17.11.2019 15.20
1.261 okunma
Gel kurtar beni bu negatiflerden!
Ersoy Baba

Sebep nedir bilinmez ama Temel annesini ve babasını katletmiş. Polisler yakalamışlar Temel’i ve yaka paça içeri atmışlar.

Mahkeme günü Temel bakmış ki müebbet hapisten bahsediliyor. Hemen mahkemede söz almış ve hâkime yalvarmış:

-“Aciyun bu öksüz ve yetime Hakim Bey!”

***
Bu fıkra bana İstanbulluların kısır döngüsünü hatırlattı. İstanbulluların tamamını olmasa bile seçmenlerinin büyük bir kısmının durumunu anlatıyor. “Su pahalı, su fiyatlarını indireceğim” diyerek oy toplayan sonra da ilk altı ay dolmadan su fiyatına zam koyan bir adamı seçtiği için pişmanlıkla yalvaran Temel gibiler. Gerçi o kitle çok katı bir kitle. Yaptığı iş devlete zarar veriyorsa, topluma zarar veriyorsa, günlük yaşantılarını sekteye uğratacak işlere sebep oluyorsa dahi ona bir kılıf hazırlayıp tekrarlamaya devam eder. O kitleye deyecek bi şeyim yok. Ancak o kitlenin yönlendirebildiği, “kararsızlık ile yanlış karar verme” arasında gidip gelen kesime lafım:

“Anneni, babani oldurmeyeceğidun daa!”

Oldurdiysen yetimliğe ve oksuzluğe alişacağsun…

***

CHP'li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun seçim kampanyasını yürüten Necati Özkan'ın seçim dönemini anlattığı kitabı, Amerikalı mitoloji ve din tarihi uzmanı Joseph Campbell'in kitabından alıntılandığı ortaya çıktı. Özkan'ın "Kahraman'ın Yolculuğu" adıyla hazırladığı kitabın ilk bölümlerindeki metinler, Campbell'in "Kahramanın Sonsuz yolculuğu" kitabıyla aynı içerikte oluşturulmuş. Mitolojilerin ve masalların günümüz gerçekliğinden daha derin anlamlara işaret ettiğini belirten Campbell'in kitabındaki temalar üzerine kurgulanan kitabın ara başlıkları da aynı benzerliği taşıyor..

Bunlar normal.

Etnik kökeni gizlemek ve rahat hareket edebilmek uğruna ne imamlar ve oğullarını gördü bu Türkiye. Soyadlarında bile çakmaya alışmış birinin çalıntı kitabı olması kadar normal bir şey yok.

***

Ankara’da Mansur’a bakıyorum. Adam sessiz sedasız oturuyor yerinde. Temel atmadığı gibi Temel atmama törenleri de yapmıyor. Yamadığı asfaltların haberlerini paylaşarak geçiriyor günlerini. Bi de cep telefonundan talimat veriyormuş gibi habersizce videolarını çektirip “adam çalışıyor” imajı verdiriyor. Nasıl olsa birçok iş Melih başkan zamanında yapılmış, Tuna başkan zamanında da bir şekilde sömürülmüş. Mansur’a pek bi iş kalmamış. O da Halk ekmek kafelerinde poğaça simit fiyatlarında %75 zamlarla oynayıp nabız yoklayarak zam konusunda İmamoğlu ile sessiz bir yarış içine giriyor.

Mansur pek göze batmadığından Melih başkanın Twitter’dan çaktığı şimşekleri de İmamoğlu’na gidiyor.

***

Sevmiyorum bu siyasi lakırdıları. Onun için kısa kesiyorum.

Bundan 25 yıl kadar önceye ait bir hatırayı anlatayım da dağıtalım bu puslu havayı. Ankara’da Maltepe’de Atilla Mefruşat vardı. Sahibi Atilla bey hoş sohbet bir Kayseriliydi. İyi esnaftı. Paranın kokusunu aldığında daha bi hoş sohbet oluyordu.

Bir gün Atilla Bey, türkücü rahmetli Özay Gönlüm ve dönemin meşhur cerrahlarından bir profesör bu mefruşat dükkanında sohbet ediyorlarmış. O sırada Seray Mobilya’dan Ali Bey içeri girmiş. Rahmetli Özay Gönlüm Ali Bey’i kapıda görünce ayağa kalkıp seslenmiş:

-“Ooo Ali kardeşim. Gel Allah aşkına kurtar beni!”

Ali Bey yanlarına gelip hepsiyle tokalaşırken Özay Gönlüm devam etmiş konuşmasına:

-“Ya Aliciğim. Bu adam (Kayserili Atilla Bey’i göstererek) paradan başka bir şey bilmez. Bu desen Cerrah. Hayatı, kan, irin, tümör ve hastalıkla geçiyor. Sen mobilyacısın. Sana gelen insanlar Mutlu insanlar. Adam nişanlısının elinden tutup lay lay lom eşya beğenmeye geliyor. Aile doğacak yeni çocuk için yatak bakmaya, evlenecekler eşya bakmaya geliyor. Hepsi pozitif enerji saçıyor. Sen de pozitifsindir mutlaka. Gel kurtar beni bu negatiflerden”

***

Gürcistanlı biyoenerji uzmanı bir hanımefendi vardı. Sağlık sebebiyle birçok kez görüşmüşlüğümüz vardır kendisiyle. Onun söylediği bir şey vardı:

-“ Huzur evlerinde çalışan bakıcılar akşam evlerine pestil gibi dönerler. Bütün enerjileri hasta ve yaşlı insanlar tarafından adeta emilmiştir. Hasta ve yaşlılar yani enerjileri az olanlar enerjileri çok olanlardan enerji çalarlar. Ama ilkokul öğretmenlerine bakın. Hepsi enerji yüklüdür. Yorulurlar ama enerji doludurlar. Çocuklardan enerji yüklenip gelirler evlerine. Eve geldiklerinde de oturamazlar. Sınav kâğıdı okurlar, program yaparlar. Siz yaşlı ve hastaların yanında fazla durmayın. Olan enerjinizi de kaptırmayın.” Derdi.

AnahaberGazete okurlarının yaş ortalaması ve sağlık durumları idare eder. Çok şükür yaşlı ve hastalardan değiller. Ben bu sebeple burada yazıyorum. Yazımı da gençler daha çok okusun. Yaşlılar direk okumasınlar. Yazımı internetten indirip, çıktı alıp okusunlar. Yani uzaktan okusunlar. Enerji enerjidir. Kaybetmeye gelmez. Zor topluyoruz zaten.

***

Siz siz olun bu tavsiyeyi siz de uygulayın. Benim makalemden fazla uzaklaşmayın. Tekrar tekrar okuyun.

***

Hay’dı, Huy’du derken geldik yazının sonuna. Biliyorum ki geçen yazımla bu yazımın arası baya bi uzun oldu.

Daha kısa aralıklarla yazmayı ben de bilirim. Ama fındık kabuğunu doldurmayan konuları derlemek zor ve zaman alıyor.

Daha kısa aralıklarla lüzumsuz konularda önemli açılımlar yapmak için gayretlerim devam edecek.

Kalın gene sağlıcakla.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ersoy Baba
DİĞER YAZILARI

Yazarın Özgeçmişi:
Kayıp kimliği yüzünden 2019 seçimlerine kadar oy kullanamamıştı. 2019 seçimlerinde oy kullanamadığı tüm seçimlerin oyunu bir seferde kullanınca İstanbul seçimleri mahkemelik oldu. Seçimin iptali söz konusu oldu. Oylarının bu kadar etkili olacağını bilseydi valla da kullanmazdı. 

Mahallesinde Baba Ersoy olarak tanınan Ersoy Baba Bolu Mengen doğumludur. Mengenlidir ama sadece yemeyi bilir, yemeği yapmayı bilmez. Ersoy Baba Lise tahsilinden sonra Ankara'ya yerleşti. Ankara Ticari İlimler Akademisinin her gün önünden geçmiş olmasına rağmen İstanbul'a taşınınca bu eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Ersoy baba bi ara sokak sokak, ev ev gazete dağıtıcılığı yaptı. Sonra birden kendini aynı gazetenin editör masasında buldu. Editör yemekten döndüğünde masadan kalkmak zorunda kaldı. Hırs yaptı ve rakip gazetede köşe yazarlığına kadar yükseldi. Şimdilerde emekli oldu. Gidip kahve köşelerinde oturacağına gazete köşelerinde milleti yazılarıyla meşgul ediyor....

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya