Değerli okurlarım! Şüphesiz İran büyük bir ülke. Beş günlük bir gezi ile İran’a ait her şeyi görmek ve görülenleri kâğıda aktarmak mümkün değil. Yukarıda hatırlatmaya çalıştığım bilgilerin yanında, “Bizden de bir latife kalsın” düşüncesiyle, hanımların alış veriş tutkusu üzerine orada yapmış olduğum küçük bir dokunuşu buraya kaydetmek istiyorum.
01.10.2019 10.55
1.137 okunma
HAVA ATMA ORANI ÜZERİNE BİR DENEME
İsmail Aydın
İsmail Aydın
Değerli okurlarım! Şüphesiz İran büyük bir ülke. Beş günlük bir gezi ile İran’a ait her şeyi görmek ve görülenleri kâğıda aktarmak mümkün değil. Yukarıda hatırlatmaya çalıştığım bilgilerin yanında, “Bizden de bir latife kalsın” düşüncesiyle, hanımların alış veriş tutkusu üzerine orada yapmış olduğum küçük bir dokunuşu buraya kaydetmek istiyorum.
 
Gezi grubumuzun dördü erkek olmak üzere on sekiz kişiden oluştuğunu söylemiştim. Genelde hepsi de güzel insanlar ancak baş başa kaldıklarında hanımlar cenahında durum biraz değişiyordu.
 
İki saatlik bir uçuşun ardından Tahran’a inmiş, Rey şehrindeki Ertuğrul türbesini ziyaretten sonra akşam saatlerinde Milat kulesine gelmiştik. Alış-veriş yerleri, yeme içme mekânları dikkat çekiyor. Gruptaki hanımlardan birisi günün yorgunluğuna aldırış etmeden rehbere, “Burada alışveriş yapacağımız AVM var mı” diye sordu. Vardır, cevabını aldı. Gurup olarak dönüşten bir gün önce serbest alış veriş yapılacağını öğrendik. 
 
Gezinin son günü, grup üyeleri alış veriş için dağılmadan önce rehber Şahap Beye; “Şahap Bey, İran’da hanımların birbirlerine hava atma düzeyi hangi seviyede” diye bir soru yönelttim. Rehber oranı sözlü olarak ifade etmedi, “Ohoo” diyerek iki elini aşağıdan yukarıya doğru kaldırırken “çok yüksek” demek istedi. Bu cevabı aldıktan sonra “Bizdeki düzeyin seviyesi hakkında akşam görüşürüz” dedim ve ayrıldık.
 
Nihayet gezi grubuyla alış verişlerini yapmış olarak akşam yemeğinde bir araya geldik. Hanımlar, aldıkları yüzükleri, bilezikleri, taşları, kolyeleri v.s. birbirine gösterirken rehber Şahap Beye, “Bizimkilerin birbirine hava atma düzeyi hangi seviyede, görüyor musun?” diye sordum. Şahap Bey, İranlı hanımların hava atma düzeyini belirtirken yaptığı el hareketini, “Ohhoooo hooh” diyerek aşağıdan yukarıya doğru yükseltirken “Sizinkilerin hava atma seviyesi daha yüksek” diyordu. 
 
Bu diyalogdan sonra gruptaki hanımlardan biri, “İsmail Ağabey, nerden buluyorsunuz böyle soruları” diyerek latifemize katkı yaptı. “Öyledir” dedi, “İran’da da olsa, Fransa’da da olsa kadın her yerde kadındır, birbirine hava atmayı sever!”
 
Onun sebebi tahmin ettiğiniz üzere sadece kadın olmak değildi, bunun önemli bir başka sebebi daha vardı, ki onu burada yazmak latifenin tadını kaçırabilir.
 
Değerli okurlarım! İran notlarım, bu latifeyle birlikte burada bitmiş bulunuyor. Kısmet olursa başka konu ve yazılarla yeniden buluşuruz. Yüzünüzden tebessüm, yüreğinizden sevgi eksik olmasın.
 
KAYNAK : Yeniakit
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya