Son zamanlarda BAŞÖRTÜLÜ kızlarımıza ve kadınlarımıza karşı başlayan saldırıların dozu gittikçe artıyor.
23.11.2019 11.58
1 yorum
517 okunma
BAŞÖRTÜSÜ MÜSLÜMAN KADININ SEMBOLÜDÜR
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)

Son zamanlarda BAŞÖRTÜLÜ kızlarımıza ve kadınlarımıza karşı başlayan saldırıların dozu gittikçe artıyor. Bir hafta önce İstanbul'da başörtülü iki hanımefendi genç kızımız bir caddede "hanımefendi vekarıyla" birlikte yürürlerken; bu kızlarımızdan birisi, "hemcinsi" BAŞÖRTÜSÜZ bir kadının saldırısına uğradı. Birkaç gün sonra da bu olayın bir benzeri MECLİSİMİZDE yaşandı. Hemen hergün benzeri BAŞÖRTÜ OLAYLARI ile karşılaşıyoruz. Çıkarılan kanunlarla "kapandı / unutuldu" sandığımız bu MENFUR olayı ŞİDDETLE VE NEFRETLE kınıyorum.

Olay, Milletimizin Meclisine kadar geldiğine göre, mesele hafife alınır cinsten, "oldu-bitti" ile "Münferid bir hadise" olarak geçiştirilecek basitlikte değildir. Gittikçe yükselen toplum tepkisi, yağdıkça kabaran yağmura benzer; sele dönüşmeden arkası kesilmezse, önüne geçilmez. Toplumun kardeşliğini parçalayan, birliğini bozan hadiseler hep böyle başlamıştır.

Son zamanlarda sıkça gördüğümüz bu tür saldırıların, "Yerel Seçimlerde" sol oyların bazı bölgelerde ARTIŞ göstermiş olmasıyla İLİŞKİLİ olduğunu düşünüyorum. Kendilerini bu Memleketin "akıllısı ve asilzadesi / aristokratı" sanan bu ZİHNİYETİN, tahammülsüzlüğünü sokağa TAŞIRMASI DÜŞÜNDÜRÜCÜDÜR ! Bu olayın Medyamızda çeşitli yönleri ile ele alınıp değerlendirilmesini beklerken; bir-iki gün içinde gündemden düşürülmesi de, söz konusu saldırı kadar üzücü ve düşündürücüdür. Bu konuyu değerlendirmeyi tasarladığım bu yazımı, şahsen Medyamızda geniş şekilde yer alacağını sandığım değerlendirmelerden sonra yazıp paylaşmayı düşünüyordum. Ancak, beklentim BOŞ çıkınca; Hz.İbrahim'in ateşine su taşıyan KARINCA misali kendim bir şeyler karalamaya karar verdim:

Yeniden HORTLAYAN "Başörtülüye saldırı" hadisesi, İslamda Başörtüsünün "Başlangıç hadisesini " hatırlatmaktadır. Şöyle ki, Peygamber Efendimizin zamanı olan Asr-ı Saadette daha henüz Müslüman Kadınların örtünmelerine dair  İLAHİ EMİR, (Tesettür ayeti) gelmediği için, Peygamber Şehri Medine'de Müslüman kadınlarla  Müslüman olmamış kadınlar aynı kılık-kıyafette idiler. Bu durumdaki Müslüman kadınlardan birine Medine'de bir saldırı hadisesi oldu.. Saldırıya uğrayan kadının ÇIĞLIK atarak kurtarılması için "yardım" talebinde bulunması üzerine, saldırıyı yapan erkek yakalandı; LİNÇ edilmekten zor kurtarıldı. Yapılan sorgulamada, saldırgan adam, "kadının Müslüman olduğunu bilmediğini, önceden yapıldığı gibi sıradan bir teklifte bulunduğunu, bunun üzerine kadının çığlık atarak yardım istediğini; Müslüman olduğunu bilseydim, böyle bir SARKINTILIK asla yapmazdım…"  şeklinde kendisini savundu. Bu hadise üzerine, Allah tarafından Müslüman Kadınların örtünmeleri ile ilgili Ahzab Suresinin  59. ayeti gönderildi. "Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müslümanların kadınlarına söyle, sokağa çıktıklarında kapalı kıyafetlerini giysinler. Bu kıyafet, Onların tanınmaları ve rahatsız edilmemeleri için en uygun olanıdır" (Ahzab/59) buyuruldu. Bundan sonra Müslüman Toplumda İslam kadınının  MESTURE / ÖRTÜLÜ kıyafeti, onun DİNİ SEMBOLÜ oldu. Hemen anında, o günden itibaren Müslüman kadınlar bulabildikleri bez parçaları ile başlarını kapattılar; zamanla değişik örtünme şekilleri geliştirilerek bugüne gelindi. Bayrak bir Milletin nasıl Milli sembolü ise, BAŞÖRTÜSÜ de Müslüman kadının öyle dini sembölüdür. Milletçe, "Bayrağa uzanan el kırılmalı" nasıl diyorsak;  "başörtüsüne uzanan el de öyle kırılmalıdır" demeliyiz!.  

Böylesi MENFUR hadisenin Müslüman olmayan bir ülkede yaşanmış olmasına katlanmak, "elde olmayan nedenlerle" o kadar acı vermez. Ancak bu hadiselerin, Türkiye gibi nüfusunun yüzde doksan dokuzu "MÜSLÜMAN" bildiğimiz bir ülkede yaşanıyor olması, bildiğizmizin yanlış mı olduğunu sorgulatıyor. Yüzde doksan dokuz" değil de, "SÖZDE DOKSAN DOKUZ" mu yoksa diye insanı şaşırtıyor. Toplum olarak "kadına şiddete karşı" olduğumuzu savunurken, başörtülü kadınlara karşı saldırıya, başı açık kadınların da katılması, "HANGİ KADININ HAKKI SAVUNULMALI?" konusunda Müslümanları düşündürüyor.

Erkek olsun, kadın olsun bu SALDIRGANLAR sokak ortasında, çarşıda-pazarda, toplantı yerlerinde, Eğitim Yuvalarında Hatta daha da densizi MECLİSTE BAŞÖRTÜLÜYE saldırı cesaretini NEREDEN alıyorlar? Milletin sinir uçları ile oynanıyor. Burada açık.bir TAHRİK VE TERTİP var. Bu tür olaylara sebebiyet verenlerin kimliği ve kişiliği inceden inceye araştırılmalı ve soruşturulmalıdır. Bu tutum ve davranışlar ilerisi için FELAKET haberleridir. Çıkarılan kanunlarla sağlanan hakkın kullanılması da, kanunu çıkaran Devletimizin kolluğunda ve kontrolünde olmalıdır. Herkesin kendi hakkını kendisinin koruması da ANARŞİYİ doğurur. Başörtülünün suskunluğu, Devletinin gücüne olan güveninden ve TERBİYESİNDENDİR.

Milli Mücadelemizde Kurtuluş Savaşımızın FİTİLİ, peçeye / başörtüye uzanan eli kırmak için ateşlenmiştir. MARAŞ'ta İşgalci Fransız Düşman Askerinden birinin bacılarımızdan birinin peçesine yeltenmesi ateşlemeye yetmiştir. Böyle bir KIVILCMIN nerede, ne zaman bir patlamaya yol açacağı belli olmaz. Bugün kalabalık şehirlerde başlatılan bu saldırılar, yarın muhafazakar şehirlere sıçrarsa, -Allah korusun- önüne geçilmez. Başörtüsü bayrak yapılarak başlatılacak olan bir İÇ ÇATIŞMANIN maliyeti de mağlubiyeti de ağır olur. Bugün sesini çıkarmayan başörtülünün O gün nasıl HAYKIRACAĞI, dün görüldü; yarın da görülebilir. Ateşle oynayanlar, başlattıkları yangınla kendi hanelerinin başlarına yıkılacağını, unutmamalıdırlar.

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Lisanî cihad
Üstadım, kaleminizin, kelamınızın zaferi olsun inşaallah
Yorum Ekleyen: Mustafa Yıldız     23.11.2019 12:07:43
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya