Bir dünya görüşü temelinde şekillenen bir tasavvurla başlar bir inançla hayat tarzına dönüşür bir ahlakla yaşam biçimi oluşturur sanatla hayatın her alanını estetize ederken zanaat ile üretime ve teknolojiye dönüşür ve nihayet evrensel hak ve hürriyetleri tazammun eden toplumsal nizam demek olan HUKUK sistemi ile de yoluna ve yolculuğuna devam eder durur.
19.03.2019 12.56
2 yorum
338 okunma
Sanat ve Edebiyat
Şazeli Çügen

Her medeniyet hareketi

Bir dünya görüşü temelinde şekillenen bir tasavvurla başlar bir inançla hayat tarzına dönüşür bir ahlakla yaşam biçimi oluşturur sanatla hayatın her alanını estetize ederken zanaat ile üretime ve teknolojiye dönüşür ve nihayet evrensel hak ve hürriyetleri tazammun eden toplumsal nizam demek olan HUKUK sistemi ile de yoluna ve yolculuğuna devam eder durur.

Biz burada sadece söz konusu olan

Sanat ve edebiyat konusunu ele almış olacağız

Sanat ve edebiyat bir MİLLETİN medeniyet yolunda ki yaşam mücadelesi seferberliğinin sesi ve nefesi olarak KÜLTÜR ve SANAT kişinin RUH dünyasının ve de eşyanın güzelliklerinin estetize edilerek tam anlamı ile yansıtılması yaşatılması ve üretilerek inşa edilmesi dir.

SANAT eşyanın tabiatında olan çok geniş bir ETİK ve ESTETİK alanı oluştururken

EDEBİYAT ise sadece İNSAN ın “diline ve sözüne” tahsis edilmiş yazılı sanatın güzellik alanıdır.

SANAT eşyanın tabiatında olan fıtri bir özelliktir ki canlı ve cansız varlığın tüm hayatının akış ve oluşuna yansıyarak onu şekillendirmiş onu süslemiş ve onun hayatını tezyin etmiştir.

FITRATTA çirkinlik yoktur güzellik vardır ahenk vardır TASVİR vardır SANAT vardır.

Bu nedenledir ki TABİAT kozmik ahengi o muhteşem canlılığı ve doyumsuz rengarenk güzellikleri ile insan RUHUNA her daim İLHAM vererek SANATINI icra etmeye devam etmektedir.

İNSAN ise varlık hiyerarşisizinin en ÜST makamında ve de kıvamında yaratıldığından TABİATIN o muhteşem güzellikleri SANAT olarak hem eşyanın alanına yansımakta ve hem de insanın kendi hayatına yansıyarak tüm beşeri hayatı tezyin etmektedir.

İNSAN “ akıl ruh ve irade yanında şeref izzet ahsen ve takvim” gibi sıfatlarla ifade edilerek FITRATI en kıvamında güzelliklerle donatılı olarak yaratılmıştır.

SANAT ve EDEBİYAT  

Hayatın merkezinin temel aktörü olan İNSANIN “SÖZ” ile “SES” ile “HAREKET” ile “EL” ile yaptığı yazılı ve sözlü İFADELERİN NEFESLERİN ve tüm YAPITLARIN güzelliklerdir ki

“SÖZ” ile yapılanına şiir hikaye roman mecaz istiare belagat fesahat ve de hitabet denilmektedir.

“SES” ile “NEFES” ile aletli ve aletsiz olarak yaptığına gönülden gönüle giden AĞITLAR TÜRKÜLER NEFESLER ŞARKILAR denilmekte.

“HAREKET” ele yaptıklarına spor dans oyun gibi FOLKLOR denilmektedir

“EL” ile yaptıklarına MİMARİ TASARIMLAR TAKILAR GİYSİLER ve eşyadan bitkiden insana kadar olan tüm SÜSLEMELER dir renklerdir şekillerdir kokulardır takılardır kakma kabartma dokuma gibi tezyinlerdir.

PEKİ

İSLAM dini SANAT eylemlerine ve yapıtlarına NASIL bakmaktadır sorusu burada cevaplanması gereken hem en SORUNLU bir alan ve hem en tabii olan FITRİ bir alandır.

FITRİ alandır

EŞYANIN tabiatında çirkinlik yoktur GÜZELLİK vardır TASARIM vardır SANAT vardır.

Söz konusu olan İNSAN ve TOPLUM olduğunda bir takım SINIRLAR tayin edilmiş ve geriye kalan tüm ALAN serbest alan olarak İNSAN iradesine TAHSİS edilmiştir ki bu serbest alana MUBAH alan denilmektedir.

  1. MUBAH alandır ki “bir şeyin HARAMLIĞINA kesin delil aranırken HELALLİĞİNE herhangi bir delil aranmamak” ilkesine dayandırılmaktadır. Bu ilke doğru bir ilkedir sadece sınırları tayin edilmiş ve de mahiyeti net olarak ortaya konulmuştur.

Yeme içme gibi GIDA da “Tayyip” ilkesi getirilmiştir ki bu ilke “temizlik ve helallik” esası getirmiştir.

SESE de SÖZE de HAREKETE te “fahşa ve müstehcenlik” ilkeleri getirilmiştir ki bu ilkeler “azgınlığı sapkınlığı tapınmayı ve de açılıp saçılmayı tahriki ve tahkiri MEN etmiştir”

  1. BEDİİYAT alanıdır ki EŞYANIN fıtratında çirkinlik yoktur güzellik vardır tasvir vardır ve de sanat vardır.

İNSAN eşyanın bu tabiatını hayatına yansıtmakta sınırları çizilerek ve ilkeleri konarak SERBEST bırakılmıştır. Kendi eli dili sesi sözü nefesi hareketi MEŞRUİYET sınırları içinde devasa bir HÜRRİYET alanı içinde serbest alan olarak kendine TAHSİS edilmiştir.

Renkler desenler şekiller kakmalar kabartmalar süslemeler takılar giysiler tezyinler bu serbest alanın ilkesel eylemlerinin SANAT yapıtları olarak karşımıza çıkmaktadır.

PEKİ öyle ise

SANATTA SORUNSAL alan nasıl oluşmaktadır

SORUNSAL alan İSLAM ın kendi İLKELERİNDEN kaynaklı değildir.

ALLAH cc

EL MÜSEVVER sıfatı ile

Tüm evreni ve varlığı ölçü denge ve ahenk üzerine şekillendirerek ve de cisimlendirerek yaratmış

KUR AN

Varlığı hadisatı ve eşyayı TASVİR sanatı ile ifade ederek ve MECAZ metaforunu kullanarak BELAGAT sanatını icra ederek İNSAN hayatına müşahhas ve somut bir YÖNTEM sunmuştur.

Eşya da MUBAH alan esastır

TASVİR vardır her çeşit üretme ve yapma vardır  

TAPINMA ve FAHŞA yasaklı kılınmıştır.

Ancak İNSAN ve toplumun alışkanlıklarından geleneklerinden ve de örflerinden kaynaklanın BEŞERİ kısıtlamalar ya da beşeri NORM lar örfler yüzündendir.

Böylesi sorunlar sadece SANAT alanında vardır diğer alanlarda yoktur da denilemez.

İnsan ve toplum hayatının tüm alanlarında DİN dışı alışkanlıkların itikatların hurafelerin alışkanlıkların olduğu ve de her daim olabileceği TARİHİN akışı içinde defalarca tecrübe edilerek insan hayatını etkilemiş kayıtlara girmiş ve de NORM lar olarak sosyal NİZAM haline dahi gelebilmiştir.

Hiçbir MEDENİYET hareketi

Sadece bir İNANÇ itikat FİKİR düşünce temellerinde gelişen FELSEFİ bir hareket değildir.

Aynı zamanda bir KÜLTÜR bir AHLAK ve bir HUKUK ve bir GÜZELLİK ve SANAT hareketidir.

Modern kavramlarla ifade edersek ETİK ve ESTETİK alan ile İMAR İSLAH ve ZARURİYAT hareketleri demek olan ZENAAT MİMARİ ve MUSİKİ eserleri dir FİZİK ve RUH dünyamızın yaşandığı şehirlerimiz ve kasabalarımızdır.

İşte MEDENİYET inşa hareketi

İnsan ve toplum hayatını kolaylaştıran İHTİYAÇLRINA cevap veren yaşam STANDARTLARINI HUKUK sistemi içinde sosyal bir DÜZEN inşa eden ETİK ve ESTETİK alanlarını oluşturarak İMAR ve ISLAH eylemleri ile insan için YAŞAM biçimi toplum için HAYAT tarzı inşa etme çabasının MİMARİSİDİR şehirleridir kasabalarıdır kurumsal yapılarıdır.

İNSAN ın varoluşsal olarak bağlı olduğu “fizik sosyolojik ve metafizik” yapılı ÜÇ dünyanın İMARI ISLAHI İHTİYACI ve de BEDİİYATI istikametinde yapılması gereken tüm düşünce tasavvurlar tasarruflar ile amel eylem ve aksiyonlar olarak serapa HÜR bir SANAT ve ZENAAT alanı karşımıza çıkmaktadır.

İSLAM

Bu üç FITRİ alanın tam merkezine İNSANI sorumlu iradi varlık olarak tayin etmiştir.

İNSAN bu üç fıtri alanın temel AKTÖRÜDÜR bir nesne değildir tam tersine bir öznedir.

İNSAN ın ve TOPLUMUN medeniyet YOLCULUĞU zaman mekan ve sosyolojik bir yolculuktur.

ÜÇ dünyanın tüm alanlarını içine alır birbirinden ayırmaz birini diğerine üstün kılmaz ayrıcalık tanımaz çünkü üç dünya da insanın tasarrufuna TAHSİS edilmiştir ve İNSAN bu üç dünyaya VAROLUŞSAL olarak bağlı kılınmıştır.

İNSAN

Bedeni ile FİZİK dünyanın bir parçası aklı ile SOSYOLOJİK dünyanın en temel aktörü RUHU ile de metafizik dünyanın sorumlu iradi varlığı olmaktadır.

Nasıl ki İNSANI ruh irade akıl ve beden olarak ayırıp parçalamıyor isek

Varoluşsal olarak bağlı olduğumuz bu ÜÇ dünyayı da birbirinden ayırıp parçalayıp birini diğerine üstün kılıp diğerini ötekileştirerek o dünyadan kendimizi KOPARTAMAYIZ kopan her parça insan için bir KAYIP bir zayiat bir eksiklik olacaktır ve de SORGUSUDA kesinlikle yapılacaktır.

                Merkezinde İNSANIN olduğu bu üç dünyanın fıtri özelliği

MUBAH tayyip ve BEDİİ olmasıdır ki bu alanın sadece sınırları tayin edilmiş ve de temel evrensel ilkeleri vazedilmiştir gerisi devasa MUBAH alan ve serapa HÜR bir alandır ki tüm güzellikleri estetik ifade ile BEDİİ alan olarak insana tahsis edilmiş ve tasarrufuna bırakılmıştır.

İNSANIN yaşam biçimi ve hayat tarzı nın her alanı her davranışı SANAT türleri ile donatılıdır.

Ruhunun özünde olan HAYA EDEP ve SAYGI sınırlarını koruyarak yemesi içmesi giyinmesi yürümesi oturması kalkması tebessümü sözü gözü eli ayağı bedeni HİZMETİ ve tüm ÜRETTİKLERİ hem ETİK ve hem de ESTETİK özünün ortaya çıkartılması SANAT akımları ile ortaya çıkmakta ve insan ve toplum hayatını süsleyerek hayatı lezzetli hale getirmektedir.

SANAT ta

“AN” itibariyle ortaya çıkar ve akışına oluşuna devam eder tıpkı EŞYANIN “an” itibariyle akış ve oluşuna devam ettiği gibi.

Günümüzün KAVRAMI ile ifade edersek ANADOLU coğrafyası

“AVRASYANIN” merkezi olan bir coğrafya olup kültür ve düşünce dünyasının ruh ve gönül dünyasının kesiştiği hem biyolojik olarak genetik yapısının ve hem de kültürel kodlar itibariyle çoklu sesiyle  çoklu nefesiyle çok ZENGİN ve ENGİN bir çeşitlilik ekseninde oluşan ve olgunlaşan kültür ve MEDENİYET mirasının tam da merkezinde AN itibariyle yaşamakta olduğumuzun farkındalığını ortaya koyarak bir TARİH KÜLTÜR ve MEDENİYET bilinci oluşturmamız üzerimize bir vecibe olmaktadır.

Medeniyetimizin İNŞA sürecinde SANAT ve EDEBİYATIN rolü ve önemi konulu bu toplantı camiamızın hem bakış açısını hem çabasını ortaya koymakta ve hem de bu bakış açısı ve gayretler tüm kamuoyuna sonuç bildirgesi ile takdim edilmektedir.

Vesselam

Şazeli çügen

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
MEDET YA SANÎ
RABBİMİZİN GÜZEL İSİMLERİNDEN BİRİNİN SANÎ OLDUĞUNU BİLİYOR MUYUZ https://bilgiyelpazesi.com/dinim_islam_islamiyet/allahu_tealanin_isimleri_ve_anlamlari/sani.asp
Yorum Ekleyen: İLHAN AKKURT     20.3.2019 15:09:39
Değerli Ağbeyciğim
Ufuk açıcı değerlendirmeleriniz ve analizlerinizden dolayı tebrik ve teşekkürlerimi sunarım. Allaha emanet olun.
Yorum Ekleyen: Nurettin Çiçek     19.3.2019 20:21:42
YAZARLAR
...
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya