ENGELLİYE HOŞGÖRÜ YARADANA SAYGIDANDIR
Anadolumuzda yaşamış Gönül Sultanlarımızdan Yunus EMRE'nin; "Yaratılanı hoşgör, Yaratan'dan ötürü" sözünün ilhamıyla başlığını oluşturduğumuz bu yazımızda, özellikle ve ÖNCELİKLE engellilere gösterilmesi gereken "HOŞGÖRÜYÜ" ele alacağız.
15.12.2019 08.32
863 okunma
ENGELLİYE HOŞGÖRÜ YARADANA SAYGIDANDIR
Kemal Cengiz

Anadolumuzda yaşamış Gönül Sultanlarımızdan Yunus EMRE'nin; "Yaratılanı hoşgör, Yaratan'dan ötürü" sözünün ilhamıyla başlığını oluşturduğumuz bu yazımızda, özellikle ve ÖNCELİKLE  engellilere gösterilmesi gereken "HOŞGÖRÜYÜ" ele alacağız.

Konumuzun ilham kahramanı  Yunus Emre'nin;  hoşgörünün gösterilme sebebi olarak "Yaradandan ötürü" ifadesiyle "Yüce Allah'ı" işaret etmesi düşündürücüdür!

Zira, ENGELLİYİ de yaratan Allah olduğuna göre, onu "HOR GÖRMEK", Allah'ın eserini beğenmemek, dolayısıyla "Allah'ı horlamak, sanatını hakir görmek" anlamına gelir. "Yarattığın bu mu?" demek gibidir. Bu manada Yüce Allah, "yarattıklarına İBRETLE bakılmasını ister. Kaş-göz işaretiyle alaycı bakışları, hiddetle ve şiddetle kınamaktadır.  "VAY ONLARIN HALİNE, YAZIKLAR OLSUN!" (Hümeze, 1) buyurarak azarlamaktadır. Böyle bakanları "Yürek yakan ve iliklere işleyen şiddetli bir cehennem ateşi ile" (Hümeze, 7) cezalandıracağını haber vermektedir. Peygamber Efendimiz de hadis-i şerifinde, "Allah'ın yarattığı canlıların suretlerini / resimlerini yapanlara, -haydi bakalım (Allah'a nazire olarak suretlerini yaptığınız) canlılara ruhlarını da verin!- denilerek BÜYÜK AZAP VE İŞKENCE edileceğini"  haber vermektedir.

Yüce Allah'ın yarattığı herhangi bir canlının suretini yapanlara, "Allah'ın yarattığı eserine NAZİRE yapmış olmalarından" dolayı bu kadar "büyük azap ve işkence" yapılacaksa; "bizzat Allah'ın yarattığını beğenmeyip HOR VE HAKİR GÖRENE nasıl bir azap ve işkence yapılacağını da artık bir düşünelim!

Daha da kötüsü, bu "hor görme", Yüce Allah'ın "En güzel şekil ve biçimde yarattık" (Tin, 4) buyurduğu insana karşı yapılırsa; bu saygısızlığın karşılığı olacak AZAP VE İŞKENCE cezasının da ne kadar BÜYÜK VE AĞIR olacağını  bir tahmin edelim!!!? Bu meyanda misal olarak;  bir sanatkâra, sanatının bütün estetik inceliklerini kullanarak en güzel şekilde ÖZENEREK  meydana getirdiği bir eserine karşı yapılan BASİT, HOR VE HAKİR GÖRME şeklindeki bir tavrın,  ona "en büyük hakaret" olduğunu ve ne kadar üzdüğünü; tabii ki ne kadar da kızdıracağını düşünelim. İşte, Allah'ın ÖZENEREK yarattığı insanı "HOR VE HAKİR GÖRME" de Allah'a karşı böyle bir saygısızlık ve edepsizliktir. Karşılığında Allah'ın gazabına çarpılacağımız bir kibir ve gurur densizliğidir.

 

Bu kapsamda, "hakarete vesile olur" düşüncesiyle (bir de orada yatan Gönül Dostu SOMUNCU BABA'nın hatırına) adını vermek istemediğim bir ilimizde, ENGELLİ öğrencilerin de devam ettiği bir okulda, ENGELLİ OLMAYAN öğrencilerin VELİLERİ, "çocuklarının engelli öğrencilerle -sınıfları ayrı bile olsa- aynı okulda eğitim görmelerini istemedikleri" gerekçesiyle geçenlerde okulu basıp UTANMADAN eylem yaptılar. Bu TEPKİYİ, VELİLERİ değil de, öğrenci çocukların kendileri gösterseydi; "ÇOCUKLUKLARINA" sayılıp hoşgörülebilirdi.

Belki de izah edilip ikna ile sorun bu safhaya gelmeden kapatılırdı. Ancak söz konusu bu tepkinin, "aklı başında, umur görmüş, feleğin çemberinden geçmiş, hayatın zorluklarını yaşamış koca koca insanlar tarafından gösterilmesini" anlamak mümkün değildir. Medyamızda (Radyo-Tv.) bu konu üzerinde, " sözünü ettiğimiz il aleyhinde "ayrımcılık ve toplu hakaret" olur düşüncesiyle olmalı ki fazla durulmadı. Aslında bence durulsaydı, bir daha böyle densizliklere kimse "cüret ve cesaret" edemezdi.

Yarın bir başka ilde de aynı tepki gösterilirse, yine ses çıkarılmayacak mı? Bu memlekette özürlü ve engelli olanların yaşama ve eğitim hakkı yok mu? Tarihte, "sakat çocuklarını öldürdüklerini"  bildiğimiz SPARTALILAR gibi; hemde Medeniyetin beşiği ANADOLU'ya CAHİLİYYE DEVRİNİ getirmek isteyen MERHAMET MAHRUMU  VAHŞİLERE KİM "DUR!.." DİYECEK ?

ENGELLİLERİ HOR GÖREN BU İLKEL EYLEMİ ŞİDDETLE VE NEFRETLE KINIYORUM! Benim nazarımda asıl "sakat ve özürlü" olan ENGELLİLER, bu düşüncede olanlardır.  Peygamber Efendimiz, "Yeryüzündekilere merhametli olun ki, gökyüzündeki Melekler de size merhametli olsunlar!" buyurmaktadır. Bir başka hadis-i şerifinde ise  "Merhametli olmayana, merhametli olunmaz /Acımayana acınmaz!" buyuruyor.  Bu PEYGAMBER İKAZINA kulak asmayanların, İLAHİ ADALET gereği bir gün; " deprem, sel, açlık, kıtlık, salgın hastalık... (Bakara, 155) gibi DOĞAL AFETLERLE cezalandırılarak "acınacak duruma düşmeyeceklerini" kim garanti edebilir? peygamber Efendimiz, "Toplum olarak içimizde barındırdığımız zayıfların, ENGELLİLERİN  sayesinde (onların yüzü suyu hürmetine) rızıkladırıldığımızı" haber vermektedir. Anlamalıyız ki, "rızıklarımızın İLAHİ TAKDİRİ VE TAKSİMİNDE ENGELLİ, VELİNİMETİMİZDİR"!

Toplumdaki ENGELLİLER, baktığımız zaman suratımızda, üstümüzde-başımızdaki lekeyi gördüğümüz AYNALAR gibidir. Onlardan uzak durmayarak İBRETLE onlara ne kadar çok bakarsak, kendi kusurumuzu o kadar çok görürüz. Aynalar ne kadar TEMİZ tutulursa, üstümüzdeki LEKEYİ o kadar NET gösterirler. Toplum olarak ENGELLİLERE bakış tarzımız da bunun aynısı olmalıdır. ENGELLİYE HOR BAKAN TOPLUM, KENDİ ÜSTÜNDEKİ LEKEYİ GÖRMEYEN PASAKLI İNSAN GİBİDİR.

Toplumda BENCİLLİK duygusunu  köreltmek, kuruyan "merhamet damarlarımızı" canlandırmak için; ENGELLİLERLE

çok yakından ilgilenmeliyiz. "Bu durumda biz de olabilirdik" diye düşünmeliyiz. Zira, eğer biz bugün özürlü değilsek, -Allah korusun- "yarın geçireceğimiz bir kaza ile aynı duruma düşebileceğimizi; bizde olmasa bile çocuklarımızda veya torunlarımızda bir ENGELLİ olabileceğini" düşünmeliyiz! Eğer biz bugün engelsiz, özürsüz  yaşıyor isek, bu sağlık ve âfiyeti veren Yüce Allah'tır. Bunu kendi başarımız, maharetimiz ve kahramanlığımız ile kazanmış değiliz. İnsanın kendi çabası olmadan - Allah'ın lütfu olarak- verilen nimetleri, kendi kazancı gibi görmesi de bir NANKÖRLÜK'tür. Yüce Allah, "Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir!" ( Â'raf, 14) buyurmaktadır. Peygamber Efendimiz de hadis-i şerifinde, "Kendisi için sevdiğini kardeşi için de istemedikçe hiçbiriniz hakiki Müslüman olamaz!" buyuruyor.

ÖYLE İSE; bu MÜBAREK İKAZLARIN ışığında, AYNAMIZ olduğunu düşündüğümüz ENGELLİLERİ karşımızda gördüğümüzde  onlara şefkat ve nezâketle HOŞGÖRÜLÜ bakalım. Tıpkı aynaları ayak altına almadan ve kırmadan, itina ile DİKKATLİ koruyup karşımızda tuttuğumuz gibi; onlara NAZİK DAVRANALIM.

HOR BAKARAK HAKİR GÖREREK ONLARI ÜZÜP İNCİTİRSEK; İNSANLIĞIMIZI AYAKLARIMIZIN ALTINA ALMIŞ OLDUĞUMUZU  UNUTMAYALIM.

Bilmeliyiz ki,  ENGELLİ, BİZİM AYNAMIZDIR; ONA GÖSTERDİĞİMİZ DAVRANIŞ, BİZİM NASIL BİRİ  OLDUĞUMUZU GÖSTERECEKTİR !

 

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı