Dün bir arkadaşım hatırlattı. Halden anlar birine “insanların akıllı olup olmadığını nereden anlarsın?” diye sormuşlar. O da “konuşmasından” diye cevap vermiş. Tekrar sormuşlar: “Ya hiç konuşmazsa?” Tekrar cevap vermiş: “O kadar akıllısına rastlamadım henüz.”
05.01.2020 20.32
506 okunma
Dünyanın kırıldığım yeri
İsmail Kılıçarslan

Dün bir arkadaşım hatırlattı. Halden anlar birine “insanların akıllı olup olmadığını nereden anlarsın?” diye sormuşlar. O da “konuşmasından” diye cevap vermiş. Tekrar sormuşlar: “Ya hiç konuşmazsa?” Tekrar cevap vermiş: “O kadar akıllısına rastlamadım henüz.”

“Bak bunu sadece sana anlatıyorum, tamamen aramızda kalsın” diye başlayan konuşmalar, verilen sırlar bilirim. Sonra o sırları bir başkasından, sonra bir başkasından, sonra bir başkasından çokça dinlemişliğim vardır. Zira “demirin tucuna, adamın picine” kaldığımız bir çağ burası. Sırrını, derdini, içinin sıkıntısını sıkıntısızca, zahmetsizce önüne koyabileceğin birini arar da bulamazsın. Öylece kalakalırsın çöl ayazında kalmış gelincik gibi. Dayan bakalım dayanabilirsen.

Dayanamazsın. Yaşamak, atılı bir suç gibi kalır üzerinde. Anlatamazsın çünkü. Dilini eline alıp sokaklarda bağıra çağıra anlatmak, derdini ummana dökmek istersin de susmaların en kavisi, sessizliklerin en çığlıklısı düşer payına. Anlatamazsın ve atlamamasın kolaylıkla. Tütün de yetişmez olur imdada. Hayır, onu bozmamışlardır. Ağzının tadıdır bozulan.

Bozulmasın ne yapsın? Hayal kırıklıklarıyla dolu bir ormanda yürürken bulmuşsundur çünkü kendini. Çiçek sandığın meğer zehir saklarmış içinde. Bal sandığın ağu imiş, ahu sandığın canavar. Dişlerini görmemekmiş üstelik en büyük hatan. Yok, öyle değil. Dişlerini görmüşsündür aslında da etinden bir parça koparabileceğini konduramamışsındır ona. Yok, yine öyle değil. Etinden kopardığı parçaları hissetmemişsindir. Yok, vallahi yine öyle değil. Etinden parçalar koparmıştır ama hayra yahut yanlışlığa yormuşsundur her seferinde.

Yorulmuşsundur. Bin yıldan uzun sürmüştür yorgunluğun, bir geceden kısa. Sonunda kafanı duvarlara çarpa çarpa “yorgunluğumdan başka nedir ki taşıyacağım” cümlesine yar olmuşsundur. Yükünü hafifletmek için yanına yaklaşan herkese “demek ki yeni yükler yüklemek için geldi yanıma” diye bakar olmuşsundur. Güvenmek istersin aslında bir an, amma ki insana, o kıyıcıya, o zalime nasıl güvenebilirsin ki?

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya