İnananlar için en netameli alanlarından biri, Allah’a yaklaşmak ve O’na yakın olmaktır. Tarihin çok seki zamanlarından beri kimi putuyla, kimi hocasıyla, kimi kocasıyla, kimi kasasıyla, kimi masasıyla Allah’a yakınlaşma yolu arayıp tüketir ömrünü.
23.12.2019 04:51
2.525 okunma
ALLAH’A YAKLAŞMAK
İdris Doğan

İnananlar için en netameli alanlarından biri, Allah’a yaklaşmak ve O’na yakın olmaktır. Tarihin çok seki zamanlarından beri kimi putuyla, kimi hocasıyla, kimi kocasıyla, kimi kasasıyla, kimi masasıyla Allah’a yakınlaşma yolu arayıp tüketir ömrünü. Kendisine yaklaşma yolunu gösteren bizatihi Rabb’imizdir; Allah Rasulü (sav) de bunun usulü üzerinde durur. Mekânı cennet olsun, Ali Küçük Hoca Besâir’ul Ehadis-1 adlı eserinde bu konuda bütün yanlış anlayışların ve istismarların önüne geçecek, nefis tespitlerde bulunur. Ben de aktarmaya çalışayım:

Bir Müslüman düşünün ki, Allah’a yaklaşmak istiyor. Kim istemez bunu? Kâfirler, mülhidler, nasipsizler, gafiller hariç olmak üzere; bütün müslümanların arzusu budur.

Kim Allah’a yaklaşmak isterse, önce farzları yerine getirmelidir. Farzlar olmadan bu olmaz! Allah’ın farz kıldığı şeyleri yerine getirmeksizin, Allah’a yaklaşmak kesinlikle mümkün değildir. Değilse, “Efendim, ben Allah’ı biliyorum, ben Allah’ı seviyorum, ben Allah için ölürüm, ben O’nun yoluna kurban olurum; benim kalbim temizdir, ben hoca çocuğuyum, benim babam müftüdür.” gibi saçmalıkların hiçbir kıymeti yoktur. Bunların hiç birisi Allah’a yakınlık sebebi olamaz. Bunların hiçbirisiyle kişi Allah’a yaklaşamaz, çünkü bu konuda ölçüyü koyan Allah’tır. Ölçü Allah’ça olmalıdır. Allah’a başka şekilde değil, ancak Allah’ın istediği biçimde yaklaşılabilir.

Kulu Allah’a yaklaştıracak bedeni ibadetlerin, farzların en büyüğü namazdır. Çünkü namaz, mü’minin miracıdır. Namaz, kişinin Rabb’iyle diyaloğudur. Kişinin Rabb’ine en yakın olduğu an, secde anıdır. Rabbimiz Kur’an- Kerim’de bu hususu göz önüne getirirken şöyle buyurur: “Sen secde et, Rabb’ine yaklaş.” Alâk, 96/19

Rabb’imiz bu hadisi kutside kendisine yaklaşmanın yolunu açıkça beyan etmektedir. Allah’a yaklaşmanın yolu, farzları yerine getirmekten geçmektedir. Rabb’imizin açıkça ortaya koyduğu bu yasalarını bilmeyen ve kendilerine göre yakınlık yolu arayan kimileri derler ki: “Efendim sadaka veren cennete girer, sakal bırakan, şalvar giyen, geceleri şu kadar istiğfar eden, şu kadar tespih çeken, şöyle bir yola giren, şöyle birilerine hizmet eden kimseler kesinlikle cennete gireceklerdir. Böyle yapanlar, Allah’ın en yakın dostlarıdır.” Evet doğrudur, ama farzları yapmak şartıyla, Allah’ın farzlarını ifa şartıyla… Çünkü, farzları hafife alarak ve onları terk ederek nafileler hususunda hassas davranan pek çokları halk arasında yüce şahsiyet olarak kabul edilirler. Namazı kılmazlar, hâlbuki namaz farzdır. Tesettüre riayet etmezler, hâlbuki tesettür farzdır. Zekâtlarını tastamam vermeyip sadaka vermeye çalışırlar, hâlbuki zekât farzdır. İlim öğrenmeyi, Kur’an ve Sünneti tanımayı terk ederler başka şeylere zaman ayırırlar, hâlbuki ilim farzdır. Nafile bir kısım şeylere sarılırlar da emr-i bil’maruf yapmayıp yatarlar, hâlbuki emr-i bil maruf farzdır.

Allah’ın farzlarının en büyüğü olan Allah’ın dininin hâkimiyeti adına bir cehtleri, cihatları yoktur. Haktan yana olmak, hakkın yanında olmak farzdır. Hâlbuki onlar, saflarını bilmezler, henüz saflarını belirleyemedikleri için Allah düşmanları ile birlikte hareket etmektedirler. Gayba iman farzdır, hâlbuki Allah’ın itikadi bir konu olarak gündeme getirdiği gayb konusundaki bakışları terstir. Amentünün esaslarına inanmak farzdır, hâlbuki ahireti pek fazla düşünmezler, ahireti zihinlerinde tutma adına, bir gayretleri yoktur. Her şeyi Allah’a irca etmek farzdır, hâlbuki işlerini Allah’tan başkalarına götürüler. Hayrın ve şerrin Allah’tan geldiğine iman farzdır, hâlbuki böyle düşünmezler. Mü’minleri kardeş bilmek farzdır, onları sevmek farzdır, hâlbuki onların eli birbirinin boğazındadır. Kâfirlere gösterdikleri esnekliği ve hoş görüyü mü’minlere göstermezler. Çocuğun müsülmanca eğitimi farzdır, ama onlar bunu terk etmişlerdir. Farz olan çocukları müslümanca eğitme derdini, görmezden gelerek onları materyalist bir eğitim sisteminin kucağına bırakmışlardır. Mirasa riayet farzdır, ama onların hali perişandır. Allah yasalarını uygulamak ve bu uğurda mücadele vermek farzdır, ama onlar mevcut ortama teslim olmuşlardır. Yalnız Allah’ı Rezzak, Rabb, İlâh, Hâkim bilmek farzdır, ama onlar kendilerine Allah’tan başka Rabb’ler, Razzaklar, Hâkimler bulmuşlardır. Böyle Allah’ın farzlarını terk ederek ne yapılırsa yapılsın, Allah’a yaklaşmak kesinlikle mümkün değildir. Allah’a yaklaşmak önce Allah’ın farzlarını yerine getirmekle mümkün olacaktır, bunu hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmayalım.

Farzlardan sonra, nafilelerle Allah’a yaklaşma yolları arayacağız. Müslüman gücü nispetinde sünnetlerle, nafilelerle meşguliyetini artıracak bir gayretin içinde olmalıdır; nafile, sünnet namazlar kılarak, sadakalar vererek, nafile hac ve umre yaparak, Kur’an okuyarak, Allah’ı zikrederek zamanını bereketlendirmek zorundadır.

Özetle, Allah’a yaklaşanlar iki gruptur. Bir başka ifadeyle iki türlü, Allah’a yaklaşma usulü vardır:

1. Farzların, vaciplerin ifası ve haramların terk edilmesiyle Allah’a yaklaşılır. İçki içmemek, zina etmemek, faiz yememek de farzdır. Farzların zıddını yapmak nasıl haramsa; harımlarımın zıddını gerçekleştirmek de farzdır. Öyleyse, Allah’a yaklaşmak için bizatihi Allah’ın farz kıldığını ifa etmekle beraber, haramlardan da kaçınmak gerekmektedir, zira bu da farzdır.

2. Farzları ifa ve haramları terk etmekle beraber, aynı zamanda nafileleri de işleyerek Allah’a yaklaşılacaktır. İşte Resulullah’ın (sav) gösterdiği Allah yaklaşma yolu ve usulü.

Dolayısıyla, Allah’ın ve Resulü’nün gösterdiği yolun dışında, kişinin kendi kafasından koyduğu prensiplerle, hiçbir delile dayanmaksızın kendince belirlediği yöntemlerle Allah’a yaklaşması mümkün değildir. Zira farz ve nafileleri insanlar kendi akıllarınca tespit edemezler. Bunları tespit eden sadece ve yalnız Allah’tır.

Söylenenlerden sonra, lafı uzatmayı zait bulurum. İsterim ki, başkasına değil, herkes açık seçik ortaya konan bu ölçülerin neresinde bunduğuna baksın.

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya