Akıllının Cuma Hutbesi

-A A +A

         Cuma namazı için ezana üç beş dakika kala mahalle camisindeyim. Hava çok soğuk, eksilerin oldukça altında, Sibiryada’yız mübarek. 
         Cemaat her cuma olduğu gibi, caminin giriş kapısının hemen önüne birikmiş, arka saflar oldukça sıkışık; ön taraflarda yer yer boşluklar görünüyor. Birkaç saf ilerleyerek öne doğru yürüdüm. İkisi de bağdaş kurmuş iki kişi arasında benim sığışacağım kadar bulunan boşluğa diz çöküp oturdum.
         Sağımda, uzun amandır görmediğim, ancak çocukluğundan tanıdığım orta yaşta biri; sol yanımda da on altı on yedi yaşlarında bir delikanlı. Kim bilir belki baba oğul… Namaz çıkışı öğrendim, öyle değilmiş.

Hoca Efendi, vaazı kürsüde değil, mihrapta peştahtasının arkasında yapıyor. Bizim delikanlı toparlanmak için hiçbir gayret sarf etmedi, diğeri hafif arayı açmak için çekildi, ben de öylece iki dizim birbirine yapışık vaziyette safta yerimi aldım.
Vakit tamam, ezan okunuyor. İlk sünneti eda ettik. İç ezanda delikanlı tekrar bağdaş kurup cep telefonunu cebinden çıkardı; büyük bir ustalıkla ve çabuklukla tuşlara basmaya başladı.

Hatip, başlangıç dualarını yapıp hutbe irat etmeye başladı. Konu muhteşem, ‘namazı zayi etmek’.

Hz. İdris’ten başlayıp Hz. İsa.’ya kadar on’dan fazla peygamberi zikredip onların tevhit mücadelelerinden söz açarak onları takip eden nesillerin namazı zayi etmeleri ile heva ve heveslerinin ardına düşmelerinden dolayı yevmi kıymette elim bir azaba çarptırılacaklarına dair uyarılar yer alan ayet mealini okuyup birtakım açıklamalarda bulundu.

Konu namaz işte! Namaz ve namazın Müslümanlar için öneminden, değerinden ayetlerle, Hz. Peygamber’in örnekleriyle anlatıp bir bir iftidah tekbirinin, kıyamın, rükunun, secdenin taşıdığı anlamlarını da dile getirdi.

Birkaç soruyla sonlandırdı hutbeyi: "Biz namazlarımıza sahip çıkabiliyor muyuz, namazlarımız da bize sahip çıkabiliyor mu? Geciktirdiğimiz, geçiştirdiğimiz namazlarımızın pişmanlığı yüreğimizi sızlatıyor mu? Namazlarımız, bizi Rabbimize bağlayan vuslat ve muhabbet köprüsü oluşturabiliyor mu? Niyetimiz, bizi Rabbimiz ve insanlar nezdinde yücelten ahlakımızın vazgeçilmez bir sözleşmesi mi? Kötülüklere karşı bizleri koruyan bir kalkan mı namazlarımız?"

Genç adam, hutbe sonuna kadar adeta hatip ile yarıştı ve akıllı telefonuyla girdiği muhabbetini hız kesmeden sürdürdü. Hutbe tamam, dualar kısmı da. Müezzin kamete başladı.

Eşhedü enne Muhammamed’er Rasululllah ile bir kısım cemaat ayakta. Hayyalessalah ile telefonunu cebine itiştiren genç de kıyama durdu. Namazı eda edişinde hiçbir sıkıntı da yok, acemilik de. Tadili erkânı yerli yerinde, gayet güzel…
Sünnetleri benden önce bitirdi, fakat bu sefer o tesbihat ile duayı bekliyor. Benim vaktim kısıtlı, rızkımızı aramak için biraz erkenden dağılacağız yeryüzüne.

İlmihal bilgilerim fena değildir, keşke namaz sonrasında, hutbeyi sükûnet içinde dinlemenin şart olduğunu güzellikle, kırmadan dökmeden söyleyebilseydim; ne var ki, cami çıkışına kadar bekleyemezdim kendisini.

Zihnimden her geçen her şeyi elbette yazamam. Fazla söze hacet yok. Haydi, sadece bir temenni ile yetinelim. Allah, namazını zayi edenlerden kılmasın bizi.
idris-dogan@hotmail.com

Kategori: 

1 Comment

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 02.02.2017 - 13:01 -558-
Bu sayfayı paylaşın :