Akif ve İstiklal Marşı

-A A +A

               Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;

               Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

               Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,

               Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

                                                        Mehmet Akif ERSOY

               Milletleri ayakta tutan değerlerin başında millî ve manevî değerler gelmektedir. Bu değerler, milletlerin birlik beraberlik ve toplumsal dayanışma içerisinde yaşamasını ve tarih sahnesinde yer almasını sağlamaktadır. Tarih, bize milli ve manevi değerlerine sahip çıkmayan ve başka milletleri körü körüne taklit edip milli şahsiyetlerini kaybedenlerin dünya coğrafyasından silinip yok olduklarını göstermektedir. 

               Bundan yıllar öncesine gittiğimizde görürüz ki birinci dünya savaşı bütün şiddeti ile devam etmektedir. Bütün düşmanlar doğudan-batıdan, güneyden-kuzeyden birlik olup topraklarımızı istila etmek için var güçleri ile saldırmaktadırlar. Milletimiz ise milli birlik ve beraberliğini koruyabilmek için düşman karşısında var gücüyle savaşmaktadır. Bu şartlar içerisinde vatanı içine düşmüş olduğu bu acı durumdan kurtarmak için bir avuç insan, Mustafa Kemal’in başkanlığında Ankara’da toplanır. Birinci Meclisi kurarlar ve 1921’de ilk anayasayı yaparlar.

               Bu meclise, bu anayasaya bağımsızlığımızın ve hürriyetimizin sembolü olan bir de bir Milli Marşının olması şarttır. Bu şartlar içerisinde Garp Cephesi Komutanı İSMET PAŞA zamanın Milli Eğitimi Bakanına bir İstiklal Marşı yazılması için yarışma açılmasını ister. Açılan bu yarışmaya 724 şiir katılır. Yarışmaya katılan şiirlerden hiçbirinin İstiklal Savaşımızın ve milli heyecanımızın ruhunu yansıtacak güçte olmadığı görülür. Cumhuriyet dönemi şairlerimizden olan milli şairimiz MEHMET AKİF ERSOY para ödülü konduğu gerekçesi ile yarışmaya katılmamıştır. Bunun üzerine zamanın Milli Eğitimi BAKANI MEHMET AKİF ERSOY’A bir mektup yazarak, yarışmaya katılmasını engelleyen “PARA ÖDÜLÜNÜN” ortadan kaldırabileceğini bildirmesi üzerine milli mücadeleye başından beri katılan, vatanı karış karış dolaşarak milleti aydınlatan “SEVR ANTLAŞMASI” paçavrasının yırtılmasını söyleyen, marşın heyecanını savaşın başından beri gönlünde yaşayan Akif, marşı birkaç gün içinde yazar. Marş ilk

olarak 17 Şubat 1921 günkü gazetelerinde yayınlanır. Halk, gazetelerden marşı büyük bir coşku ile okur.

      Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet
      Hakkıdır, Hakka tapan milletimin İSTİKLÂL"

               Sözleriyle Mecliste, zamanın Milli Eğitim Bakanı HAMDULLAH SUPHİ TANRIÖVER tarafından üç kere okunan Mehmet Akif’in şiiri meclisin 12 MART 1921 tarihli oturumunda resmen “MİLLİ MARŞ” olarak kabul edilir. Marşın ayakta dinlenmek üzere Milli Eğitim Bakanı tarafından meclis kürsüsünden bir daha okunması istenilir. Bütün meclis ayağa kalkarak, büyük bir coşku ve heyecan içinde marşı tekrar tekrar dinlerler.

               Akif, meclis tarafından milli marş olarak kabul edilen “İSTİKLAL MARŞINI” kahraman ordumuza ithaf etmiştir. Marş için ortaya konulan ödülü de almayarak hayır kurumlarına verilmesini istemiştir. Çünkü o soğuk Ankara kışlarında ceketle gezmeye alışan Akif’in seciyesi bu parayı kendi ihtiyaçları için harcamaya müsait değildir.

               İstiklal Marşı gelmiş geçmiş dünya devletleri arasında yazılan ve söylenen marşların en güzeli ve en anlamlısıdır. O bir kişiyi, bir sınıfı değil, koskoca 2000 yıllık “BÜYÜK TÜRK MİLLETİNİ” anlatmaktadır.

               Marşta, milletimizin milli birlik ve beraberliği, milli ve manevi değerlere karşı olan saygınlığı büyük bir ustalıkla anlatılmıştır.

               İstiklal Marşı, dil ve üslup bakımından konuşma dilinin doğallığı ve yüksek hitap özelliği ile kurulan bir şiirler abidesidir.

               İstiklal Marşı, gerek nazım tekniği gerekse içerik bakımından herhangi bir millî marş güftesinin çok ötesinde, Türk edebiyatının seçkin, lirik, hamasi şiirlerindendir.

               İstiklal Marşı, klasik edebi sanatlar ile donatılmış, söylendiği çağın gerçek hayatını anlatan bir şiir olarak pek çok edebi sanatın kullanıldığı eşsiz bir manzumeler timsalidir.

               Şiirin bestelenmesi için açılan yarışmaya 24 besteci katılmış,1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930 yılında değiştir irilerek dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Güngör’ün 1922 hazırladığı bu günkü beste yürürlüğe konmuş, toplam 9 dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilenmesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de ihsan Servet Künçer yapmıştır.

               İstiklal Marşı; Milletimizin yurt ve bayrak sevgisinin, Hür ve bağımsız yaşama tutkusundan ödün vermeden haksızlıklara karşı dimdik ayakta durarak yeniden var olma mücadelesinin ölümsüzleştiği dizelerdir. Bu destansı eser aynı zamanda, tarihten silinmek isteyen bir milletin hangi değerlere sarılarak istiklal mücadelesini kazandığını anlatan tarihi bir belgedir.

               Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan İstiklal Marşı, kadın-erkek, genç-yaşlı topyekûn milletimizin katıldığı kurtuluş destanını ölümsüzleştiren seçkin bir eserdir.

      Bağımsızlık sürecinde aktif rol alan ve eşsiz dizeleriyle halkımızın hislerine tercüman olan büyük şair ve fikir adamı Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'yla kurtuluş destanını en güzel şekilde anlatmış ve genç nesillere öğütlerde bulunmuştur.

      Mehmet Akif, İstiklal Marşı'yla sadece Kurtuluş Savaşı'na değil, milletimizin tarihsel yolculuğuna, gönül ve ruh yüceliğine de ışık tutmuştur.

               Yeni nesiller İstiklal Marşımızı söyledikçe, onun yazan şairin ve onu yazdıran devrin insanlarının büyüklüğünü daha iyi anlayacak, istiklal ve bağımsızlığımızın milletimiz için ne kadar gerekli olduğunu daha iyi anlayacaklardır.

               Bu vesile ile İstiklal Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından milli marş olarak kabul edilişinin yıldönümünde, Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve saygıyla anıyor, kanları ile İstiklal Marşları yazan tüm şehit ve gazilerimizin ruhlarının şad olmasını dilerken Akif’in dediği gibi, “İstiklal Marşı bir daha yazılamaz! Kimse bir daha İstiklal Marşı yazamaz, ben de yazamam. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın." diyor Saygılar sunuyorum...

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 13.03.2017 - 10:27 -232-
Bu sayfayı paylaşın :