KENDİNİ TANIMAK HADDİNİ BİLMEKLE BAŞLAR !
Bir hocamızdan duymuştum; İstiklal ve İstikbal Şairimiz Mehmet Akif ERSOY Merhum, yakın dostlarına kendisini ve karakterini TANITMA babında her zaman şunu söylermiş: "Ben iki şeyi çok iyi bilirim. Bir HADDİMİ, bir de HESABIMI" dermiş. (Allah hepsinden razı olsun) İslam Büyüklerimiz de, "İslamın şartı beştir; altıncısı da HADDİNİ BİLMEKTİR" demişlerdir.
24.12.2019 18.56
877 okunma
KENDİNİ TANIMAK HADDİNİ BİLMEKLE BAŞLAR !
Kemal Cengiz

Bir hocamızdan duymuştum; İstiklal ve İstikbal Şairimiz Mehmet Akif ERSOY Merhum, yakın dostlarına kendisini ve karakterini TANITMA babında her zaman şunu söylermiş: "Ben iki şeyi çok iyi bilirim. Bir HADDİMİ, bir de HESABIMI" dermiş. (Allah hepsinden razı olsun) İslam Büyüklerimiz de, "İslamın şartı beştir; altıncısı da HADDİNİ BİLMEKTİR" demişlerdir. 

İnsan ilişkilerimizde "haddimizi bilmek" çok önemli bir İLKE /ESAS olduğu için, Büyüklerimiz bunu Dinimizin beş temel esası ile ilgili görmüşlerdir. Bunun anlamı, "iyi bir müslüman haddini de bilmelidir" demektir. Peygamber Efendimizin de "iman" ile ilgilendirdiğ bu tür hadisleri vardır. Bunlardan biri şöyledir: "Hiçbiriniz kendisi için sevdiğini, kardeşi için de sevmedikçe, gerçekten iman etmiş sayılmaz" buyurmuştur.  
 
İslamın "beş şartı" Peygamber Efendimizin hadis-i şerifinde, "dinimizin üzerine kurulup bina edildiği beş temel esas" olarak değerlendirildiğine göre; İslam  Âlimlerimizin "altıncı şart" olarak belirttikleri "haddini bilmek", bir müslümanın kişilik yapısında yok ise, o kimse temeli kaypak bina gibidir; güven vermez. Ne zaman, ne yapacağı; ne söyleyeceği belli olmaz. 
"Haddini bilmek", kişinin konumunu belirlemek açısından da çok önemlidir. Kaybolan birini bulabilmek için, kaybolduğu yerin KONUMU dediğimiz "koordinatlarını" bimek ne kadar ÖNEMLİ ise; bir kişinin "yapısını anlayabilmek" için de o kimsenin HADDİNİ bilmesi o kadar önemlidir. Haddini bilmeyen kişi, pusulasını şaşırmış, nerede olduğunu / konumunu tespit edemeyen  şaşkın gemi gibidir; başına nelerin  geleceğini, hangi kayalığa çarpıp parçalanacağını, nerede ve ne zaman karaya oturacağını hesap edemez. Haddini bilmeyen kişi de, hayatta başına gelenleri hep başkasından bildiği için, hiçbir zaman kendini hesaba çekmeyi düşünmez.
 
"Hadd" kelimesi Türkçemize Arapçadan kazandırılmış bir kavramdır. Sözlükte geniş manaları bulunan bu kavramı kısaca özetlemek gerekirse, "keskinlik, sınır, ceza" anlamlarına gelir. Buna göre, "HADDİNİ BİLMEK" ifadesinde "keskin bir hassasiyet" söz konusudur. Bu tanımdaki "sınır ve ceza" ifadeleri ise, Hukukun alanına giren, "hak ve adalet" kavramları ile ilgili bir konudur. Buna göre de, "haddini bilmemezlik", hakka tecavüz sayılacak derecede insanı azgınlığa ve taşkınlığa götürecek bir PERVASIZLIKTIR. Bunun için Hayat Rehberimiz olan Kur'an-ı Kerim'de Yüce Rabbimiz biz kullarını sık sık, "...haddinizi aşmayın. Allah haddini aşanları sevmez!" (Bakara, 190; Maide, 87..) buyurarak uyarmıştır.
 
Adaletin sembolü olan TERAZİDE esas olan DENGENİN  sağlanması için de DİKKAT ve hassasiyet gereklidir. Denge sağlandıktan sonra, terazinin  tartılan kefesine konulacak NOHUT tanesi bir ağırlık bile dengeyi bozacaktır. Bu dengeyi bozmak  için, tartılan kadar  büyük bir ağırlık konulmasına gerek yoktur. İşte "İNSAN İLİŞKİLERİNDE "HADDİ AŞMAK", TERAZİNİN DENGESİNİ KÜÇÜK BİR MÜDAHALE İLE BOZMAK GİBİDİR. İlişkileri bozmak için de çok büyük bir HAKARET yapmaya gerek yoktur; bazen bir kelime, bir cümle bile yeterlidir. Özellikle terazimiz "Hassas Terazi" ise, tartımızda adalet dengesini bulmak için daha DİKKATLİ olmamız gerektiği gibi; muhatabımız "hassas ruhlu" ALINGAN bir imsan ise,  ifadelerimizde daha da DİKKATLİ olmalıyız. Kırdıktan sonra bir de ezmek gibi, "ne var canım bunda?  Bu kadar da oluversin .." diyerek hatamızı hafif görmeyelim.
Şahsen ben kendimi, "akordu bozulmadıkça hoş ses çıkaran bir çalgı aletine" benzetirim. Akordun da aletin de bozulması bir anlık SAKARLIK iştir; ama ayarlanıp düzlelmesi zaman ister. Zamanınız yoksa, ayarsız âletin bozuk sesine ya tahammül eder, ya da ortamı terk edersiniz. Bu hassas yapımdan dolayı, dostlarıma kendimi tanıtırken, "Ben kalın yapılı, İNCE RUHLU bir insanım" diyerek sık sık hatırlatırım.
 
İnsanlarda MİZAC / KARAKTER yapısı kolay kolay değişmeyen bir özelliktir. Bu konuda Peygamber Efendimiz, "Koca bir dağın yerinden kaybolup yok olduğunu duyarsanız buna inanın; ama bir insanın HUYUNUN değiştiği söylenirse buna İNANMAYINIZ!" buyurmuştur. Bu hadis-i şerif bize, insanın "mizac, huy ve  karakter" dediğimiz kişilik yapısının değişmesinin, "İMKANSIZ" denecek derecede ne kadar ZOR olduğunu söylemektedir. Hayat Rehberimiz olan Kur'an-ı Kerim'de Yüce Yaradan, "Allah'ın yaratışında değişme yoktur" (Rum, 30) buyurmaktadır. Eğitim ve kültür ile insanın FITRİ YAPISI değişmez; ancak bazı hoş olmayan tümsekleri törpülenir. O da törpüleyen ustanın (ebeveyn-öğretmen) mahareti kadar olur. Bu gerçeğe işaretle İslam Büyüklerimiz, "İnsanın eğitime uygun bir fıratta yatılışı Allah'tandır; terbiyesi ise anne-babadandır" demişlerdir
 
Bu gerçeklerin ışığında diyebiliriz ki, "insan ilişkilerinde haddini bilmek ve ölçüyü aşmamak başarının başıdır".
 
Kemal CENGİZ
Emekli Müftü
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı