAŞININ ANA HEDEFLERDEN BİRİSİDİR

Kısacası İslam dünyasına karşı başlatılan Yeni Dünya Savaşında nihai amaç ve hedef, önce Ortadoğu’daki sonra bütün dünyadaki tüm Milli ve bağımsız devletleri yok etmektir. Sömürgecinin bu hedefleri arasında Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bulunuyor.

İslam coğrafyasındagerçekleştirilmesiiçinçalışılanbuoyundaTürkiyeCumhuriyetidevleti de, yıkılmasıveyokedilmesihedeflenenülkeleriniçindeyeralıyor.

ABD’nin etkin gazetelerinden Pittsburg Post Gazette’de yayınlanan bir belgeye göre, Amerikan istihbarat ve güvenlik yetkilileri tarafından yapılan bir çalışmada Türkiye “potansiyel terörist” ülkeler arasında kabul edilmiştir. Bu belgede, 2006 yılında hazırlanmasına başlanan listede 35 ülkenin ismi zikredilmiştir. Bu listeye alınan ülkeler arasında, ABD’nin teröre destek veren ülkeler olarak nitelendirdiği İran, Suriye ve Kuzey Kore gibi ülkelerin yanı sıra Amerika’nın Müslüman dünyasındaki en yakın müttefikleri olarak bilinen Türkiye, Mısır ve Ürdün gibi ülkeler de yer alıyor. Buna göre, ABD’ye göçmenlik başvurusu yapan bir kişi Türkiye’de doğduysa, ya da yakın akrabaları Türkiye’de yaşıyorsa potansiyel terörist damgası yiyecek. [7]

ABD’de daha önce de böyle, Türkiye’ye dokunan ve ülkemizi tehdit konumunda değerlendiren çalışmalar yapılmıştır.

TÜRKİYE NASIL “HAYDUT/SERSERİ
DEVLETLER”DEN SAYILIYOR?

ABD stratejilerinde düşman kabul edilen devletlerin tanımında kullanılmağa başlanılan yeni bir kavram vardır: “Haydut /Serseri devletler.”

Türkiye’de Harp Akademileri Öğretim Başkanlığı tarafından tercüme edilen, ABD Hampshire Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Michael Klare’nin, Pentagon’un askeri danışmanlarına yardımcı olmak üzere hazırladığı “Haydut (Serseri) Devletler ve Yasadışı Nükleer Güçler” adlı kitabında, Amerika’da yeni bir düşman tanımı yapmak gerektiği ifade edilmiş, bunun için, “Haydut (ya da serseri) Devletler” anlamında “RogueState” kavramı kullanılmıştır.

Kitapta, “Kitle imha silahlarını üretme yolunda yoğun çaba harcayan ve dünya düzenini sabote etmeyi amaçladıkları” iddiasıyla, bazı üçüncü dünya ülkeleri, “Haydut Devletler” olarak tanımlanmıştır. İran, Irak, Suriye, Libya, Kuzey Kore “Haydut (Serseri) Devletler” olarak nitelendirilmiştir. Michael Klare, çalışmasında, ayrıca “Müstakbel Haydut/Serseri Devletler” olarak nitelendirdiği ülkeleri sıralamış, Çin, Hindistan, Pakistan, Güney Kore, Mısır, Tayvan ve Türkiye’yi bu sınıfa giren devletlerden göstermiştir.

Buna göre, Türkiye her an “Haydut devlet” olarak görülebilecek bir devlet demektir.

“HAYDUT DEVLETLER  (TÜRKİYE DAHİL)
TEHDİT OLMADAN VURULMALIDIR!”

Yine 2002 yılının Eylül ayında, Amerikan yönetimi, tehdit olacağını düşündüğü hedeflere önceden önleyici saldırılarda bulunma “hakkı”nı kullanacağını, yayınladığı 35 sayfalık bir metinle ilan etmiştir. TheNational Security Strategy of the United States başlığıyla yayınlanan Amerikan Milli Güvenlik Stratejisi belgesinde, şöyle denmiştir: “ABD, haydut devletleri ve onların terörist dostlarını, bizi ve müttefiklerimizi kitle imha silahlarıyla tehdit eder hale gelmeden önce durdurmaya hazır olmalıdır.”  [8]

Buna göre; Türkiye de müstakbel “Haydut devlet” olarak tanımlandığı için, “tam tehdit haline gelmeden” vurulabilecektir.

2006 Nisan ayında, Amerikan The Washington Post Gazetesi’ne göre ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Amerika’nın “terörizme karşı küresel savaşı”nda “savaş halinde olmadığı ülkelerde de askeri operasyon düzenleyebilme yetkisini” onayladığını bildirmiştir. [9]

Buna göre Türkiye’nin de, ABD’nin savaş halinde olmadan vurabileceği ve operasyon gerçekleştirebileceği ülkeler arasında görülmediğini kim söyleyebilir?

Şimdi de Pentagon’un bir raporuna göz atalım:

“Pentagon Siyasi İşlerden Sorumlu Paul Wolfowitz ve ekibi Savunma Bakanı Richard Cheney’e bir rapor sundular. Pentagon’da gizli bir toplantıda sunulan rapordaki ana görüş, tek başına süper güç olarak kalan ABD’nin askeri ve siyasi hedeflerinin karşısına çıkacak ülke ya da ülkelere karşı ‘preemptiveaction’, yani ‘önceden müdahale’ siyaseti gütmesini istiyordu. Bir başka deyişle, bundan böyle Amerika, dünyanın neresinde olursa olsun, çıkarlarına tehdit oluşturabilecek unsurları, bu tehdidi gerçekleştirmeden önce vurabilecekti.”[10]

Bu rapora göre, Türkiye de sömürgeci tarafından, “önceden vurulması gereken” ülkelerden sayılabilecektir. Zira başta arzettiğimiz diğer belgelerde görüldüğü üzere Türkiye “tehdit edici” konumda ülkelerden kabul edilmiştir.

 

KISACASI

ABD, Türkiye’yi nasıl kullanmak istiyor, bu konuda geçmiş yazılarımızda belgeler yayınlamıştık. Bu yazımızda da Türkiye’yi gerektiğince kullandıktan sonra nasıl yok etmek istiyor, bunun belgelerini yayınladık. 

Ülkemiz, ABD’nin 2001 yılında İslam’a karşı başlattığı çok uzun zaman süreceği belirtilen Haçlı savaşının ana hedefleri arasında da yer alıyor.

Türkiye bunları asla göz ardı ederekhareket etmemelidir.

Haçlı savaşında Amerika’nın ve onun kontrolünde ve güdümünde hareket eden yandaşlarının ve piyonlarının ortaya koyduğu her hal ve tavırda daima bu devletin planları ve hesapları vardır.

Türkiye’ye sahip çıkmağa çalışan irade, bunları unutmamalı ve göz ardı etmemelidir. Allah’a güvenerek ve dayanarak hesaplarını yapmalıdır.

Sevgiler, saygılar…

Hasan ERDEN

herden1950@hotmail.com

 



[1] Hakan Yılmaz Çebi, İsrail’in Şifresi, s: 32

[2]Hürriyet, 24.06.2005

[3] M. Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye, Emin Değer, s: 204

[4] Aytunç Altındal, Gül ve Haç Kardeşliği, Avrupa Birliği’nin Gizli Masonik Kimliği, Alfa Yayınları, 2004, İst., s: 137

[5] Metin Aydoğan, Bitmeyen Oyun, s: 115, A.K.: “Düşünce Özgürlüğü Çıkmazı”, Emin 

    Değer, Tekin Yay., s: 256

[6]NoamChomsky,Yeni Dünya Düzeni,, Ağaç Yayınları, İst. 1995, s: 25-26

[7] Vatan gazetesi, 10.03.2008

[8] Hakan Yılmaz Çebi, İsrail’in Şifresi, s: 204.

[9] Milliyet, 24.04.2006

[10] Turan Yavuz, Çuvallayan İttifak, s: 206

 

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 14.02.2017 - 17:23 -236-
Bu sayfayı paylaşın :