MEDENİYET YOLUNDA İNSANIN BASTONLA YÜRÜYÜŞÜ !
Değerli Dostum İbrahim GÜNAYDIN'ın "baston" ile ilgili bir yazı istirhamına ithâfen !
13.12.2019 11.42
327 okunma
MEDENİYET YOLUNDA İNSANIN BASTONLA YÜRÜYÜŞÜ !
Kemal Cengiz

Değerli Dostum İbrahim GÜNAYDIN'ın "baston" ile ilgili bir yazı istirhamına ithâfen!

Yüce Allah, Hayat Rehberimiz olan Kutsal Kitabımız Kur'an-ı Kerim'inde, "Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki ayağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür... Allah dilediğini yaratır; şüphesiz Allah her şeye kadirdir" (24/45) buyurmaktadır. Bu ilahi yaratılış hikmetinin bir tecellisi olarak Yüce Allah yürüyen canlılarda AYAK dediğimiz çeşitli hareket organları yaratmıştır. Bunlar arasında iki ayaklı, dört ayaklı hatta kırk ayaklı, araştırmalara göre daha fazla ayaklı olanları vardır. Ama hiçbiri TEK AYAKLI, yani bir, üç, beş yedi… gibi ayakları tek sayı ile biten ayaklı yoktur. Çok ayaklı olanlarda bile ayak sayısı TEKLİ değil, çiftlidir.
Bu durum,Yaratılışı EŞSİZ olan Halık-ı Zülcelal ın hikmetinin bir  eser ve tecellisidir. "Biz, her şeyi çift yarattık; belki düşünüp ibret alırsınız"(51/49) buyuran Yüce Mevla, her şeyi cins olarak da "erkekli-dişili" çift yaratmıştır. Çünkü VARLIĞI TEK OLAN YALNIZ KENDİSİDİR.
 
Bu İLAHİ YATILIŞ hikmetinin tecellisine, yine Allah'In verdiği akılla üçüncü bir yardımcı bulan da yine insanoğludur. BASTONLA iki ayağına ÜÇÜNCÜ bir ayak hazırlayan; hatta iki ayakları tutmazsa, koltuk değneği, engelli bastonlar ve arabalar gibi yardımcı ORTOPEDİK ARAÇ VE GEREÇLERLE ÇARESİZLİĞİNE ÇARE BULAN TEK VARLIK İNSANDIR.
 
Baston / ASA, aynı zamanda Hz.Musa'da olduğu gibi Peygamberlerin sünneti, günümüz tabiriyle aksesuarıdır. Bilindiği gibi zamanının teknikte süper gücü olan, Mimaride yaptıkları "piramitleri" bugün bile Dünyanın YEDİ H RİKASI arasında yer alan "Firavunlara"  karşı Hz.Musa'nın elinde BASTON,  BİR MUCİZE ARACI olmuştur.
"Mu'cize, tabiat kanunlarını bile aşan hsrikasıyla insanı aciz bırakan" demektir. Diğer Peygamberlerde de görülen bu gibi "oğanüstü" haller, Allah'a inanan kullar için imkan ve çarelerin TÜKENMEZ olduğunun belgesidir. İslam Büyüklerimiz, "Peygamberlerin gösterdikleri MUCİZELER, insanoğlunun fen ve teknikte ulaşabileceği zirveleri gösterir" demişlerdir. Peygamber Efendimizin Feza âlemine seyahati olan MİRAÇ mucizesi, bunların "en hârikulade / olağanüstü" olanıdır.
 
İnsanın çaresizlikte bile "kör-kötürüm" bir anlayışla miskin miskin ve kaderine küskün oturmadan; çaresizlikler içinde çareler arayışı, onun "yaratılmışların en güzel donatımlı" (Tin, 4) Eşref-i mahlukât olarak yaratılmış olmasının bir ispatıdır. Bu ayetteki "en güzel kıvam / biçim ve şekil" ifadesini sadece bedeni / organik özellikleri bakımından "güzellik" olarak anlamak eksiklik olur. İnsan, diğer mahlukât / yaratıklardan farklı özellik ve güzelliklerini Allah'ın verdiği aklı ile kazandığına göre; onun bu "şekil ve biçim güzelliği" maddi / bedeni olduğu kadar;  manevi / akıl ve ruh güzelliği ve özelliği olarak da anlaşılmalıdır. İstikbal ve İstiklal Şairimiz Mehmet Akif ERSOY'un,
" lemde ziya (ışık) olmasa halk etmelisin, halk.
Elleri böğründe ey şaşkın adam kalk!" diyerek haykırışını da, şairimizin insandaki bu,"çaresizliğe umut cevheri" olan aklına güvencinin ve inancının bir seslenişi olarak anlamak gerekir.Yoksa insanoğlu Allah'ın yaratmadığı bir imkanı, aklıyla yaratacak güçte değildir. Nitekim insanoğlu, yaşadığı ortamı karanlık bastığında, diğer yaratıklar gibi  bir kenara çekilip uykuya yatarak "çaresizliğe" teslim olmamaktadır.; Allah'ın verdiği aklı ile IŞIĞI, yaşadığı ortamı aydınlatmada bir ÇARE olarak kullanmakta; hatta bu ışığı, enerjiden istifade ederek elektrik ışığı olarak geliştirip güçlendirmiştir. İnsanın,  fen ve tekniğin ruhu olan enerjiden çeşitli dönüşümlerle yararlanmadaki başarısının serüveni, başlı başına bir BAŞARI HİKAYESİ ve şeref levhasıdır. Hayata hâkimiyeti, "iki ayakları üzerinde DİK yürümeyi" başarmakla başlayan insanı, İslam Mantıkçıları, "konuşan ve boyu uzun / sürünmeden dik yürüyen bir canlı" olarak tanımlamışlardır.
 
Başlangıcından günümüze insan hayatını kolaylaştıran, BASTON DAN başlayarak bugüne kadarki bütün gelişmeler gösteriyor ki; zorluklar karşısında insan için ÇARESİZLİK diye bir şey yoktur. AKLI VARSA YAŞADIĞI DÜYADA İMKANI DA VARDIR. İMANI DA VARSA, HEM DÜNYADA HEM DE AHİRETTE NASİBİ VARDIR.
 
"Ey biziYaratan Yüce Rabbimiz! Bizlere dünyada da ahirette de güzellikler ver! " (Bakara, 201).
 

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı