Siyasetin de bir fıkhı olmalı
“Bizim siyasetimiz”in bir dili olmali. Kavramlari, kurumlari olmali. Bir usulü olmali. Hepsinden önemlisi bir “fikhi” olmali. Ödünç kavram ve kurumlarla medeniyet insa edilmez.
20.01.2019 17.53
575 okunma
Siyasetin de bir fıkhı olmalı
Abdurrahman Dilipak

Bizim siyasetimiz”in bir dili olmali. Kavramlari, kurumlari olmali. Bir usulü olmali. Hepsinden önemlisi bir “fikhi” olmali. Ödünç kavram ve kurumlarla medeniyet insa edilmez.

Fikih: Bir seyi lâyikiyla bilme, suurlu olarak idrak etme, kavrama, kisinin leyh ve aleyhinde olani bilmesi, Fikih, anlayis, anlayis tarzi veya derinligi, bir seyin bütününe vakif olmak, “Islâm hukuku” anlamlarina gelmektedir. Mecelle’de Fikih “mesâil-i ser’iyye-i ameliyye’yi bilmektir” seklinde tarif edilir. Ayrica her türlü söz ve fiilin kaynak, sebeb, süreç, hali hazir durumu ve maksadini anlayacak sekilde keskin ve derin anlayisa fikhetmek denir.

Öte yandan, Fikihta diger çok önemli bir konu “muamelat”la ilgili hükümleridir. Bu bölümde Akit, hukuki tasarruf, suç ve ceza gibi beseri ve içtimai düzenin saglanmasi ile  hükümler ele alinir.. Bunlar, umûmî ve hususî hukuk alanina giren konular da olabilir.. Burada aslolan insanlar arasi ferdi münasebet, ferdin toplumla veya toplumun diger topluluklarla münasebetlerini düzenlemek ve maslahatlarini temindir. 

Iste bu anlamda bizim siyasetimizin de bir fikhi olmali.

Fikih, sadece “Islam”a dair yönü ile dinin sahsi ve içtimai hayata dair amelî hükümlerini bilmeyi ve bu konuyu inceleyen bir ilim dali anlaminda kullanilir. Bu anlamda Kur’ân-i Kerim’de Fikih çesitli fiil kaliplariyla 20 yerde geçer. Islâm›in ilk iki asrinda fikih bütün dinî ve dinin çerçeveledigi hayata dair ne varsa bilme kastedilmekteydi. Daha sonra fikih, amelî alana münhasir hale geldi. Imân ve itikat konulari “ilm-i tevhîd, usuli’d-din, akaid, kelâm” gibi tasnif edilmeye baslandi. Muameler ve erdem ahlâk ve tasavvuf’un konusu haline gelmeye basladi. Fikih amelî hayata ait bilgileri ve hükümleri ihtiva eden bir ilim dali olarak anilmaya basladi. Daha sonra tekrar daha genis bir ilim dali haline geldi ve ilmihal disinda, hukuk ve hukuk usulü, iktisad, siyaset, idare, bu anlamda yeni kavram ve kurumlarin ihdasinda takip edilecek yollar, genel  kaideler ve bunlarin isleyisi ile ilgili tüzükat ve içtihadlarin sekillenmesi, imamet ve hilafet konusu, fikihin tarih içindeki sekillenmesi, mukayeseli hukuk, vergi, kurumlar ve topluluklar arasi ihtilafin çözülmesine iliskin icraatlari hepsi bu kavramin içine girmektedir.. Yani konu ibadet ve ukubât’dan ibaret degildir.

Kur’an-i Kerîm’de: “... O kavme ne oluyor ki (kendilerine söylenen) hiçbir sözü anlamaya “fikhetmeye” yanasmiyorlar?” (en-Nisâ, 4/78) ayetindeki “lâ yefkahûn” “ince anlayis ve keskin idrak” anlamina gelmektedir. Baska birçok ayette kâfirler için “fikhetmeyenler” denilmektedir (el-A ‘râf, 7/179; Hûd, l l/91). Tevbe suresinde, “...bir topluluk da dinî hükümleri iyice ögrenmek için kalmalidir” (et- Tevbe, 9/122) ayetinde Fakihlere atifta bulunulmaktadir.. Peygamberimiz bu konuda söyle buyurdu: “Allah, kimin için dilerse, onu dinde fakîh (dini hükümlerin inceligini kavrayan bilgin) kilar” (Buhâri).

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya