Mensubu bulunmakla bahtiyar olduğumuz Yüce Dinimiz İSLAM, BARIŞ demektir. Adında  barışı bayrak yaparak İnsanlığa kucak açan bir dinin mensuplarıyız. Bu nedenle barışın olduğu her yerde biz de bulunmalıyız. Sınır Güvenliğimiz için Kahraman Ordumuzun Cephede kazandığı zaferleri, aynı CESARET VE MAHARETLE savunup masada kaybetmeyerek ABD ve RUSYA ile yaptığımız her iki anlaşma da MİLLETİMİZE "hayırlı-huzurlu" olsun !
24.10.2019 14.27
515 okunma
SULH  HAYIRLIDIR !
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)

Mensubu bulunmakla bahtiyar olduğumuz Yüce Dinimiz İSLAM, BARIŞ demektir. Adında  barışı bayrak yaparak İnsanlığa kucak açan bir dinin mensuplarıyız. Bu nedenle barışın olduğu her yerde biz de bulunmalıyız. Sınır Güvenliğimiz için Kahraman Ordumuzun Cephede kazandığı zaferleri, aynı CESARET VE MAHARETLE savunup masada kaybetmeyerek ABD ve RUSYA ile yaptığımız her iki anlaşma da MİLLETİMİZE "hayırlı-huzurlu" olsun !

İkincisinin bugün (yazıma başladığım şu saatlerde) imzalandığı bu anlaşmalar üzerinde kamuoyunda şüphesiz enine-boyuna tartışmalar ve kritikler yapılacaktır. Beğenenler olduğu gibi, beğenmeyerek eleştirenler de olacaktır. Ancak, şunu hemen peşinen söyleyelim ki, beğenmek istemeyen mantığı hiçbir güç ikna edip beğendiremez.  Bu konuda olumsuz yorumları, hazımsız kafaların kusmuğu olarak kabul etmeliyiz. Bugün eleştiri olarak söyledikleri "kusmukları", yarın  onların kendi midelerini bulandıracak; söylediklerine pişman olacaklardır. Hayat Rehberimiz olan Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz Allah, "Sulh hayırlıdır" (Nisa/128) buyuruyor. Biz Rabbimizin sözüne inanan Müslüman Kulları olarak diyoruz ki, " bu sulh, bu barış hayırlı olmuştur". Ölümden korkmadığımızı  ÂLEME tekrar kanıtladık. Ancak, "Hayırlı Barışta Hayat Varsa", bile bile ölüme koşmanın da bir anlamı olmadığını biliriz. Allah vergisi bu cesaret bizde iken,  "Allah'ın izni ve yardımıyla" düşmanlarımızı her zaman yeneriz. Biz savaşı FIRSAT değil, GANİMET biliriz. Şehit olursak Cennet, Gazi olursak Cennet Vatan bizim paha biçilmez en büyük ganimetimizdir.

"Sulh", taraflar arasında yapılan bir anlaşma olduğuna göre, elbette "tek tarafın kazançlı çıktığı" bir sözleşme olmayacaktır. Bir ortak noktada buluşmaya yanaşmayarak "ayak direyenle" anlaşma sağlanamaz.

Herşeyden önce bu ANLAŞMA, Türk Milletini Dünyaya "saldırgan, barbar, inat ve intikam hırslı, Kan Döken…" olarak tanıtmaya çalışanlara ve bunun için sahte belgelerle sosyal medyayı karıştırıp Dünyayı kandıracaklarını sananlara,  utanmadan bu iftiralara, düzme senaryolara ekran açıp çanak tutanlara "en güzel cevap" olmuştur. Maksadımızın "kan dökmek" olmadığını, böyle bir düşüncede olsaydık; "kedinin fare ile oynadığı gibi o Teröristleri saklandıkları deliklerinden / tünellerden çıkarıp evire çevire ezip yok edebileceğimizi" Dünyaya gösterdik. Dost-düşman herkes, "Türk Milletinin sabrını da, cesaretini de, meharetini de" bu sayede gördü ve anladı. Bir de,

 "şakası olmadığını, blöf yapmadığını" öğrenmiş oldu.  Atalarımız, "Düşman sözden değil gözden yılar" demişlerdir. Yani, "düşman bağırıp çağırmakla korkutulamaz, gözüyle görüp kanıtlanacağı cesaretle yıldırılır" demektir

Düşman işte gördü, tırstı ve yılıktı. Yıllardır besledikleri farelerin deliklere nasıl kaçıp saklandıklarına da tanık oldu. Böylece bunlardan bir köy veya kasaba olmayacağını da anlamış oldu. İlerisi için ümitleri de yıkıldı. Mehmetçiğin bu Çakalların  LEŞLERİNİ inlerinden çıkarıp serdikten sonra İTİRAFÇILARLA kendilerini de REZİL edeceğini  anlayınca, "hiç olmazsa adımızı lekeletmeden; adam sanıp verdiğimiz mühimmatımızı kurtaralım; yoksa onlar da GANİMET olarak gidecek"  diyerek anlaşmaya yanaştılar.

"Hâzır ol cenge, eğer ister isen sulh u salah" sözü, böylece bir kez daha gerçekliğini kanıtladı. "Düğüne gidiyoruz" diyen MEHMED'in ölüme / şehadete nasıl gittiğini Dünya gördü. BARIŞ adına suskun duran Arslanın, "SAVAŞ !.." denilince nasıl kükreyip saldırdığına ÂLEM şahit oldu.

Bizim kimsenin toprağında da silahında da gözümüz yok. Toprağımız bize yeter. Silahımızı da kendimiz artık yapıyoruz. Hem de âlâsını yapıyoruz. En güçlü silahımız da CESARETİMİZDİR. İşte bunu Allah'tan başka kimse yapamaz/ veremez. Allah da bunu bize / Türk Milletine vermiştir. İslam Büyüklerimiz, "Tatmayan bilmez" demişlerdir. Milletimizdeki bu büyük CESARETİ, korkaklar anlayamazlar. Silahı kullanmak,  bilek ve yürek işidir. Tırlar dolusu getirip teslediğiniz silahlara ne oldu?

"Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;

Benim de iman dolu göğsüm gibi serhaddim var"  dediğimiz Milli Andımızı/ MARŞIMIZI okuyun !

Bu her iki anlaşmanın da Milletimizi gururlandıran diğer bir tarafı da; "Ordumuzun Cephede kazandığı zaferlerin masa başında kaybedilmeyişi, hatta TAÇLANDIRILMASI olmuştur. OSMANLI'nın Duraklama Dönemine girdikten sonra Hıristiyan Dünyası ile yaptığı hemen bütün savaşlar sonrasında, HAÇLI İttifakının bugüne kadar Anlaşma Masalarında yaptıkları "Siyaset Oyunları", bu defa bozulmuştur. Oyalama taktikleri tutmamıştır. Ekonomik ambargo tehditleri sökmemiştir. Silah satışlarını durdurmaları, bizi durduramamıştır. Peygamber Efendimiz, "İnsanlar, başlarındaki Yöneticilerinin gidişatı üzeredir" buyuruyor.  Bu TEHDİTLER karşısında her zamanki tavrıyla DİK DURAN Sayın Cumhurbaşkanımızın DİRAYETİ, bütün bu "Siyasi Oyunları" bozmuştur. Maiyetindeki Bakanları, Müsteşarları ve Bürokratları ile SAĞLAM DURUŞLARI, DÜNYAYA  BAŞ EĞDİRENLERİN BAŞINI EĞDİRMİŞTİR. Yüce Allah Hayat Rehberimiz olan kitabında, "İşte biz bu günleri insanlar arasında döndürüp dolaştırırız" (Al-i İmran/140) buyuruyor. Devran dönmüştür. İşte artık GALİP olarak oturduğumuz masadan MAĞLUP olarak kalkma dönemi kapanmıştır. ZAMAN denilen DEVRAN döne döne yıl içinde MEVSİMLERİ getirdiği gibi; ASIR denilen "Tarihi Süreçte" de döne döne BAHARIMIZI getirmiştir. Şarkın Büyük Hakimi / Düşünürü Sadi Şirazi'nin, "Kârı-ı Devran, daima yeksân nebâşed, gam mehur = Feleğin Çarkı daima aynı yönde dönmez, üzülme !" dediği DEVRAN (Çark-ı Felek) BİZE DÖNMEYE BAŞLAMIŞTIR, SEVİNELİM ! Müslüman Türk Milleti olarak geçtiğimiz  20. yüzyılda kışımızı yaşadık; artık 21. yüzyıl yeniden Türk Milletinin BAHARI olacaktır.

Askerlerimizin cesareti, Devletimizin dirayetİ ve Siyasetimizin maharetiyle kazanılan bu ZAFER, MİLLETİMİZE ARMAĞAN OLSUN !

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya