Amasya Müzesinde Bulunan Paha Biçilmez Eserler.

-A A +A

              Tarihi bilgilere göre Amasya’nın 7500 yıl öncesine (M.Ö. 5500) kadar uzanan bir geçmişi vardır. O dönemden itibaren Hititlerden Perslere, Romalılardan Osmanlılara kadar çok farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Amasya 1071 Malazgirt savaşından kısa bir süre sonra Melik Danişmend Ahmet Gazi tarafından feth edildi.

           Daha sonra Türk Selçuklularının hâkimiyetine geçen Amasya'ya İlhanlılar hâkim oldu. İlhanlı genel valisi Timurtaş'ın Mısır'a kaçmasından sonra yerine tayin edilen Büyük Şeyh Hasan Vekâleten Alâeddin Eratna'yı Anadolu'ya gönderdi. Bir müddet sonra, Eratna bağımsızlığını ilan ederek Eratna Beyliğini kurdu. 1360'da Şad geldi, Eratna Beyliğinden ayrılarak Amasya'da Amasya Beyliği'ni kurdu.

           Yıldırım Bâyezid 1393’te Amasya’yı Osmanlı Devletine kattı. Osmanlılar Devrinde Amasya  “Şehzadeler Şehri” olarak isim yapmıştır.

           Osmanlı Sultanlarından İkinci Murat ve Yavuz Sultan Selim Han Amasya’da doğmuşlardır. Fatih Sultan Mehmed Han 8 yaşında iken Amasya Valisi olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman Han sık sık Amasya’ya gelmiştir. İkinci Bayezid Şehzadeliğini Amasya’da yapmıştır.

           1402 Ankara Savaşını Timur Han kazanınca, Amasya’nın teslim olmasını istedi. Amasya teslim olmadı. Timur’un Amasya Halkını cezalandırmasını, Amasya’daki âlimlere sorduğu 10 sual kurtardı. İlyas Çelebi, Timur’un sorduğu on suali bilince, Timur, Amasya halkını bağışladı. Amasya, Osmanlı Devletini ikinci defa kuran Çelebi Sultan Mehmed'in üssü oldu. Devlette birliğin sağlanmasından sonra Amasya, Sancak Merkezi oldu. Bir ara Rum Eyaletinin de Merkez Sancağı vazifesini gördü.

         

  Sultan İkinci Murat ve İkinci Bâyezid gibi Osmanlı Sultanları ve bazı şehzadeleri Amasya'da sancağa çıkıp, bir taraftan idare tecrübelerini arttırırken, diğer taraftan Amasya'nın geniş kültür muhitinin ilminden istifade ettiler.

           Osmanlı idaresi altında Amasya, birçok tarihi hadiselere şahit oldu. Osmanlı Devleti ile İran Safevi Devleti arasındaki ilk barış antlaşması 29 Mayıs 1555'te Amasya'da yapılmıştır.

            Tanzimat’tan sonra Sivas’a bağlı bir sancak haline getirilen Amasya, İstiklal Harbinde mühim bir yer işgal etmiş, Sivas Kongresine burada karar verilmiştir.

           Meşhur Amasya Tamimi Türkiye’nin bütün şehirlerine buradan duyurulmuş ve Amasya Protokolü burada imzalanmıştır. (1)

           Günümüzde paha biçilmez eserleri muhafaza eden Amasya Müzesi meraklıların ve müze sevdalılarının ziyaret merkezi olmuştur.

           Amasya ve çevresinde bulunan yirmi bini aşkın eser Amasya müzesinde sergilenmektedir. Hititlerden Romalılara, Selçukludan Osmanlı'ya kadar birçok medeniyete ait eserler burada sergilenmektedir.

Amasya Müzesinde Bulunan Paha Biçilmez Eserlerden  Bazıları Şunlardır:

              1.Birinci eser Fırtına Tanrısı Teşup (M.Ö. 1400-1200) 

            Amasya’da 1962 yılında Doğantepe beldesinde bulunan Hitit dönemine ait Fırtına Tanrısı Teşup’un 21.5 santimetre boyundaki heykelciği büyük ilgi görüyor.

           Hatti egemenliğine Hititler tarafından son verilmesi üzerine Amasya, Hititlerin egemenlik sahasında kaldı. Kendilerini Nesice konuşanlar anlamına gelen ‘Nesili’ sözcüğü ile adlandıran Hititler, Anadolu’da büyük bir siyasi birlik kurdu. Amasya, bu dönemde Hititlerin sınırları içerisinde kalırken, Hititlerin Amasya’daki önemli yerleşim yerlerinden biri olan merkez Doğantepe Beldesi’nde bulunmuş olan ve M.Ö. 1200-1400 yılları arasında tarihlendirilen Hitit Fırtına Tanrısı Teşup’a ait olan bronz heykel, günümüze kadar gelen en önemli Hitit eserlerinin başında geliyor.                           

           1962 yılında Amasya’nın Doğantepe Beldesi’nde bulunan 21.5 santimetre boyunda 1.5 kilogram ağırlığında olan Hitit Tanrı Heykeli Teşup, dünya arkeolojisinde Hitit Dönemi’ne ait ilk ve tek tanrı heykelciği olma özelliğini taşıyor. Bulunduğu günden itibaren yurtiçi ve yurtdışında pek çok sergiye götürülen ve halen Amasya Müzesi’nin en nadide köşesinde sergilenen Fırtına Tanrısı Teşup’un minik heykeli, yerli ve yabancı turistlerin en çok ilgi gösterdikleri eserlerin başında geliyor. (2)

          2.İkinci Eser Bin (1000) Yaşındaki Türk Kızı
Amasya kent merkezinin 25 kilometre güneybatısındaki Oluz Höyük'te 10'uncu yılını tamamlayan sistematik arkeolojik kazılarda İslami usullere göre gömülmüş Anadolu'daki ilk öncü “Konargöçer" Türklerin 10. veya 11'inci yüzyıla ait sağlam durumdaki iskeletlerinin ortaya çıkarılırken en ilgi çeken mezarının 6 yaşındaki bir bireye ait iskelet ile yanındaki buluntulardır

 “Kazılarda bulunanlardan en önemlisi 6 yaşındaki Türk kızıdır. Bu konuda İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Dönmez Biz atalarımızın 1071'de geldikleri olgusuyla yetiştirildik. Fakat Türkmen denilen daha önce Oğuz denilen insanlar belli ki 1071'den çok önce Anadolu'ya gelmişler ve buralarda yurt edinmeye başlamışlardır. Bunların görülmesi ve mezarlık kurmuş olması çok önemlidir. Bu duruma göre “Türkler Anadolu’nun öz evladı, bizden önceki kültürlere sahip olanlar ise kiracıdır” (3)

         3.Üçüncü Eser Amasya Müzesi’ndeki Mumyalar.
Amasya Müzesi'nde sergilenen 6 mumya, kente gelen yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor. 14'üncü yüzyılda İlhanlılar Dönemi'nde iç organları ile mumyalanan ve hem Türk, hem de Müslüman kişilere ait olmaları nedeniyle mumyaların dünyada eşi benzeri bulunmamaktadır. 

           Dünyanın en iyi mumya koleksiyonlarından birine sahip olan Amasya'daki mumyaların İlhanlılar Dönemi'nde, Moğollar tarafından zehirlenerek ya da boğularak öldürüldükleri tahmin edilen Anadolu Nazırı Şehzade Cumudar, Amasya Emiri İşbuğa Noyan, Amasya'da hükmetmiş olan İzzettin Mehmet Pervane Bey, eşi ve 2 çocuğuna ait olduğu belirtiliyor. Bu mumyalar, Mısır'dakilerin aksine iç organları çıkartılmadan mumyalanan ilk Türk ve Müslüman mumyalar olma özelliğini taşımaktadır.             

           Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde de bahsettiği mumyalar, Amasya Müzesi'nin kurulduğu 1925 yılından beri biliniyor. O yıllarda sergilenmek üzere müze deposuna konulan mumyalar, kentin ortasından geçen Yeşilırmak'ın taşması sonucu olumsuz yönde etkilenirken, daha sonra Gökmedrese Camii'nin 1962 yılında müze olarak kullanılmaya başlanmasıyla birlikte daha iyi koruma altına alınarak burada yeniden sergilenmiştir.

            Amasya Müzesi'nin 1976 yılında hizmete girmesiyle birlikte de yeni müzenin bahçesinde bulunan Sultan Mesut Türbesi'de bir düzenleme yapılarak 6 mumya buraya taşındı. (4)

4.Dördüncü Eser Amasya Müzesi’ndeki Sancaklar
1.Birincisi: Gümüş/Gümüşhacıköy Sancağı
Bu sancak, Amasya ili Gümüşhacıköy ilçesine bağlı Gümüş Beldesinde bulunmakta olan Haliliye Medresesinden alınarak Amasya Müze Müdürlüğüne getirilmiştir. Sancak bir zamanlar Haliliye Medresesinde yaşamış ve öldüğü zamanda oraya defnedilmiş olan Garip Hafiz’a ait eşyalarla birlikte Müze müdürlüğüne nakledilmiştir.

175x135 cm. ebatlarında, bordo yeşil renkli atlas kumaştan yapılmış olup, tek yüzlü işlemeli bir sancaktır. Sancağın orta kısmı bordo renkli olup bu kısmı içine alan,21 cm genişliğinde yeşil renkli bir kısım bulunmaktadır. Her iki kısım arasında 2 cm genişliğinde sarı renkli bir şerit yer almaktadır. En Dışta ise, sim püsküller bulunmakta olup 3 cm kalınlığındadır.

          Tek yüzü işlemeli olan sancağın orta kısmında, bordo zemin üzerine sarı iplikle Osmanlı Arması ve bu armanın her iki yanında ise damla motifi formunda “Maşallah” ibaresi görülmektedir. Osmanlı armasının üst kısmında ise “Padişahım çok yaşa” ibaresi bulunmaktadır. Bu ibarenin sağında “Bismillahirrahmanirrahim1324” ve karşısında, Fetih Suresinin ilk Ayeti yer almaktadır.

 Sancağın dış çerçevesini oluşturan yeşil renkli kısımda, bordo kısımda olduğu gibi dört yanı dolanan bir satırlık yazı kuşağı yer almaktadır. Bu yazı kuşağında,” üçüncü orduya hümayun Kosava Vilayeti Üsküp kasabasında seksen dokuzuncu alay üç yüz yirmi duhulli efradı tarafından imal olunup Gümüş köyü Kazasında Köprülüoğlu Zade Muhammed Paşa büyük Cami” ibaresi yer almaktadır. Ayrıca bu yazı kuşağının köşelerinde ise birer daire içerisinde Dört Halifenin adları yazılı bulunmaktadır. Sancağın âlem kısmı madeni olup damla motifi biçiminde düzenlenmiştir. Üzerinde istifli bir şekilde “Ya Allah, Muhammed, Ali” ibareleri yer almaktadır. 

2.İkincisi: Vilayet Sancağı
Bu Sancak 19.2.1987 tarihinde Amasya ll. Bayazıt Camiinden alınarak Müze Müdürlüğü'ne getirilmiştir. Amasya Sancağına ait bayrak / Sancak olarak bilinmekte olup kırmızı atlas kumaştan yapılmıştır.132 x117 cm ebadındadır. Önyüzünde, ortada sarı sim ile işlenmiş Sultan Reşad’ın tuğrası ve tuğrayı çevreleyen büyük bir Osmanlı arması vardır. Arka yüzünde ise, kelime-i tevhit yani “ La ilahe illallah Muhammedün Rasulullah” ibaresi yer almaktadır.

           3.Üçüncüsü: İşkodra Sancağı
           Bu sancakta vilayet sancağı ile birlikte II. Bayezid Camiinden getirilmiştir. Üzerinde yer alan ibareden anlaşılacağı üzere İşkodra’ya gönderilen Amasya Redif Taburunun sancağı olduğu için İşkodra Sancağı olarak anılmaktadır. Sancak 142 x 176 cm. ebatlarında olup püskülleri 10 cm dir. Bu sancağın sadece tek yüzü işlemelidir. Sarı sim ile işlemeli olan bu yüzün orta kısmında sola bakan bir hilalin yayı içerisinde, “Bismillahirrahmanirrahim ve üfevvidu emri al-i Allah innallahu basirun bil ibad sadakallahü mevlanel azim” ibaresi bulunmaktadır. Ayrıca hilal yayının içteki üst kısmında düz bir şekilde, “La ilahe illallah’’ yazısı işlenmiştir. Hilal yayının solunda ise, bir tuğra biçiminde işlenmiş “Muhammedün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’’ ibaresi görülmektedir. En dışta ise, hilal ve tuğranın etrafını çevreler bir şekilde, 14 satır olarak Ayetül Kürsi'nin tamamıyla Fetih Suresinin ilk 17 ayeti sancağın bütün yüzeyini kaplayacak şekilde işlenmiştir.

           Sancağın en alt kısmında ise, küçük karakterli harfler ile işlenmiş başka bir kitabe daha bulunmaktadır. Burada; “ fi sene safer 1329 ketebehu el-kâfir Yusuf Faik el-meşhur bi’l hac Muhammed Karayine zade affa anhüma amelehu Ahmet Hamdi ve fi 13 Şubat sene 1326 derişkodra.’’ İbaresi ve devamında ise daha küçük harflerle yazılmış, “1327 senesi Melisorların tedibatına iştirak eden Amasya redif taburuna ihda olunmuştur 27 safer 1325 ve 9 Eylül 1327” yazısı yer almaktadır. (5)

5.Beşinci Eser Amasya Müzesi’ndeki Ahşap Eserler.

Ahşap Eserler

Bu bölümde Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait ahşap işçiliğin nadide örnekleri sergilenmektedir.

Bizans Dönemi Kapı Kanadı

Gümüşhacıköy İlçesi, Gümüş Beldesi'ndeki bir manastıra aittir. Üzerinde kabartma tekniğiyle yapılmış, bereketi simgeleyen asma dallarının birbirine dolanarak oluşturduğu dairelerin içerisi asma yaprağı ve iri taneli üzüm salkımı ile süslenmiştir. Bizans Dönemine ait bir eserdir.

Selçuklu Dönemi Kapıları

Selçuklular Döneminde 1266-1267 tarihlerinde inşa edilen Gökmedrese'nin orijinal kapısıdır. Abanoz ağacından yapılmış, çift kanatlı anıtsal boyutlu bir eserdir. Üzerinde oyma tekniğiyle işlenmiş, rûmî ve kıvrak dallı yuvarlak kemerli, bordür kuşak içerisinde, alınlık bölümünde, Arapça sülüs hatla yazılmış grift kitabede "İnsan ölünce kendisinden ameli kesilir. Bundan üç şey müstesna; onlar ya sadaka-ı cariyedir, veya kendisinden istifade edilen ilimdir. Veyahut da kendisine dua eden salih evlattır" hadisi yer almaktadır. Kapının göbek kısmında ise kırık çizgilerin birbirine geçmesi ile oluşan üçgen, beşgen ve sekizgenler üzeri rûmî ve kıvrak dal motifleri ile bezenmiştir.

Osmanlı Dönemi Cami Kapıları

Osmanlı Dönemi 1485 tarihli Mehmet Paşa Camii'nin orijinal kapısıdır. Kündekârî tekniğiyle iç içe geçmiş kırık çizgilerden oluşan beşgen ve üzeri yıldız motifleriyle bezeli çift kanatlı bir kapıdır. Klasik Osmanlı ahşap işçiliğinin ender örneklerinden biridir. Bu bölümde 19. yy. Amasya sivil mimarlık örneklerinden derlenen dolap kapakları ve şerbetlikler yer almaktadır.(6)

6.Altıncı Eser Amasya Müzesi’ndeki Tombaklar.      

              Tombak: Bakır ve bakır alaşımların altın-civa amalgamı yardımıyla yaldızlanmasına Tombaklama, bu teknikle yapılan parçalara da Tombak denir.

           Altının her çağda kıymetli metal olması ve insanların da bu metale tutkusundan dolayı kullanılan eşyalara altın havası verebilmek için tombaklama yöntemi çok önem kazanmıştır. Yurdumuzda Batı Anadolu ve Beyşehir yöresinde zengin civa yataklarının bulunması, tombaklama işçiliğinin Anadolu'da daha da yaygın olduğunu ve kökünün eski çağlara kadar indiğini gösterir. Bizans ve Selçuklularda görülen bu işçiliğin en güzel örnekleri Osmanlılar döneminde yapılmıştır. Tombaklama işleminde 3 ayrı yöntem vardır: Mekanik, Kimyasal ve Elektroliz yöntemleri. Eski ustalar civa buharının zehirli etkisi sebebiyle erken yaşta hayatlarını kaybederlermiş. Günümüzde eski örnekleri yeniden yapabilen az sayıda usta bulunmaktadır.(7)

           Not: Yukardaki Tombak (şamdan) tıpkısının aynısı olup, Amasya ll. Bayazıt Camiinden alınarak Müze Müdürlüğü'ne getirilmiştir.  

7.Yedinci Eser Amasya Müzesi’ndeki Elma Mozaiği.

Amasya'nın merkeze bağlı Yavru Köyü yakınanlarında 1700 yıllık mozaikler gün yüzüne çıkarıldı. Milattan Sonra 3'üncü yüzyıla ait olduğu belirlenen şapelin (küçük kilise) zeminini oluşturan 20 metrekarelik mozaik, Amasya Müzesi Müdürlüğü tarafından alınarak müzeye nakledildi. Üzerinde elma ağacı, elma tasviri, keklik ve çeşitli geometrik figürler bulunan mozaiğin müzede teşhir edilmesine yönelik bölümün hazırlandığını dile getiren Müze Müdürü Celal Özdemir, "Bu mozaik Amasya tarihi için çok önemli. Yaklaşık 1700 yıllık bir geçmişte de bu mozaiğin ortasında bulunan elma, Amasya elmasının da tarihi tescilidir. Mozaikler bakanlığımızdan gelen uzmanlar tarafından bulundukları alandan müzemize taşınmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan gelecek uzmanlar tarafından bu mozaikler birleştirilecek" dedi.(8)

 

Kaynaklar:

(1) Hüseyin MENÇ; Tarih İçinde Amasya, 2000

(2http://arkeolojihaber.net/2009.07.12/firtina-tanrisi-tesupun-heykeli-ilgi-odagi/

(3http://www.bafrahaber.com/oluz-hoyukte-8-yilda-bin-eser-bulundu--111844.html#ixzz4uNqLbDFf

(4) http://www.geziklubu.com/?pnum=36&pt=Mumyalar

(5) Muzaffer Doğan - Kubaba Arkeoloji-Sanat Tarihi-Tarih Dergisi Sayfa;30,31

(6) http://www.amasya.bel.tr/icerik/472/1584/amasya-arkeoloji-muzesi.aspx

(7) http://www.kusav.com/suav/suav_tombaklar.asp

(8) http://www.yesilirmakgazetesi.com/haber/10784/amasyada-1700-yillik-elmal...

Kategori: 

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 08.02.2018 - 14:56 -1,963-
Bu sayfayı paylaşın :