Şimdi lise birinci sınıftayız. Edebiyat dersi hocamız, Kırım’dan Türkiye’ye göç etmiş bir aileye mensup, Peyiman Hanım. Peyiman Kırımlıgil hocamız sınıfta konuşmamıza bol bol fırsat veriyor. Edebiyat derslerinin tartışmalı sorularında ayağa kalkıp, “Bana göre yazar şöyle demek istemiştir” gibi iddialı cevaplar veriyorum. Bu cevaplar sınıfta ilginin üzerime yönelmesine sebep oluyor.
24.01.2019 17.31
208 okunma
Bolu 50. Yıl İzzet Baysal Ortaokulu İçin -3 Kırımlıgil: Sen Başarabilecek Bir Adamsın!
İsmail Aydın

KIRIMLIGİL: SEN BAŞARABİLECEK BİR ADAMSIN!

                Şimdi lise birinci sınıftayız. Edebiyat dersi hocamız, Kırım’dan Türkiye’ye göç etmiş bir aileye mensup, Peyiman Hanım. Peyiman Kırımlıgil hocamız sınıfta konuşmamıza bol bol fırsat veriyor. Edebiyat derslerinin tartışmalı sorularında ayağa kalkıp, “Bana göre yazar şöyle demek istemiştir” gibi iddialı cevaplar veriyorum. Bu cevaplar sınıfta ilginin üzerime yönelmesine sebep oluyor.

                Tabii hoşuma giden bir durum. Ancak her şey burada bitmiyor. Netice edebiyat dersinden yazılı oluyoruz. Hocamız henüz isimlerimizi tam olarak bilmiyor. Ahmet 6, Mehmet 7, Muhittin 8… İsmail demesi üzerine korka korka ayağa kalkıyorum. Hocam hayretler içinde “Sen misiiin? Otur, dört” diyor. Tam o esnada canı sıkılmış vaziyette üzerime geliyor: “Arkadaşların yedi, sekiz alırken sen nasıl olur da dört alırsın, sen yapabilecek bir adamsın, haftaya Akif’in hayatını hazırlayacaksın” diyor. Hocamın işaret parmağı ile yaptığı yarı uyarı yarı tehdit içeren bu sözleri üzerine müthiş bir bozguna uğruyorum. Kendimle bir hayli mücadeleden sonra “Hocam beni seviyor” neticesine ulaşıyorum.

                Değerli arkadaşlar! Sevginin gücünü ilk defa o zaman bu derece yüksek hissettim, diyebilirim. İşte bu sevgi bana güç kullandı. Zorla Akif’in hayatını hazırlattı, Safahat’tan şiirler ezberlememe vesile oldu. Az önce sohbetin başında sunmuş olduğum bazı şiirler o ödev üzerine ezberlediğim şiirlerdir. En önemlisi de “Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak şiiri ki, sözlerimin başında dediğim gibi onu sohbetimin sonunda sunacağım.

                Değerli arkadaşlar! Bu ödevden sonra adeta şeytanın bacağını kırmıştım. Kara tahtanın önünde terler dökerek anlattıklarımın ardından okuduğum şiirle bir on numara aldım. Daha sonraki edebiyat ve kompozisyon yazılı notlarım on üzerinden on, en aşağısı dokuz olmuştur. Hukuk Fakültesine de kazanmış olduğum o ivme ile gitmişimdir. İşte size gayya kuyusundan çıkışımın özet halindeki hikâyesi. Şu hale göre, Safahat da zıplamamı sağlayan kitap oluyor.  İnanıyorum ki, içinizde belki benim kadar zor şartlar altında okuyan yoktur, belki de daha zor şartlarda okuyanınız vardır ama hangi zorlukla karşılaşırsanız karşılaşın onu azimle, irade ile metotlu çalışma ile aşacaksınız. Öğretmenleriniz ne güne duruyorlar! Onlar işte onun için buradalar.

                               SEVGİYİ UNUTMAYACAĞIZ

                Sevgili öğretmenlerim! Az önce öğretmenimin bana gösterdiği ilgiyi arz etmiştim. Şimdiki terimlerle ifade edecek olursak, edebiyat yazılısında başarılı olamayınca öğretmenim, “Sen başarabilecek bir adamsın” sözüyle beni motive etmiş, güdülendirmiş, yüreklendirmişti.  Bana güven telkin etmiş, beni sevdiğini ispat etmiş ve çalışmaya teşvik etmişti. İşte size, bir öğretmenin, bir genç üzerindeki elle tutulur, gözle görülür olumlu etkisi. Bugün şunu söyleyebilirim: Hocamın edebiyat derslerinde anlattıklarından hemen hemen hiçbir şey aklımda kalmadı ama şu “Sen başarabilecek bir adamsın” sözü yok mu? İşte onu hiç unutamam. Öğretmenimin sevgisi başarı yolumu açmış, öğrenmeyi öğretmişti.

                Sevgili öğretmenlerim, şunu da daima hatırımızda tutalım. Gerek özlük hakları yönünden olsun, gerekse sosyal statüsü açısından olsun, yeterince kadri kıymeti bilinmese de halk nezdinde öğretmenin makamı Peygamber Postu’dur. Öğretmenlik işte bu yönüyle kutsaldır. Ham bir adamdan mamul bir adam imal ediyorsunuz. Bu az şey midir?

                Akif’in öğretmen tanımı şöyledir:

Muallim ordusu derken, çekirge orduları

Çıkarsa Ortaya artık hesabedin zararı

 

Muallimim diyen olmak gerektir imanlı

Edebli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı

 

Bu dördü olmadan olmaz. Çünkü vazife büyük.

 

                Sevgili gençler! Sizler de bilesiniz ki, büyük öğretmenlerden, büyük imam lakaplı İmam-ı Azam’ın başarısı, öğretmenine karşı duyduğu derin saygıdan ileri geliyordu. Hocası Hammad’ın evi, İmam-ı Azam’ın oturduğu evin yedi sokak aşağısında imiş. Buna rağmen İmam-ı Azam, ayaklarını hocasının evi tarafına uzatarak oturmaz ve yatmazmış. Saygının derecesine bakınız! İşte bu saygıdır onu başarılı kılan. Sizlerin başarısı da, başarılı olmanızı istemelerinden asla şüphe duymadığımız öğretmenlerinize karşı göstereceğiniz sevgi ve saygıyla doğru orantılı olacaktır. Hocasını seven arkadaşlarımız başarılı olacak, hocasını sevmeyenlerimiz ise buna bağlı olarak dersini de sevmeyecek ve dolayısıyla başarısız olacak. Bu, iki kere ikinin dört ettiği kadar açık bir gerçektir.

                Değerli arkadaşlar! Bu ikisinin daha ötesi yok! Burada da anlaştığımızı düşünüyorum.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya