D İ L D E SAFİYET VE SAMİMİYET
"Sanat ayrıntılarda saklıdır" sözünün konusu DİL olursa, sanata "SAMİMİYETİ" de eklemek gerekir. Zira Dİl, yalnız insanlara mahsus iletişim aracı olduğuna göre; onda ne kadar hassas / duyarlı, samimi ve sanatlı olunsa yeridir. Bu konuda en DİKKATLİ görevin de ÖNCELİKLE yazılı-sözlü medyamıza ve ÖZELLİKLE DE SÖZLÜ Medyamıza (Radyo-Tv) düştüğü kanaatindeyim.
22.12.2019 09.10
739 okunma
D İ L D E SAFİYET VE SAMİMİYET
Kemal Cengiz

"Sanat ayrıntılarda saklıdır" sözünün konusu DİL olursa, sanata "SAMİMİYETİ" de eklemek gerekir. Zira Dİl, yalnız insanlara mahsus iletişim aracı olduğuna göre; onda ne kadar hassas / duyarlı, samimi ve sanatlı olunsa yeridir.  Bu konuda en DİKKATLİ görevin de ÖNCELİKLE yazılı-sözlü medyamıza ve  ÖZELLİKLE DE SÖZLÜ Medyamıza (Radyo-Tv) düştüğü kanaatindeyim.

DİL, her şeyden önce bir "telaffuz", (kelimelerin seslendirilmesi) demek olduğuna göre; bu seslendirme ne kadar DİKKATLİ VE ÖZENLİ yapılırsa, dilin sanat zevki de o kadar güzelleşecektir. -Her ikisi de okunabilse de- güzel bir yazıyı okumakla, çalakalem / çarpık bir yazıyı okumanın zevki nasıl bir değilse; telaffuzuna dikkat edilen, özenli bir Türkçe sesi dinlemekle; özensiz, kulak tırmalayan telaffuz hataları ile dolu bir konuşmayı dinlemenin zevki de bir değildir. Bülbül sesi ile karga sesi bir olur mu?

Özellikle Radyo ve Televizyonlarımızdaki HABER SPİKERLERİMİZİN bu görev için ÖZENLE seçilmiş elemanlar olması gerekir. Çünkü DİLİMİZİN Musikisini en güzel terennüm ettirecek olanlar onlardır. Bu görev için mikrofon başına gelmeden önce, bu konuda birçok "torna ve tezgahtan" geçmeleri gerekir. Böylece, "tereyağından kıl çeker gibi" PÜRÜZSÜZ bir Türkçe telaffuzu beceriyor olmaları lazımdır.

Emekli bir Müftü olarak bu konuyu mesleki sahamdan bir örnekle izah etmek isterim:

Kutsal  Kitabımız Kur'an-ı Kerim'in telaffuzu (sesli okunuşu) demek olan "KIRAATİ" konusunda İslam  Âlimi Kıraat İmamlarımızın, "bir harfin ağızda nereden ve nasıl çıkarılması gerektiği" hususu  olan MAHRECİNE varıncaya kadar gösterdikleri  samimi ve İHLASLI gayretlerini; Türkçe Haberlerİ TÖKEZLİ AĞIZLARDAN dinledikçe daha iyi anlıyorum. Dini açıdan camiye cemaat olarak her gelen MİHRABA geçemediği gibi; DİL SAFİYETİMİZİN, FONETİK VE MUSİKİSi (ses âhengi) AÇISINDAN gelişmesi ve güzelleşmesi için de her isteyen "mikrofon başına" geçmemelidir. İstese de, sesi ve telaffuzu uygun değilse geçirilmemelidir. Eğer bugün Kur'an-ı Kerim, BİR TEK kelimesinin dahi telaffuzu (okunuşu) değişmeden elimizde mevcut ise; bunu öncelikle "Kıraat İmamlarımızın " hatasız okuyuş talimlerine borçluyuz. Allah hepsinden razi olsun. Onlar bu hizmeti yapmamış olsalardı, bugün elimizde "KUR'AN" diye farklı farklı seslerde okunan  KİTAPLAR oluşurdu. Bu kutsal örnekten hareketle eğer dilimizin TAHRİFATA dayanıklı bir şekilde asırlar ötesine bozulmadan ulaşmasını istiyorsak (ki istiyoruz?); bunu dilimizin TELAFFUZUNA göstereceğimiz HASSASİYETLE sağlayacağımızı ınuymayalım! Halk tabiriyle "DİL KIRMA" denilen bir konuşma tarzı ile daha bugünden evlerimizde "dede ile torun" anlaşamıyor. Özellikle bu konuşma tarzındaki TELAFFUZ FARKI daha küçük yaşta kız çocuklarımızda bir tuhaf başlıyor; büyüdükçe de kadınlarımızın konuşması (telaffuzu) nüans farklı olarak devam ediyor. Bu hususu çok farklı telaffuz örneği ile kanıtlamak mümkündür. Ancak, zaten hassas yapılı olan kadınlarımızı daha da kırmamak için ileri örneğine gitmiyorım

 Ancak, özellikle sosyeteye düşkün kadınlarımızın Türkçe teleffuzlarındaki kulak tırmalayan,  biraz da tuhaf gelen NÜANS FARKININ, hassas kulakların DİKKATİNDEN kaçmadığına eminim. Yapmacık, eğilip bükülen plastik bir dil telaffuzunu kim inkar edebilir?

Bu kapsamda, özellikle Haber Spikerlerimizin günlük hayatta sık sık kullandığımız, "lakap, rakip, meclis…" gibi daha pekçok kelimeyi kulak tırmalar şekilde "lâkâp, râkip, meÇlis…" gbi UZATARAK veya uzatılması gerekirse (Bâlâ, hâlâ.. gibi) kısaltarak (Bala, hala. olarak); ya da uymuşak harf seslerini ("meclis" kelimesindeki C harfi gibi) sertleştirip ("meÇlis" olarak) telaffuzlarını  duydukça ÜZÜLÜYORUM.

Hele bir de, telaffuzu dilimize ve dinimize yabancı milletlerin dillerinden olan isim, kelime ve kavramları ana dilleriymiş gibi telaffuz ederken; Arapça-Farsça gibi eski kardeş kültürümüzden kelimeleri "kazma dilli" olarak acayip bir şekilde telaffuz etmelerine HİÇ TAHAMMÜL EDEMİYORUM. Artık İslam Coğrafyasıyla ilişkilerimiz sıklaşıp  sıcaklaştığına göre; bizim de birbirlerimizin dillerine, örf ve âdetlerine ilgimiz de bilgimiz de sıklaşmalı ve sıcaklaşmalıdır. Memleketimize gelen yabancı bir Turist "çat-pat" dahi olsa Türkçe konuşabiliyorsa, onu daha çok seviyoruz. Artı ve eksi olarak ÇİFT kablo ile geçen elektrik akımı gibi, insanların kalpten kalbe giden yolda SEVGİ VE DUYGU iletişimi de DİN VE DİL KANALI ile gerçekleşir. Bu kanallar ne kadar temiz ve düzgün olursa, iletişim de o kadar RAHAT VE NET olur.

Güzel Türkçemizin kelime hazinesi bakımından zenginleşmesi, dilimizin ses uyumu ve fonetiğinin gelişmesi ve  musiki sese uyum yönüyle güzelleşmesi konusunda "başlı başına" görevli bir kurum olarak TÜRK DİL KURUMU'na bu konuda BÜYÜK VE ÖNEMLİ görevler düşmektedir. Maalesef bu kurum, "kendi çalıp kendi oynayan" misali; kendince benimsediği(!) hizmet anlayışıyla Milletin ihtiyaçlarına ÖNEM VE ÖNCELİK vermeden birşeyler yapmaya çalışmaktadır. Bazen de bu çalışmaları Milletimiz tarafından TUHAF  karşılanmaktadır.

İnsanlara anladıkları dilden, anlayacakları tazda ve telaffuzda konuşmadıkça, onlarla anlaşamazsınız. Demokrasilerde olduğu gibi, DİLDE de Halkın benimsemediği hiçbir girişimin hayat şansı yoktur.

Güzel TÜRKÇEMİZE  geniş ufuklar dileklerimle !

 

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı