Ah biz insanoğulları ... Herşeyi bildiğimizi zannederiz. Kendimizi aldatırız. Başkasının gözündeki çöpü görürüz de kendi gözümüzdeki merteği görmeyiz. Nefsin, şeytanın iğvasıyla kin, haset, nefret, yalan dolan bizde tavan yapar. İçine düştüğümüz bu bataklıktan çıkmayı Rabb'im herkese nasip etsin.
30.11.2019 12.46
1 yorum
492 okunma
SEN BENİ BENİM KADAR BİLMEZSİN"
Mustafa Yıldız

Ah biz  insanoğulları ... Herşeyi bildiğimizi zannederiz. Kendimizi aldatırız. Başkasının gözündeki çöpü görürüz de kendi gözümüzdeki merteği görmeyiz. Nefsin, şeytanın iğvasıyla kin, haset, nefret, yalan dolan bizde tavan yapar. İçine düştüğümüz bu bataklıktan çıkmayı Rabb'im herkese nasip etsin.

Bazı insanlar, kafasına taş düşmüş gibi bir olayla kendilerine gelebilirler. Bu biraz da nasip meselesidir.  Lâkin iradesini de kullanmazsa olmaz.
 
Bu yazım, bir muhabbet seansı olsun. Koca dünyanın ve ülkemizin askerî, siyasi, ailevį, ekonomik, sosyolojik ahlakį bir çok meselesi üzerinde herkes kafa yoruyor ve konuşuyor. Araştırmaların, bilişim teknolojisinin zihinleri bombardıman ettiği bir ortamda âcizane anlatacaklarımın kıymet-i harbiyesi, erbabınca anlaşılacaktır.
 
Dönüp aynaya bakmayız da başkasını kötü görme kolaylığına saparız.
 
Eksik ve yanlış bir din anlayışı ile cenneti garantilediğini zanneden nice insanlar var. Dini, sadece bir elin parmakları kadar ritüelden ibaret sanan müslümanların varlığı inkâr edilemez.
 
Ama bilmek, insanı cennete götürecek anahtardır.
 
Sözü uzatmadan Sadí Şirâzįden okuduğum bir olayla sohbetimizi bitirelim.
 
Mütedeyyin bir Hacı efendi sabahın alacakaranlığında camiye gidiyordu. Ezanlar gecenin karanlığını yırtarcasına yükseliyordu. Birden gözü kaldırımda uzanmış, üstü başı kir pas içinde miskin miskin yatan bir sarhoşa ilişti. Hacı efendi sarhoşa doğru dönüp ona lanetler, beddualar. hakaretler yağdırdı:
 
"Allah belanı versin, pislik herif! Şu mübarek ezanlara bak, senin şu rezil haline bak!" türünden hakaret-nasihat karışımı teraneler savurduktan sonra yoluna devam edecekken sarhoş:
 
"Bak Hacı efendi ! Ben senin bildiğinden daha kötü bir adamım. Sen beni benim kadar bilmezsin ki... Ama sen de iyi bir adam değilsin!" Deyince Hacı efendi:
 
"Haline bakmıyorsun da benim iyi biri olmadığımı söylüyorsun. Söyle bakayım ben nasıl iyi biri değilmişim?" Sarhoş:
 
"Bak Hacı ! Allah Kuran'da buyuruyor:
 
"Allah'ın has kulları yeryüzünde vakar ile yürürler de cahillerle karşılaştıklarında (onlara sataşmadan)
 
selâm! deyip geçerler." 
 
Sen camiye gidiyorsun, bana hakaret ve beddua ediyorsun. Nasıl iyi biri olabilirsin ki?" Hacı efendi, derin düşünceler içinde camiye doğru yoluna devam etti.
 
Bu hikâyeden yanlışları bulmayı değil, Sadi Şirazi'nin vermek istediği hikmeti kavramaya çalışalım.
 
Ne dersiniz?
 
Bu hikâyeyi okuduğum zaman onu bir beyitle şiirleştirdim:
 
"Kötüleyip durma beni bu kadar
 
Bilmezsin ki beni sen benim kadar"
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
ESERİ KİŞİNİN KİMLİĞİDİR
Sn.Mustafa YILDIZ Üstadın bu yazısını okumadan önce,yazıda Sadi'den naklettiği hikauenin özeti olan sonundaki mısraları Facebook'ta isimsiz paylaştığını gçrünce;ifadenin üslubundan şiirin kendisine ait olduğunu anlamıştım.Şimdi bu yazısında kendisine ait olduğunu gönüce, Üstadı arkadaşı ve dostu olarak gayet iyi anladımdan emin olmakla çok sevindim. Kendisine sağlık ve afiyet dileklerimle TEBRİKLERİMİ sunarım.
Yorum Ekleyen: Kemal CENGİZ     3.12.2019 01:11:21
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya