"Kadına ve Aile İçi Şiddete Karşı" alınması gereken tedbirler kapsamında, kamuoyunda İSTANBUL SÖZLEŞMESİ olarak bilinen Uluslar Arası Sözleşme, 2011 yılında imzalandı. Bu Sözleşmede alınan kararların, 2012 yılında Meclisimizde kabulü ile bu konuda hazırlanan kanunun, 2014 yılında yürürlüğe girmesinden sonra; ülkemizde KADIN CİNAYETLERİNDE patlamalar yaşanıyor. Yıllara göre yapılan istatistiklerele, CİNAYETLERİN gittikçe azalmadığı, aksine çoğaldığı tesbit edilmiştir.
10.09.2019 15.28
1 yorum
600 okunma
İSATANBUL SÖZLEŞMESİ VE HARİM-İ İSMETİMİZ A İ L E
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)

"Kadına ve Aile İçi Şiddete Karşı" alınması gereken tedbirler kapsamında, kamuoyunda İSTANBUL SÖZLEŞMESİ olarak bilinen Uluslar Arası Sözleşme, 2011 yılında imzalandı.  Bu Sözleşmede alınan kararların, 2012 yılında Meclisimizde kabulü ile bu konuda hazırlanan kanunun, 2014 yılında yürürlüğe girmesinden  sonra; ülkemizde KADIN CİNAYETLERİNDE patlamalar yaşanıyor. Yıllara göre yapılan istatistiklerele, CİNAYETLERİN gittikçe azalmadığı, aksine çoğaldığı tesbit edilmiştir.

Bu SONUÇ, sözünü ettiğimiz kanunun Milli bünyemize uymadığını göstermektedir. Bu durumda, sözkonusu kanunu çıkaranlar ve onaylayıp yürürlüğe koyanlar olarak başta MECLİSİMİZİN VE HÜKÜMETİMİZİN, sonra da Hukukçularımızın çareler arayıp bulmaları gerekmektedir.

Tıpta yapılan organ naklinde, operasyonla değişen organ,  vücuda UYUM sağlamadığında sonuç

çok defa ÖLÜMLE neticelenmektedir. Uyumsuzluk üzerine yeni bir organ nakli için ikinci bir operasyon da pek okadar netice vermiyor. Bu örnek Milli bünyemiz için de aynen geçerlidir. Daha fazla ölümlere meydan verilmeden bu kanun , düzeltme falan yapılmadan toptan yürürlükten kaldırılmalıdır. Bu İPTALİN Uluslar Arası Hukuk açısından maddi bir yükü varsa, Milli itibarımız için ona da katlanılmalıdır. Ne kadar ağır olursa olsun hiçbir CEZA, değil aile ocaklarının sönmesi, bir tek vatandaşımızın bile hayatının karşılığı olamaz.

Herşeyden önce, AİLE YAPIMIZIN DAĞILMASI sonucunu doğuran böyle bir Sözleşmenin, TÜRKİYE gibi bir Müslüman Ülkede imzalanması ÜZÜCÜDÜR. Bundan daha üzücü ve DÜŞÜNDÜRÜCÜ olanı ise; bu Sözleşmenin İSTAMBUL gibi, sinesinde HAÇ ile HİLAL'in çarpıştığı FETİH SEMBOLÜ şehrimzde yapılmış olmasıdır. Böyle bir sözleşmenin toplantısının HARİM-İ İSMETİMİZ olan İstanbul, da yapılmasını baştan kabullenmekle, IRZ DÜŞMANLARINI evimizde mlsafir ettiğimizi GEÇ anladık. Üstelik bir de, bu sözleşmeyi AİLE hayatımızda yürürlüğe koymakla, farkında olmadan evimizin bir anahtarını da IRZ DÜŞMANLARININ eline vermişiz!

İşin bütün bulardan daha elim ve vahim tarafı, sözü edilen bu sözleşmeyi İngiltere, Rusya gibi ülkeler mevcut kanunlarına ters olduğu gerekçesiyle imzalamazken; imzalayan birçok ülke de SAKINCA ŞERHİ koyarken; bizim bu Sözleşmeyi KAYITSIZ ŞARTSIZ imzalayıp yürürlüğe HERKESTEN ÖNCE koymamız olmuştur.

Kanunların yürürlük MECRASINI, Milletin DİNİ inancından kaynaklanan örf ve adetleriyle gelenek ve görenekleri oluşturur. Bunlara uymayan kanunlar, akış seviyesini bulduğunda tabii mecrasında kendiliğinden akan suyun tanzikle yokuşa zorlanması gibidir. Bu doğal bir AKIŞ değildir, KAKIŞ'tır. Belki bir süre zorlama ile yürütüp akıtabilirsiniz, ama yorulduğunuzda kesilir veye daha da zorlatırsanız hattını patlatırsınız.

İşte son yıllarda toplum hayatımızda hemen hergün yaşanan AİLE FACİALARININ akibeti budur. Yapımıza uymayan Kanun Mevzuatıyla yaşamaya zorlanan Toplumumuzun AİLE YAPISINDA CİNAYET PATLAMALARI başlamıştır. Acilen tedbir alınıp doğal HAYAT MECRASINA dönülmezse, daha büyük afetlere ve felaketlere yol açılacaktır.

Buradan Sayın Cumhurbaşkanıma seslenmek istiyorum: Nufusunun yüzde doksandokuzu  MÜSLÜMAN ve en azından yüzde yetmişi MUHAFAZAKAR olan Memleketimizde Milli ve Manevi Değerlere saygılı, bunca hizmetler gerçekleştirmiş olan İKTİDARINIZ / PARTNİZ gittikçe kan kaybediyor. Açılan bu yaranın gerçek sebebi, Milletin HARİM-İ İSMETİNE /AİLE YAPISINA yürürlükteki bu kanunla yapılan SALDIRI'dır.

Bizim MUHAFAZAKAR anlayışımıza göre; Devletin herşeyden önce en önemli üç görevi vardır: Bunlar CAN, MAL VE NAMUS güvenliğini sağlamaktır. Bunlardan hiçbiri diğerinden öncelikli değildir. Milleti ayakta tutan bu üç ana direk, SAÇAYAĞI'nın üç ayağı gibidir; biri kırılırsa diğerleri sağlam da olsa kazan devrilir ve ocak SÖNER. Birindeki hata diğerindeki sevaplarla kapatılamaz.

Maddi alanda yaptığınız hizmetlerle Ülkemizi ŞAHA kaldırdınız. Can güvenlğiğmiz için ORDUMUZ sınır boylarında, GÜVENLİK GÜÇLERİMİZ yurtiçinde göz açtırmıyor; KABUL. "Amenna ve saddakna"!

Ancak NAMUS GÜVENLİĞİMİZ bu kanunla "pay-ü mal" edilip ayaklar altına seriliyor. Milletimiz gerektiğinde aç kalır, açıkta yaşar; ama NAMUSUNDAN ASLA TAVİZ VERMEZ. Bunu geçmişte İstiklal Savaşımızda ispatlamıştır. Kurtuluş savaşımızda İSTİKLAL MÜCADELEMİZİN MEŞALESİ, Maraş'ta namusumuza uzanan düşman kolunun kırılmasıyla yakılmıştır. Bu asil davrsnışıyla MARAŞ, Meclısimizin kararıyla KAHRAMAN ünvanını hak etmiş ve KAHRAMANMARAŞ adını almıştır.

Sayın Cumhurbaikanım! Daha fazla kendinizi ve Milletimizi yıpratmadan bu kanunun yürürlükten kaldırılması için biran önce gereğini yapınız.

SAYGILARIMLA !

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Çok Doğru
Allah razı olsun hocam her kelimesine katılıyorum. çok güzel ve doğru bir yazı olmuş. İnşallah bu ülkeyi yönetenlerde en kısa zamanda akıllarını başlarına toplayıp bu yanlıştan dönerler.
Yorum Ekleyen: Musa     11.9.2019 11:42:58
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya