DAVAMIZ SÜNNİLİK YA DA ŞİİLİK Mİ YOKSA EGO MU?
Önce egoyu tanımlayalım. Ego; benliktir, bireyciliktir. Her şeyi önce kendisi için, sonrada bir miktar kendisiyle beraber olanlar için istemektir. Her şeyin kapsamında güç, iktidar, hâkimiyet, mal mülk, şan şöhret, din, iman vb. maddi manevi ne varsa hepsi bulunur.
07.01.2020 13.46
2 yorum
2.228 okunma
DAVAMIZ SÜNNİLİK YA DA ŞİİLİK Mİ YOKSA EGO MU?
İlhan Akkurt

Önce egoyu tanımlayalım. Ego; benliktir, bireyciliktir. Her şeyi önce kendisi için, sonrada bir miktar kendisiyle beraber olanlar için istemektir. Her şeyin kapsamında güç, iktidar, hâkimiyet, mal mülk, şan şöhret, din, iman vb. maddi manevi ne varsa hepsi bulunur. Egoist bir kişi eğer güç elde etme-hâkimiyet mücadelesinde çevresindeki kişilere muhtaç olmasa, onlara bir bardak su dahi vermez. “Hadi maddi olanları anladık ama din ve imanda ego nasıl olur” diyebilirsiniz. Tarihte bunun örnekleri doludur. Kişi kral-padişah-sultan-şeyh yani hâkimiyet ve iktidar sahibi olur ve artık hâkimiyetindeki bölgede yaşayan inancın da başı olur. Başlar bu inanç adına ülkeler fethetmeye. Ancak sadece kendi inancına karşı anlayışlarla mücadele etse sorun değil, ayni inançtaki kişi veya ülkelerle de hâkimiyet mücadelesine girişir. Hıristiyan dünyadaki bu çatışmaları bir kenara bırakalım. Bunun en açık örneği her üçü de Sünni olan Timur, Beyazıt ve Memluklular arasındaki hâkimiyet mücadeleleri. Bazen bir taraf bu hâkimiyet çatışmasının asıl sebebi olmasa da, Yavuz ile Şah İsmail arasındaki kavga da benzer bir hâkimiyet kavgası değil mi? Her birini zalim ve saldırgan olmayabilir. Hadi bunlardan geçtik ayni babanın ölümünden sonra geride kalan çocukların arasındaki taht kavgaları. Cem Sultan kimlerle ittifak yaptı? Diğer dinlerde de durum ayni. Bunların aslı benlik davası değil mi? Nerde ilahi kelimetullah davası? Bu savaşlarda kim şehit?

Günümüzde de durum ayni şekilde devam etmektedir. İşgal edilip sömürgeleştirilen devletler Hıristiyan, sömürgeciler de Hıristiyan.  İslam adına hizmet etmek için bir parti veya tarikat kuruluyor, bir müddet sonra İslam bu partiye veya tarikata hizmet eder duruma düşüyor. Lider ayni geçmişte olduğu gibi ben varsam İslam var, ben yoksam İslam yok anlayışında hareket ediyor. Diğer kendisine rakip gördüğü İslam gruplarına karşı, İslam dışı gruplarla birlikte hareket etmesinde hiçbir sakınca görmüyor. Daha kötüsü dini referans almaktan vazgeçmiş ABD ve Avrupa ülkeleri bir araya gelip bir birlik oluştururken, Müslüman olduğunu iddia eden ülkeler birbiriyle çatışmaya ayni hızla devam etmektedirler. Kimse komplo teorilerinin arkasına sığınmamalı, gerçek bu. İslam’ın ilk dönemindeki ayrılıklar ve bölünmeler de ayni sebeptendir. Kimse rahmetli Süleyman Efendi’nin ferasetini gösteremiyor. Hele şimdi onun yolundan gittiklerini iddia edenlerin durumu ortada. DP iktidarı ile arası iyi olmayan Süleyman Efendi’ye seçim öncesi soruyorlar “Üstad hangi partiye oy verelim. El cevap: Tabi ki DP’ye. Muhatapları: Aman hocam DP bize düşman. El cevap: DP bize düşman CHP ise dinimize.” Günümüzde Şiilik ve Sünniliğin geldiği durum da farklı değil. Şiilik İslam’ın ilk yıllarında son derece haklı bir zemine dayanırken yüzyıllar geçmiş, ne Ali kalmış ve Muaviye’ci. Halâ sürdürülen bu Şiicilik kime karşıdır ki? 40 yıllık bir Şii iktidarının İslam adına ne hizmeti olmuştur? Hangi farklı düşüncedeki insanın gönlüne girebilmiştir? İnsanların hangi sorununu çözmüştür? Mollaların iktidarından başka ne farklılıkları var? İran’ın, diğer Sünni geçinen ülkelerdeki saldırgan faaliyetleri olmasa, bu ülkeleri ABD’nin safına, hatta İsrail ile iyi geçinmeye itmiyor mu? Bu durum en fazla İsrail ve ABD’ni işine yaramıyor mu? ABD bunca silahı Ortadoğu ülkelerinde nasıl satıyor? Zamanında Humeyni nerde yaşadı, elini kolunu sallaya sallaya İran’a nasıl geldi? Niye ABD ve AB’den ciddi bir karşı çıkış olmadı? Şu an Şiilik davasında bir devlet olması kimin işine geliyor, İslam’ın mı yoksa düşmanlarının mı? Irak’ı ABD kimin desteğiyle işgal etti? Bakın hizip gözlüğü çıkarılınca yanlışlar ve doğrular nasıl güneş gibi ortaya çıkıyor. Iraklı bir Şii düşünürün tespitlerini konunun bulunduğu adresten okuyabilirsiniz.*

Suudilerle işbirliği yapanların ve Mısır’da Mursi’nin karşısında duran Selefiler vb. durumu ortada. Allah’ın ipine sarılmayıp, O’nun yerine falan alimin, filan şeyhin dediklerine, Kuran ve resulün ölçüleriyle kıyaslamadan körü körüne uymakla, Allah’ın dinine mi yoksa liderin egosuna mı hizmet olur? FETÖ örgütünün durumu ortada, kimlerle ittifak içindeler, kime karşılar ve bütün bu gerçekler ortada iken hâlâ inatla bağlılıklarını nasıl sürdürürler? Bunlar FETÖ’nün mü yoksa İslamın mı üstün gelmesi için hizmet ediyor? FETÖ’nün Ecevit’e desteği nasıl izah edilir. Kendi hiziplerinin galibiyeti için tam bir Makyevelistçe İslam dışı her türlü hile ve desise mubah görülüyor. Gerçek Müslüman hizbinin değil İslam’ın iktidarı için çalışır, hakkın ve adaletin yanında olur. Gayri meşru  yollarla hizmet olmaz. Bir başka Müslüman kardeşine ancak harp meydanında olacak “harp hiledir” düsturuyla hareket edip takiyye yapamaz. Maide-8. Ayet gereği inancını duyurmak ve üstün getirmek için İslam dışı yollara saparak, haksızlık ve adaletsizlik yaparak kâfirde olsa bir insanın hakkını gasp edemez. Bu ölçülerin dışındaki yollar âlim, şeyh, molla, parti başkanı ne olursa olsun liderinin egosuna hizmet olur. Hele bir şeyh veya parti lideri vefat etsin bakın kaç tane yeni lider ortaya çıkıyor. Bazen yürürlükteki bir grupta çıkan fikir ayrılıklarından onlarca yeni grup türüyor. Bunlara sorarsan hepsi kendi hak yolda, diğerleri şeytanın yolunda. Düne kadar kardeş dediklerinin bugün katli vacip oluyor. Hiç kimse egosunun peşinde olmuyor.

Müslüman zalimden-emperyalistten yana olamaz. Her zaman haksızlığın karşısında olur ve yanlış gördüğünü sorgular. “Vardır liderin bir bildiği, itaat et rahat et” demez. Yanlışın karşısında taraf olamaz. ABD’nin yaptığı son suikastı, maktulu zalim görüp alkışlayıp onaylamaz. Her iki tarafında zalimlik peşinde olmasından dolayı bunların destekçisi olamaz. Sadece yapılan yanlışlıkların karşısında olunur. Kim yaparsa yapsın yanlışın karşısında olunur. Rabbimiz ferasetimizi arttırsın, ipine sarılmamızı sağlasın ve bizleri birbirimize düşürecek şeytanın ve egomuzun fitnesinden korusun. Birilerinin dava kisvesi altındaki şahsi emellerine alet olmayalım. Biz ne Sünni’yiz ne Şii, bizim inancımızın tek bir adı vardır o da İslam’dır. İhtilaflarımızı görüşecek bir meclis olmalı ve verilen karar bizim görüşümüze aykırı da olsa ona uymak zorundayız. Yoksa birbirimize düşeriz ve düşmanlarımızı sevindiririz.

*https://www.memleket.com.tr/irakli-sii-arastirmaci-ozelestiri-yapti-siiler-tarih-boyunca-hep-sunnilerle-savasti-1976005h.htm

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
Devenin nalı
Davudoğluna mı gidelim, Babacana mı
Yorum Ekleyen: Selamünaleyküm     10.1.2020 14:48:40
sorgu
Liderin vardır bir bildiği bugün, allahın gölgesiyim de geçen yüzyıl,öyle veya böyle malı götür..Dini kullan alabildiğince, bak şu cenaze törenine propaganda ile doldurulmuş halk yığınları,ne hale getirilmiş.Bir kaç 10 yıl daha mollalar iktidarda kalacak, ama iran halkıda hep işsiz ve aç kalacak.Yurt dışlarında umut arayacak, tıpkı bizim ülkenin vatandaşları gibi..
Yorum Ekleyen: celal yıldız     7.1.2020 15:19:25
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı