Bugün Yeryüzünde Yaşayan dinler arasında mensupları bulunan İlahi Menşeli üç din vardır. Bunlar kronolojik /tarih sırasına göre, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam dinidir. Bunlardan Yahudilik bir ırk dinidir. Yahudi ırkından olmayanları Yahudileştirmek gibi evrensel bir hedefi yoktur. İlahi menşeli dinlerden, ırk ayrımı gözetmeden Evrensel / Dünya boyutunda hedefi olan İlahi menşeli iki din bulunmaktadır. Bunlar da tarih sırasına göre Hıristiyanlık ve Müslümanlık'tır.
30.09.2019 15.15
250 okunma
TARİHTEN GÜNÜMÜZE HAÇ-HİLÂL MÜCADELESİ
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)

Bugün Yeryüzünde Yaşayan dinler arasında mensupları bulunan İlahi Menşeli üç din vardır. Bunlar kronolojik /tarih sırasına göre, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam dinidir. Bunlardan Yahudilik bir ırk dinidir. Yahudi ırkından olmayanları Yahudileştirmek gibi evrensel bir hedefi yoktur. İlahi menşeli dinlerden, ırk ayrımı gözetmeden Evrensel / Dünya boyutunda hedefi olan İlahi menşeli iki din bulunmaktadır. Bunlar da tarih sırasına göre Hıristiyanlık ve Müslümanlık'tır. 

Aslında Allah katında yalnız bir din vardır:İslam. Yahudilik ve Hıristiyanlık, hak dinin insanlar eliyle bozulmuş şekilleridir.

Hıristiyan HAÇLI Dünyası aslını koruyamayıp  tahrif ettikleri BOZUK kitapları İNCİL ve bozdukları Muharref dinleri HIRİSTİYANLIK ile tek başlarına MÜSLÜMANLIK karşısında duramayacaklarını  anlayınca; Peygamberleri Hz.İsa'yı ÇARMIHA geren, başlangıçta Başdüşmanları olan YAHUDİLERİ de yanlarına çektiler. Kitapları TEVRAT ile dinleri de aynı şekilde MUHARREF / bozuk olan YAHUDİLER de bunu aynı ZAFİYET düşüncesi ile zorlanmadan  hemen kabul etiler. Bundan sonra birlikteliklerini daha da güçlendirmek için KİTAB-I MUKADDES adı altında kitapları TEVRAT ile İNCİL'i de bir araya getirerek İSLAM'a karşı BİRLEŞİK CEPHE oluşturdular. İşte günümüzdeki HAÇ-HİLÂL ÇATIŞMASINDA BU DİNİBOZUKLARLA  İSLAM TEK BAŞINA MÜCADELE VERMEKTEDİR.

Bugün çeşitli mezheplere ayrılmış olan Hıristiyanların büyük çoğunluğu Katolik Mezhebine mensuptur. Bu Mezhebin Ruhani Başkenti Roma'dır. Burada bir Sur içinde kurulu; ama bütün dünyada Elçilik düzeyinde itibarlı teşkilatlı bulunan sembolik  "Vatikan Ruhani Devleti" vardır. Bu devletin Ruhani/dini Başkanı PAPA'dır. Beş kıtalı dünyanın dört kıtasına dağılmış olan Hıristiyanlar ruhani (manevi, dini) olarak buraya bağlıdır.   Katolik Hıristiyan Devletler, bu Vatikan Devletinin bütün masraflarını ortaklaşa karşılarlar. Çünkü bu Ruhani devletin kurulu bulunduğu site dışında bir coğrafyası / toprağı bulunmamaktadır. Dini temsil mahiyetindeki manevi nüfuzundan başka bir geliri de yoktur. Temsili bir devlettir.

Hıristiyanların bu organizeli birliği karşısında Müslümanlar da "Hilafet Birliğini",  HALİFELİĞİ oluşturmuşlardır. "Halife, Peygamberimizi temsil eden İmam, Devlet Başkanı, dini lider" demektir. İslam Tarihinde Asr-ı Saadet (Mutluluk Asrı) dediğimiz; Peygamberimizin döneminden sonra dört Büyük halife (Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Ali) Efendilerimizle başlayan Hilafet Temsilciliği, Emevi ve Abbasilerden sonra; Afrika/Mısır ve Ortadoğu Fatihi Yavuz Sultan Selim Han ile OSMANLILARA geçmiştir. Bundan sonra Osmanlı Sultanları aynı zamanda, Peygamberimiz adına bu şerefli sıfatla, "Halife-i Ruy-i Zemin / Yeryüzünde Müslümanların Halifesi", kısaca HALİFE olarak anılmıştır.  Yeryüzündeki bütün Dünya Müslümanları Osmanlı Sultanlarını Hz.Peygamberimiz adına HALİFE olarak kabul etmiştir. Artık bütün İslam  Âlemi Osmanlı Sultanlarının arkasında saf tutup birlik olarak asırlarca dünyaya meydan okumuş ; Hıristiyan  Âleminin karşısına durmuşlardır.

İslam Dünyasının bugünkü DAĞINIK durumu, birliğini sağlayacak böyle bir HALİFEDEN mahrum oluşunun sonucudur. Birlikten doğacak kuvvet kaybolmuştur.  Hırıstiyan Dünyası için en büyük TEHLİKE, islam Dünyasının Karşılarına böyle bir HİLAFET RUHU  ile Lider / HALİFE etrafında BİRLEŞİK GÜÇ olarak çıkmalarıdır. "Yitik, kaybedilen yerde aranır" düşüncesinden hareketle; Osmanlı Anadolusundaki yitiğin, TÜRKİYE CUMHURİYETİ Anadolusunda aranacağı korkusu Hırıstiyan Dünyasını sarmıştır. Korkunun ecele faydası yoktur. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu yılki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Açılış Toplantısında yapmış olduğu MUHTEŞEM konuşmasında, başta İslam Âlemi olmak üzere bütün Dünya Delegelerinden aldığı ALKIŞLAR, Milletimizin yeniden bu KUTLU MİRASA lâyık görüldüğünün AYAK SESLERİDİR.

HİLAFET RUHU bilinciyle Kurtuluş Savaşımızda Ortaasya Müslüman Türkleri, Hint Müslümanları, Güneyasya Endonezya- Malezya Müslümanları, elde kalan son Halife Topraklarını düşman işgalinden kurtarmak için; üzerlerindeki giysilerine, kadınlarının ziynetlerine kadar ANADOLU'ya göndermişlerdir. Hilafet damgalı ve Osmanlı Tuğralı Anadolu topraklarından düşmanı temizlediğimiz Kurtuluş Savaşımıza girerken;  Ordularımız dağıtılmış, kışlaları  kapatılmış; gemilerimize ve uçaklarına el konulmuş;  Payitahtımız işgal edilmiş durumda idi. Anadolu'yu düşman işgalinden temizleyecek olan Kurtuluş Ordusunun topu- tüfeği bütün tedariki bu Müslüman Kardeşlerimizin katkılarıyla sağlanmıştır. Hatta artanı da yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetimizin  ekonomisine temel sermaye olmuştur.

Bugün  Dünyanın 17. Ekonomik gücüne sahip olan Devletimizin hazinesinde o zamanki İslam Dünyasının Halifelerini kurtarmak adına yaptıkları katkılar vardır.

Şimdi de sıra bize gelmiştir. Zulümden, ölümden kaçan MÜLTECİ kardeşlerimize

VEFA borçlu HİLAFET NAMZEDİ Ağabeyleri olarak şimdi de biz onlara yardım etmeliyiz. Mültecilere yapılan  yardımlardan şikayetçi olmak, nankörlük olur; şikayet değil, şükür etmeliyiz! Nimete şükür ise, o nimetin aynı cinsinden fedakarlıkla olur. Yardım için kapımıza / sınırımıza  kadar gelenleri, "Allah yardım etsin" diyerek "dua ile" geri çevirmek, iyilik ve yardım değildir. Mağdur kendi duasını kendisi yapar. Bizim yapacağımız ise, bizden istenen yatdımdır. "Allah yardım edecekse", bize soracak  değildir. Zaten Cimrilerin duası da kabul olmaz. Muhtaca yardım yerine KURU DUA, merhametsiz cimrilerin ihsanıdır.

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya