4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Gününün 87.yılı münasebetiyle Televizyonlarımızdaki görüntüleri ŞAŞKINLIKLA izledim. Bu yazıyı kaleme almakta da doğrusu tereddüd ettim. Biraz gecikmemin sebebi budur. Ancak bu konudaki bir yanlışı düzeştme adına "belki braz faydam olur" düşüncesiyle birkaç gün sonra yazmaya karar verdim.
09.10.2019 21.57
372 okunma
HAYVAN VE İNSAN SEVGİSİ
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Gününün 87.yılı münasebetiyle Televizyonlarımızdaki görüntüleri ŞAŞKINLIKLA izledim. Bu yazıyı kaleme almakta da doğrusu  tereddüd ettim. Biraz gecikmemin sebebi budur. Ancak bu konudaki bir yanlışı düzeştme adına "belki braz faydam olur"  düşüncesiyle birkaç gün sonra yazmaya karar verdim.

Baştan hemen şunu itiraf etmeliyim ki  şaşkınlığımın sebebi, hayvan sevgisini anlamsız ve gereksiz gördüğümden değil, tersine gereğinden fazla bulduğumdandır.  Atalarımız, "Herşeyin azı karar, çoğu zarar" demişlerdir. Peygamber Efendimiz de, "İşlerin hayırlı olanı, orta olanıdır" buyurmuştur. Bu konudaki yaklaşımımız  böyle ORTA olması gerekirken, Medyamızda insan sevgisinden çok, hayvan sevgisi yer alıyor. Hemen her gün, hayatı darda veya zorda olan bir kedi-köpek, kuş veya sürüngen bir hayvanın serüveni çok önemli bir megazin haber olarak konu ediniliyor. Aç, açık,  yardım bekleyen

milyonlarca insanımız var. Ama bunların ACIKLI hayatı o kadar konu edilip gündeme getirilmiyor.

Özellikle çocuklarda ve gençlerde hayvan sevgisi âdetâ "kutsal bir tutku" / HOBİ olarak teşvik edilip özendiriliyor. Programlarda hayvanlar, "Can Dostlarımız" olarak sunuluyor. Özellikle Sosyetede "Hayvan Sevgisi" dini bir motif / fenomen gibi algılanıyor.

Birçok âilede kocasından kaçan, çocuğuna bakmayıp Kreşlere atan, hatta çocuk yapmayan anneler; anasına-babasına bakmayan evlatlar kedi köpek besleyerek âdetâ onlarla yatıp kalkıyor.

İslam Büyüklerimiz, "Allah her şeyi insanım istifadesi   için, insanı da kendisine kulluk için yaratmıştır" demişlerdir. Bu düşünce bugün unutulmuş durumdadır. Sabah namazına kalkmayan, beş vakit namazını kılmayan hayvan severler, sabah erkenden kalkıp köpeğinin hacetini görmesi için parklarda gezdiriyor; caddeleri, sokakları pisletiyor. Hayvanların  yiyeceği için çöpleri dolaşıyor.

"Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir" buyuran Peygamberimizin Ümmeti olarak, komşusunun kapısını açmazken, kedi-köpekleri için çöplük çöplük dolaşan insanları anlamakta güçlük çekiyorum. Eskiden kediler yiyecek için farelere saldırırlar;  köpekler de kedileri kovalardı. Şimdi aynı evde veya barınakta tok yatan kedi-köpeklerin birbirleriyle  kardeşliği televizyonlarda insanlara ibret dersi olarak gösteriliyor. Çünkü insanlar aç olduğu için böyle bir "kardeşlik sahnesi" onlarda pek görülemiyor. "Aç köpek fırın yıkar" misali onlarda görülen, akıl almaz düzenbazlıkla yaptıkları soygunlar, kap-kaçlar, hırsızlıklar..

Tabiattaki EKOLOJİK  denge ALT-ÜST oldu. Kediler farelere tenezzül etmediği için insanlar fareleri zehirlerken bazen çocukları zehirleniyor, bazen de kendileri. Köpekler kırlara çıkmadığı için Yaban Domuzları, Ayılar Kırların Kralı oldu. Kuşlar kafeslerden bırakılmadığı için börtü-böcek etrafı sardı.  Her yıl KENE ısırmasından yüzlerce insan zehirlenip ölüyor. Besili köpekler evden ayrılmadiği için bağ ve bahçelerimiz Ayıların,Domuzların; şimdiye kadar görülmedik "Yaban Hayvanlarının" UĞRAK YERLERİ oldu. Bu yüzden birçok bağ ve bahçelerimiz terk edilmiş harabeye döndü. Kümes hayvanlarımız dışarı çıkıverse, etraf Tilkilerle dolu. "Kirlettiğimiz çevreyi temizlesin" diye yaban hayvanlarından yardım bekliyoruz. Hülasa, şehirlerimizde insan hayatı ve namusu hırsızlardan arsızlara kadar binbir tehlike ile karşı karşıya.

Fakat, başta bu insan düşmanı soysuzlar, hırsızlar olmak üzere Tolumda "müthiş" bir HAYVAN SEVGİSİ var. Âdetâ kendileri yemeyip evlerinde besledikleri hayvanlarına, kedilerine-köppeklerine geçiriyorlar;  Çocuğu gibi kedisini-köpeğini de özel maması ile besleyenlerimiz var. İnsanlar yiyecek ekmek bulamazken, bazılarımız kuşunu, akvaryumundaki balığını özel  yemle büyütüyor. Hatta bazıları aşırı sevgi ve merhametinden dolayı hayvan eti yemiyor. Etobur değil, Otobur yaşıyor.

Gerçi, MERHAMETLİ olmak çok güzel ve makbul bir MEZİYETTİR. Peygamber Efendimiz, "Merhametli olmayana merhamet olunmaz.  Yeryüzünde yaşayanlara siz merhamet edin ki, gökteki Melekler de size merhamet etsinler" buyurmaktadır. Bir başka hadisinde ise, "kedisini hapsederek aç bırakmak suretiyle ölümüne sebeb olan bir kadının Cehennemlik olduğunu; kuyuya inip ayakkabısıyla kuyudan su çıkararak, susuzluktan toprağı eşip diliyle yalayan bir köpeği sulayan Fahişe bir kadının da affedilip Cennetlik olduğunu" haber vermektedir.

Ancak, benim burada esas vurgulamak istediğim şudur: Sevgi ve merhameti önce insana göstermemiz gerekir. İnsanlara karşı acımasız davranıp Hayvanlara sevgi ve merhameti, DİNİN ÖZDEŞİ olarak (din yerine) algılamak doğru değildir. Esas bu yanlışlığına DİKKATİ çekmek istiyorum. Bugün Medyamızda ve sosyal hayatımızda görünen budur. Annesine-babasına, eşine-çocuğuna bakmayıp onları sokağa bırakıp; sokaktaki kedileri-köpekleri, kuşları, böcekleri evinde besleyerek onlarla yaşamayı MÜSLÜMANLIK sananlar var. Bu işler sevaptır ama Cennet de o kadar UCUZ değildir. Anneler-babalar "Huzur Evlerine" atılıp kahrında ölüme terk edilirken; köpek-kedi beslsyerek CENNET'e girilmez. Çitlek-çekirdek ile aç karın doyurulamadığı gibi, kedi - köpek besleme sevabı ile de Cennet kazanılamaz.

Hayvana aşırı merhametli olup insana acımasız olmak, merhametin kötüye kullanılması, hatta israfıdır. Günümüz insanı sevgisini hayvanda tüketip insana nefretini kusmaktadır. Allah'tan daha merhametli hiçbir varlık yoktur. "O, Merhametlilerin en Merhametlisidir" (Yusuf /64,92) buyurulmaktadır. Buna rağmen, Merhameti Sonsuz, RAHMAN ve RAHİM olan Yüce Allah hayvanların etinden-sütünden yararlanmayı insanlara haram kılmamıştır. Belki de biz, hayvanları kendi sosyal ortamlarında serbest bırakmayıp zevklerimiz için HOBİ olarak  HAPİS tutmakla onlara haksızlık ediyoruz. Bunu hiç düşündük mü?

Demek istediğim şu ki, Hinduların İNEĞİ kutsaması gibi, Dini Düşünceye alternatif olarak "Hayvan Sevgisini Kutsamak" yanlıştır. Hayvan bizim içindir; biz hayvan için yaşamayalım.

Çocuklarımıza ve gençlerimize, "YARATAN'DAN ÖTÖRÜ YARATILANI HOŞ GÖRME" bilincini kazandıralım!

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya