Akdeniz'e Türk Halatı<br>TÜRKİYE - LİBYA HATTI
Amerika'dan, Avrupa'dan Akdenizle organik (coğrafi) bir bağı bulunmayan devletler gelip Akdeniz'in diplerinde doğalgaz ve tabii kaynaklar arıyorlar; bunun için birtakım bağlantılar/mutabakatlar kuruyorlar.
31.12.2019 15.50
1.205 okunma
Akdeniz'e Türk Halatı
TÜRKİYE - LİBYA HATTI
Kemal Cengiz

Amerika'dan, Avrupa'dan Akdenizle organik (coğrafi) bir bağı bulunmayan devletler gelip Akdeniz'in diplerinde doğalgaz ve tabii kaynaklar arıyorlar; bunun  için birtakım bağlantılar/mutabakatlar kuruyorlar.  Dışımızda böyle dümenler dönerken; üç tarafı denizlerle çevrili ve bunun üçte ikisi AKDENİZ'deolan bir "Yarımada Ülkesi" olarak "TÜRKİYE'NİN AKDENİZ'DE NE İŞİ VAR?" demek; en hafif ifadeyle KONUMUNU bilmemektir. Kendini bilmeyen bir insanın sözüne nasıl itibar edilmezse, böyle bir söze de itibar edilmemelidir. Kültürümüzde, "Kendisi himmete muhtaç Dede, nerde kaldı gayriye himmet ede?" tekerlemeli bir söz vardır. Akdenizde "Türk Varlığının" önemini idrak edemeyen insanın basireti bağlanmıştır. Böylelerinin söyledikleri sözler, körün görüyor gibi anlattığı masala benzer; gerçekle alakası yoktur.

"İstikbal göklerdedir" sözünün  anlam ve hedefi ne ise, bugün de "İstikbal denizlerdedir" demek aynıdır. Peygamber Efendimiz de, "Rızkı yeryüzünün diplerinde arayın!" buyurmaktadır. Allah'ın arzı "yeryüzü", karasıyla deniziyle bir bütün olduğuna göre; Hadislerde "arzın Hazineleri" olarak ifade edilen "yeryüzü zenginliklerinin" karadaki kısmı artık parsellenmiştir; şimdi sıra, denizlerin diplerinde duran ve bugüne kadar pek el atılamayan BAKİR deniz altı zenginliklerine gelmiştir. Bunu idrak edememek, basiretsizlik değil;  ÖNÜNÜ görememektir; körlüktür.

Okyanuslar ötesinden Akdenize gelenler orada herhalde MACERA aramıyorlar.

Peygamber Efendimiz, "Müslümanın ferasetinden sakının; çünkü o, Allah'In nuru ile bakar" buyuruyor. "Ferasetin" bir anlamı "basiretli yönetim", diğer bir anlamı da, "ileriyi görmektir". Müslüman Allah'ın nuru ile bakabilir ise onda bu görüş daha keskin olacaktır. Çünkü ,"Allah yerlerin ve göklerin nurudur" (Nur, 24/35) buyuruluyor. Bu İLAHİ işarete göre yerler de FEZA dediğimiz gökler de insanın hedefinde AYDINLIK olmalıdır. Dünyanın yuvarlak olduğunun keşfedilmediği dönemlerde basireti bağlı insanlık ilerisini KARANLIK olarak düşünmüştür. Geleceği karanlık görmek, ancak "ufku dar olanların" bakışıdır. Günümüzde "vizyon" denilen

ileriyi görüp ona göre düşünebilme ve çareler geliştirme kabiliyeti, Müslümanda daha keskin ve cesaretli olmalıdır. Dünya, yeryüzünün üstünü ve altını yeterli görmeyerek gözünü GÖKLERE dikmiş gezegenlerde YER ve BİRŞEYLER ararken, bizim sınırlarımıza MAHPUS kalmamız, KÖRLÜKTEN de öte KÖTÜRÜMLÜK olur.

Konuya bu açıdan bakıldığında Devletimizin "Akdeniz'de Libya ile gerçekleştirdiği denizden komşuluk girişimini" ÇOK İSABETLİ, BASİRETLİ VE CESARETLİ BİR GİRİŞİM olarak görüyorum. Hatta sadece Cumhuriyet döneminden bu yana değil, Osmanlı'da Kanuni döneminde "Kaptan-ı Derya" Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanmasının 1538 yılında kazandığı PREVEZE Deniz savaşından bu yana Akdeniz'de Milletimizin en CESUR girişimidir. "Karalar Hakimi" TÜRK MİLLETİ, bu girişimiyle gerekirse "Denizler Hakimi" de olabilecek cesarette olduğunu göstermiştir.

LİBYA- TÜRKİYE HATTI ile Akdenize bir TÜRK HALATI çekilmiştir. Bu halatın zayıf halkaları LİBYA tarafı, HAFTER Haini alet edilerek "ihanet oyunları" ile koparılmak istenmektedir. Durum bu iken, "Libya çöllerinde ne işimiz var?" demek de aynısı bir aymazlıktır. "Halatın bir ucu koparsa, diğer ucunun sağlamlığının bir anlamı kalmayacağını" bilemeyecek kadar saf olanlar, samimi olamazlar. Zira bazen,  safların söylediği laflar, sahtekarlıkları kılıflar. Bunun için Peygamber Efendimiz, "Allah'a ve âhiret gününe inanan, ya "hayır" söylesin  yada "SUSSUN" buyurmaktadır.

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı