Vefatının 83. Yıldönümünde MEHMET ÂKİF ERSOY
İstiklal ve İstikbal Şairimiz Merhum Mehmet Âkif ERSOY'u vefat yıldönümünde bir kez daha RAHMETLE, ŞÜKRANLA VE MİNNETLE anıyoruz.
27.12.2019 18.20
793 okunma
Vefatının 83. Yıldönümünde MEHMET ÂKİF ERSOY
Kemal Cengiz

İstiklal ve İstikbal Şairimiz Merhum Mehmet  Âkif ERSOY'u vefat yıldönümünde bir kez daha RAHMETLE,  ŞÜKRANLA VE MİNNETLE anıyoruz. Şahsen mesleki "tetebbuâtım / incelemelerim" içinde Merhum Üstadımızın SAFAHAT adlı Şaheseri, Kur'an ve Hadislerden sonra EN ÇOK tekrar tekrar okuduğum ( hâlen de okumakta okuduğum) kitabıdır. Kültüründe rüştüne ermiş ve kendini ispatlamış her Münevverin en çok etkilendiği bir veya iki Üstadı vardır. Benim de acizane  en çok etkilendiğim Üstadlarım; OSMANLInın son dönemlerinden Mehmet Akif ERSOY ve CUMHURİYETİMİZin ilk dönemlerinden Necip Fazıl KISAKÜREK'tir.  Yaşadıkları dönemlerin ÇİLEKEŞ MAĞDURLARI olan her ikisini de, "bilvesile" bir kez daha "şükran ve minnetle" anıyor; Yüce Allah'tan her ikisine de "rahmet ve mağfiret" niyaz ediyorum. Mekanları "Cennet" olsun!

Üstad Mehmet  Âkif Merhumun her mısraını büyük bir DİKKAT VE ZEVKLE okuduğum manzum eseri SAFHAHAT'ında 2 yerdeki mısraları beni, her okuyuşumda yeniden hüzünlendirir; bir o kadar da düşündürür:

Bunlardan biri, yedi bölüden / safhalardan oluşan eserinin  birinci bölümünde kitabını TAKDİM ederken;

"Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;

Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizârım!" mısraıdır. İstiklalimizin Büyük Şairi böyle derken; SAFAHAT gibi bir "Edebiyat Ummanında" dile getirdiklerinin; onun "Gönül Deryasından" bir DAMLA olduğunu anlarım. Bunu düşünürken de, "Gönül Deryasının" SONSUZLUĞU aklıma gelir.  Bu "Deryalar Kaptanı" böyle derse; demek ki bizler,  "Gönül Deryasının,  acak  kıyısında yüzmeye çalışan çocuklarıyız" diye düşünürüm..

Her okuyuşumda beni yeniden hüzünlendiren ikinci mısraları ise; Üstadın bir tür sürgün hayatı yaşadığı Mısır'dan, hayatının sonlarına doğru (ölümünden altı ay önce) kemiklerinin VATAN TOPRAĞINDA kalmasını istediği için TÜRKİYE'ye gelirken uğradığı, (o zamanlar Birinci Dünya Harbi enkazındaki) Lübnan-Şam toprağının tabii güzelliği yanında harap hâlini görünce; bir zamanlar OSMANLI'da bizim olan bu toprakların yad ellerde ne hâle geldiğini düşünerek, hasta ruhuyla hüzünlenip âdetâ dertleri DEPREŞEREK;

"Viranelerin yasçısı baykuşlara döndüm,

Gördüm de hazânında bu cennet gibi yurdu!

Gül devrini bilseydim onun, bülbül olurdum;

Ya Râb, beni evvel getireydin ne olurdu?.." dediği FERYADIDIR !

Merhum Üstadımız Mehmet Akif, o zamanlar düşman eliyle VİRANEYE dönen bu toprakları görünce, hasta hâliyle hissiyatını bir dörtlükte ancak böyle bu kadar dile getirmiş. Acaba şimdi yaşıyor olsaydı, bu ÇİLE BÜLBÜLÜ, kendi ellerimizle HARABEYE çevirdiğimiz bugünkü SURİYE VE IRAK topraklarını görseydi, "NELER SÖYLERDİ?" diye düşünüyorum. Dertleri ZEVK hâlinde terennüm eden bu Vatan Bülbülü

gâliba; "Balkan Bozgunu" üzerine Atayurdu ARNAVUTLUK için tuttuğu yasının aynısını buralar için de tutardı. Belki de, hatırasının kutsiyeti hissiyatını daha da kabartırdı da, şüphesiz daha BÜYÜK FERYAD ile haykırır, yürekleri dağlardı !..

Bana öyle geliyor ki; Lübnan-Şam topraklarının VİRANEYE dönmüş halini görünce;

"Ya Rab, beni evvel getireydin ne olurdu?.."  diyerek;  bu hâline dayanamayan Üstad Mehmet  Âkif, sözünü ettiğimiz bu SURİYE-IRAK topraklarının bugünkü HARABEYE dönmüş hâlini görseydi;  Fırat ve Dicle'nin akan coşkun sularına derdini döker; en sonunda da bugünleri görmeden gittiğine şükrederek;

"Ya Rab, iyi ki beni evvel götürmüşsün, çok şükür!"  derdi !

Ruhu için bir Fatiha;  el-FATİHA !

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı