“Allah’u ekber diyen vurulacaktır”

-A A +A

İtalya’da bir toplantıda, şehrin birinin belediye başkanı; “Allah’ü Ekber diyen bir kişi şu meydanda vuralacaktır”  demiş. Bir başka belediye başkanı da,bir bakıma diğerini desteklemek, bir bakıma da işi şakaya getirmek için “Allah’u ekber” diyerek onu selamlamış.

Olay aslında basit bir şakalaşma veya hrıstiyanlar arasında tipik bir ucuz kahramanlık taslama olarak yorumlanabilir.Ama olayın aslı öyle değildir.Olay, Batı dünyasının kafasının arkasındaki İslam imajının ve ona inananlara olan  husumetin ifadesidir.Yoksa, Allah’u Ekber,samimi bir hristiyana da slogan olabilir. Allah’u Ekber,Allah en büyüktür demektir. Allah’a inanan bir hristiyan, niçin Allah’u ekber demesin, niçin Allah en büyüktür demesin..

Batı dünyası, hiçbir zaman İslam’ı ve Müslümanları hazmedemedi .Diyalog için;ayağa kalkmış kinini söndüremedi.İslam’ı anlama konusunda ön yargılarını gideremedi. Asırlarca süren Haçlı Seferleri bunun en belirgin nişanesidir. Haçlı Seferleri, İslam’ı yok etmek için başlatılan ve yıllarca dinmeden süren bir kinin ifadesi idi.

Haçlı seferleri asırlarca sürdü. Başarısızlıkla sonuçlandı. Haçlılar Allah’ın nurunu söndüremedi.Asırlar sonra kimse külahı önüne koyup, yaptıklarımız yanlıştı, demedi. Haçlıların ileri gelenleri, mesela Papalık ; kalkıp müslümanlardan özür dilemedi. Yani haçlılar yaptıklarına pişman olmadı.

Üstelik,Haçlı seferleri ile yani kuvvet zoru ile müslümanları geriletmenin mümkün olmayacağını anlayan Batılılar, yeni bir taktikle aynı gayeye ulaşmaya çalıştılar.

Roger Garaudy,Geleceğimizde İslam Var isimli eserinde, bu konuda şöyle der:”Medeniyetler diyaloğuna en büyük engel, Batı’nın bin seneden fazla bir zamandır İslam’a yönelttiği bakıştır. Haçlı Seferleri, İslam’a karşı geniş halk kesimlerinde İslam’ın “tiksinti verici bir görünüşü var”imajını sunma ihtiyacını doğurmuştur. Kötü denilebilecek  şeylerin hepsinin üstünde, kötü karakteri olan bir kimsenin aleyhine tereddüt etmeden kötü şeyler söylenebilir.”(Bu ifadedeki beyan yani Haçlı Seferlerinin etkisi, İtalyan  iki belediye başkanına ne kadar da sinmiş..)

Roger Garaudy,Haçlı Seferleri başarısızlıkla sonuçlandıktan,Hristiyan halk üzerinde böyle bir etki bıraktıktan  ve bu işin kuvvet zoru ile olmayacağının anlaşılmasından sonra;Batı’nın artık yeni bir yöntemle İslam’ı ortadan kaldırma yolları aradığını söyler. Bunun da Oryantalizmin öncüleri olan misyonerler olduğunu beyan eder. Oryantalizmin, Kuzey Afrika’yı ve Ortadoğu’yu gezen  ve İslam kültürü hakkında bilgiler toplayan  bir Katalon keşiş Ramon Lül’ün teklifi ile Viyana Konsili’nde alınmış bir karar ile gündeme alındığını yazar kitabında Garaudy.

Oryantalizm aslında Doğu’yu araştırmaktır. Doğu toplumlarını dini ile etnik özelikleri ile...Doğu’dan kasıt, Hindistan, Çin  ve Kore değildir .Kastedilen İslam dünyasıdır. Burada İslam ile ilgili herşey incelenecek, gerekirse Kur’an öğrenilecek,İslam’ın temel felsefesini kavrayan adamlar yetiştirilecek, buradan hareketle hristiyan misyonerler,müslümanı kendi silahı ile avlayacaktır. Düşmanı tanımak için onu kendi dilinden öğrenmek  yolu seçilmiştir. O zamandan sonra onlarca seyyah türemiştir  batıda. İslam dünyası adım adım gezilmiştir. Bu seyyahların yazdıkları eserler ve seyahat notları, yeni taktikler geliştirmeye veya metodlar bulmaya yaramıştır. Oryantalizm ve oryantalizme bağlı  misyoner faaliyetleri böyle başlamıştır. Bunun için İslam dünyasında çok sayıda dil okulları açılmıştır. Çok sayıda  da müslümanlara yakınlaşacak müesseseler kurulmuştur.

Burada asıl maksat, Doğu’da yani İslam dünyasında Batı uygarlığı lehine veriler elde etmektir.Bunun uzak felsefesi,Doğu’yu istedikleri gibi görmeye yarayacak argümanlalar oluşturmaktır. Önce tahlil edilecek, sonra yönetilecek hale getirmenin yolları bulunacaktır. Oryantalizm,doğuyu araştırmak adı altında, doğuyu ele geçirmektir.

Sonra iyice yayıldıkları veya çoğaldıkları zaman İslam hakkında yeni yeni  kanaatlar oluşturmaya yaracak sloganlar üretilecektir. Mesela ,”İslam, vahye dayalı bir din değil, tarihsel ve toplumsal bir fenomendir” denilecektir. İslam’ın temel ve asil yüzü bozulmaya çalışılacaktır. İslam’a hizmet etmek gayesi içinde olduklarını sanan,  fakat İslam’a zarar verdiklerinin farkında olmayan gafil ve  sözde müçtehitlere destek vereceklerdir. “Bize Kur’an yeter“deyip, Kur’an’a sarıldığını sanan, ancak sünneti reddeden modernist düşünceyi destekleyeceklerdir. İslam’ın temiz akidesinin bozulmasına böylece oryantalistler  katkı(!) sağlamış olacaktır. Aslında bunun anlamı, İslam hakkındaki kadim görüşü yıpratmak,sonra İslam’a hükmetmektir.Oryantalistler, Doğu’yu görmek istedikleri gibi görmek isterler. Asıl maksat,Şarkı önce tahlil,sonra yönetmektir. Oryantalizm, yeni bir sömürge doktrinidir. Onlar kendi içlerinden;”Eğer batı ile ittifak edecekseniz, bizim argümanlarımızla hareket ereceksiniz” derler.60  senedir AB’ye  alınmayışımızı düşünün.. Televizyonlarda,”İslam’da şu vardır, bu yoktur” diye, l400 senedir tartışılmamış konuları (bir şey bilmedikleri halde)tartışan sözde televizyon kadılarının halini düşünün. Tv kadıları, konuştukça,”Peygamber, Kur’an-ı  getirmiş işi bitmiştir.Kur’anı biz kendimiz de anlarız” dedikçe,yukarıdan beri anlattığım hayalleri gerçekleşiyor diye oryantalistlerin ellerini oğuşturarak  ve 32 dişleri görünecek şekilde nasıl sırıttıklarını hayal edin..Ayrıca onların hadisleri inkar edip,”böyle bir hadis olduğu ne malum ”diye kafa bulandırdığını ve bunun oryantalistlerin İslam’ı tahrif eden hedefine katkı sağlayıp- sağlamadığını da düşünün..Ve Bütün odaklarının, terör örgütlerinin Batı tarafından neden organize edildiğini farkedin.. Bizi hizaya sokmaya çalışıyorlar. Anlayın…

                           Batı, en güçlünün kendisi olduğunu sanır

Onlara göre Batı güçlüdür,Doğu’ya hakim olması gerekir.Yani oryantalizmin temelinde, bir büyüklük hastalığı vardır. En büyük biziz gibi…

Üstad Garaudy, bahse konu kitabında, ”Batı bütün insanlığa ait olanı kendi malı imiş gibi görüp,tahrip ettiği için, bütün diğer insanları kendi tarihi,kendi hedefleri ve kendi değerlerine göre konumlamak hakkına sahip olduğuna  inanmıştır ” der.

Bunu zaman zaman Batılı siyasetçilerde de görürüz. Her şeyi kendilerinin yaptığına inanırlar.Bir kaç yıl önce, eski İtalyan Başbakanlarından birisi olan Berlisconi ; ” Müslümanların insanlık tarihine bir katkısı yoktur ”demişti.Dünya tarihini okumamış. İslam tarihini hiç..Avrupa’nın belli başlı ve  dünyaca kabul görmüş yazar,fikir ve düşünce adamlarını da okumamış ki, ne bilsin..Berlisconi, vatandaşı  şair Dante’ ’yi okusa,O’nun Mevlana’nın nasıl etkisinde kaldığını ve o hızla nasıl güçlü eserler yazdığını görürdü. Geothe’yi okusa,Peygamberimiz için yazdığı şiiri görse, yazdığı diğer kitaplarını okusa,Geothe’nin; “İnsanlık her şeyi Hz.Muhammed’de borçludur” dediğini  ve arkasındaki sebepleri araştırsa, fanatik düşünceden kurtulurdu.

Bütün Avrupalı aydınların ve siyasetçilerin yanlışı; kuru bir inattır. Diyaloğa kapanmalarıdır. Gerçekleri görmek istememeleridir. İslam, insanlığın yolunu aydınlatmıştır. Batı bunu biliyor, ama bilmezden geliyor.

    Evet,Üstad Garaudy’nin dediği gibi; Geleceğimizde İslam Var..Bütün  engellemelere rağmen.

Kategori: 

1 Comment

Teşekkürler. Gerçeğin ta

Teşekkürler. Gerçeğin ta kendisi.Allah ilminizi artırsın

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 06.09.2017 - 15:03 -381-
Bu sayfayı paylaşın :