Atatürk ve Şeyhzâde Ahmed Efendi

-A A +A

                Merhum Şeyhzâde Ahmet Efendi, 1906 doğumlu, Yozgat’ta çok sevilen ve sayılan bir zat. Öğretmen, vefatı 2002. Ahmet Efendi, ünü Yozgat’ı aşmış, tarikat çevrelerinde bir hayli tanınan bir isim. Kendisini 1960’lı yıllarda tanımıştım. Millî Eğitim Müdürlüğünde çalışıyormuş. Ortaokul ve lise yıllarımızda din derslerimize girerdi. Üzerinde en çok durduğu konu Allah’ın sıfatlarıydı. Hiç kimsenin işitmediği,  görmediği ve bilmediği hiçbir şey Allah’a gizli değildir. Çünkü Allah bilir, Allah işitir ve Allah görür. Bilmese, işitmese ve görmese Allah olamazdı. Allah’a gerçekten iman etmiş bir insanı, Allah sevgisi ve Allah korkusu, kötülük yapmaktan ve başkalarının hakkına tecavüz etmekten alıkor. Yaparsa nefsine aldanmış günahkâr olur. Vicdanı onu beraat ettirmez.

                Vicdanıdır kötülük ettiğinde âdemin
              Davacısı, şuhudu, kavanini, hâkimi

                 Şimdi nerde o şuurda insanlar, diyeceksiniz. Deyin, çünkü haklısınız!

                Avukatlık yaptığım 80’li yılların ilk yarısıydı.  Şeyhzâde Ahmet Efendi, yöremizde ünlü ama ne yazık ki, Türkiye çapında hak ettiği üne kavuşamamış Sorgun Kaplıcalarına gelmişti. Romatizmal hastalıklara karşı Sorgun Kaplıcaları bire birdir.

                Bir grup arkadaşla Ahmet Efendiyi ziyarete gittik. Yanlış hatırlamıyorsam Ağustos ayı sıcağında kendisine bir çadır hazırlanmış, orada kalıyordu. Gideni geleni eksik olmuyordu. Biz de selam verip içerideki topluluğa dâhil olduk. Hocaya soru sorup, herkes kendine göre bir cevap almaya çalışıyordu.

                Bizim gruptan bir iki arkadaş, Ahmet Efendiyi Cumhuriyet ve Atatürk üzerine konuşturmak istedi. Daha doğrusu onu Atatürk aleyhine konuşturmaya çalıştılar. Hoca, soru mahiyetindeki ipe sapa gelmez konuşmayı sükût ile dinledi.

                Ahmet Efendi ne cevap verecek diye bekleşirken, o, bize süt ikram etti. İçerideki topluluğu tefekküre davet edecek şekilde:

                -Ne muazzam fabrika! Size yemyeşil ottan bembeyaz süt ikram ediyor, dedi.

                Gerçekten, süt veren manda, inek, keçi, koyun cinsinden hayvanlar, kırda bayırda yemyeşil otla besleniyor ama size bembeyaz bir süt veriyordu. Herkes harika bu olay hakkında düşünürken Ahmet Efendi tarihî hatırayı anlattı. Sonunda, dinleyenler arasında hayretten dona kalanlar soruyu soranlar oldu.

                Şöyle anlatmıştı Ahmet Efendi:

                “-Biz öğrenciydik. Atatürk Yozgat’a gelecek, dediler. Günümüzde de olduğu gibi bir karşılama töreni hazırlanmış,  halk toplanmıştı. Bizi de götürdüler. Sıralar halinde Saat Kulesi’nin etrafında yerimizi aldık. Şimdi işhanı bulunan yerde, Osmanlı’nın, Mekke İmamlarının yetiştirildiği eski bir medrese vardı, Demirli Medrese. Çok güzel bir binaydı o. Atatürk oraya geldi. Alkışlarla karşıladık. (15 Ekim 1924.) Halkı selamladıktan sonra, protokolün elini sıkarak ilerlerken Vali Baran yanında duran Hafızı Atatürk’le tanıştırdı. Atatürk:

                -Evladım, abdestin var mı, bize Kur’ân’dan bir bölüm okuyabilir misin, dedi.

                Hafız abdesti olduğunu söyledi ve Kur’ân’dan bazı âyetler okudu. Valinin takdim ettiği bu hafız, ünlü bir hafız olmalıydı. Kur’ân tilaveti bitince Atatürk hafıza:

                -Bu okuduğun âyetlerde yüce Allah bize ne diyor, ne yapmamızı istiyor, nelerden sakındırıyor bizi? Diye bir soru sordu. Hafız:

                -Ben Arapça bilmem Efendim, dedi.

                Bu cevap üzerine Atatürk okunan âyetlerin mealini verdi, Türkçe açıklamasını yaptı. Olayı çok iyi hatırlıyorum çünkü o tarihte on yedi- on sekiz yaşlarımdaydım.”

                Ahmet Efendinin soruya ilişkin konuşması bu şekilde bitti ve daha sonra başka mevzulara geçildi.

                Değerli okurlarım! Şu günlerde Atatürk hakkında ileri geri konuşuluyor ya, bu yazının o konuşmalarla hiçbir ilgi ve alâkası yok. Ama hikmet düzeninde tesadüfe de yer yoktur.

                Önceki hafta Sorgun’a gitmiştim. Beraber avukatlık yaptığım Mehmet Aktan’la sohbet ederken, söz konusu ziyaretten bahisle Ahmet Efendinin söylediklerini teyit maksadıyla sordum. Mehmet Bey, “Birlikte dinlemiştik, aynen anlattığın gibi” şeklinde cevap verdi ve bu sohbeti yazıp yazmadığımı sordu. “Henüz yazamadım” cevabını verince de esprili bir şekilde: “Bir an evvel yaz, çok geç kalma” dedi. Sayın Aktan’a göre herkesin yeterince bilmediği bu konu, tarihe bir not olarak düşülmeliydi.

                Aynı konuyu, teyit maksadıyla gazeteci ve televizyon programcısı, değerli hemşehrimiz Sayın Ahmet Yılmaz’a da sordum. Sayın Yılmaz, olayı doğruladı ve yazmamı istedi.

                 Özel sohbetlerde dillendirip de şimdiye kadar yazamadığım bu konuyu, sırf tarihe not düşülmesi amacıyla yazdım.

                Peki, mahut konuşmalar doğru mudur? Yanlıştır. Şimdiye kadar gerek bu şablonda yapılan konuşmalar ve gerekse karşı şablonda yapılan konuşmalar Türkiye’nin hayrına olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır bir. İki, bu âlemden öbür âleme göçmüş bir lider hakkında tarihi tahrif ederek konuşmak kimseye bir şey kazandırmaz. Şuurlu bir mümin şuna inanır: Ölülerinizi hayırla yâd ediniz! 

Not: Soran ve ayrıca ilgilenen okurlarım için kitap isteme adresi: Akçağ Kitabevi, Tuna Cad. No. 8/1, Kızılay/Ankara. Tel: (0312) 432 17 98 – 433 86 51

1-      Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?
2-      Yeniden Yükselişe Doğru
3-      Umut Ülke Türkiye
4-      Bir Noterin Anıları

Kategori: 

5 Comments

İsmail bey! güzel bir konuyu

İsmail bey! güzel bir konuyu tarihe not düşülecek şekil ilk ağızdan anlattığınız için Allah sizden razı olsun. Atatürk hakkında gelişi güzel iftira atan sözde din adamı olarak kendini lanse eden şahıs, ülkemizde fitne çıkarmak halkı bir birine düşman etmek amacıyla pravatörlük yapıyor. Esas bu fitnenin başını koparmak gerekir. Saygılarımla

bana biraz saçma geldi bu.

bana biraz saçma geldi bu. Ahmet efendinin ayetin türkçe mealini bilmemesi ve Ahmet efendi okuduktan sonra Atatürkün ahmet Efendinin okuduğu ayetlerin Türkçe açıklamasını vermesi.

Sayın Erden

Sayın Erden Ayetleri okuyup mealini bilmeyen valinin tanıştırdığı hafızdır, Ahmed Efendi değil. saygılarımla

Sayın Erden siz yazıyı üstün

Sayın Erden siz yazıyı üstün körü okumuşsunuz ve anlamadan yorum yapmışsınız. Çünkü Kuranı Kerimi Ahmet efendi okumuyor orada vali tarafından ayarlanan hafız tarafından okunuyor meali bilmeyende hafızdır. Burada saçmalık yok Ahmet efendi tarafından anlatılmış güzel bir anekdot olup, Ahmet efendinin ağzından duyan yazadar konuyu güzelce açıklamıştır. Sayın Erden sizin makaleyi bir daha okumanızı tavsiye ederim.

İsmail bey tarihe ışık

İsmail bey tarihe ışık tutacak güzel bir konuyu yazmışsınız.Allah siz ve sizin gibi memleketimizin birlik ve beraberliğini koruyan, hayırlı hizmetler verenlerden razı olsun.Cumhuriyet sosyal , siyasal, bilimsel yönden ülkemizi ileri götürmüştür.Bize özgür ve gelişmiş ülke bırakan başta M. Kemal olmak üzere hepsine Allah rahmet etsin.

Yeni yorum ekle

Yayın Tarihi : 16.05.2017 - 13:33 -4,594-
Bu sayfayı paylaşın :