Ah Haset Ah!

-A A +A
Yarım asırlık siyasi ve sosyal hayatımızın şahidi olarak kendi çapımda gözlem ve değerlendirmeler yapmışımdır. 
 
Siyasi ve sosyal hayatımızı, fırtınalı bir havada dalgalanan ve bir türlü durulmayan deniz gibi hep durulmasını bekledik. Bugün olmazsa yarın, diye diye zamanı iple çektik. O fırtınalı havada bulutlar arasından yüzünü azıcık gösteren güneşin verdiği sevinç ve umut ışıkları, hep başka başka kara bulutlarca kapandı.
 
Ümid diye bir şey olmasaydı yaşayamazdık; âdeta kendimizi meskenete ve ölüme terk ederdik.
 
Şimdilerde bulutları sürükleyen ve güneşin yüzünü gösterecek olan bir rüzgârın esişini müjdeleyenlere “inanmayın bunlara, sığınaklarınıza girin!” diyerek vatandaşı zillet ve meskenete mahkûm etmeye çalışanları gördükçe hayıflanmamak elde değil. 
 
En doğru ve gerekli eylem ve söylemi hakikati tepe taklak edercesine toplumu manipüle etmeye çalışan siyaset ve kitabet kalemşorları, bilmem hangi haset siyasetinin zebunudurlar?
 
1982 yılında yazdığım şiirim, bugüne ne kadar ışık tutar, taktirlerinize arz ediyorum.
 
SAKIN
Vermişken nimeti bol bol Yaratan
Kadrini bilmeyip azandan sakın
 
Kalemi, kâğıdı atıp bir yana
Kandan mersiyeler yazandan sakın
 
Düşmanı bırakıp öz kardeşine
Cinayet çukuru kazandan sakın
 
Yalanla dolanla kazanç sağlayan
Fakir fukarayı ezenden sakın
 
Fitne ateşini yakmak uğruna
Ülkeden ülkeye gezenden sakın
 
Ayrılık tohumu saçıp savuran
Sazından kin kokan ozandan sakın
 
Kardeşlik bağına muhtaç iken biz,
Millet birliğini bozandan sakın
 
Yarının ümidi evlat bağını
Anadan, babadan çözenden sakın
 
Bitmeyen dertlere çareyim diye
Hain nazarlarla süzenden sakın
 
Hisari, kalblere vesvese veren
İman bahçesine sızandan sakın

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 03.03.2017 - 10:40 -351-
Bu sayfayı paylaşın :