ABD - İRAN KUDURDULAR<br>BİRBİRİNDEN BULDULAR !
Hayat Rehberimiz olan Kutsal Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Yüce Rabbimiz, "İnsanların bir kısmını, bir kısmıyla Allah'ın ENGELLEMESI olmasaydı, yeryüzünde düzen bozulurdu!" (Bakara, 2/251) buyuruyor. Bu ayetin HİKMETİ bugün birkez daha TECELLİ etmiştir:
07.01.2020 21.57
1 yorum
1.166 okunma
ABD - İRAN KUDURDULAR
BİRBİRİNDEN BULDULAR !
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)

Hayat Rehberimiz olan Kutsal  Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Yüce Rabbimiz, "İnsanların bir kısmını,  bir kısmıyla Allah'ın ENGELLEMESI olmasaydı, yeryüzünde düzen bozulurdu!" (Bakara, 2/251) buyuruyor. Bu ayetin HİKMETİ bugün birkez daha TECELLİ etmiştir:

Ortadoğuda, özellikle Suriye ve Irak'ta  Müslümanları birbirine düşürerek kırdıran; milyonlarca Müslümanın kanına giren Amerika (ABD), bu sinsi siyasetine zemin bulduğu Suriye'de, "Şii Esed Rejimine Mezhep ortaklığı ile" destek veren İRAN'ı siyasi manevra ile MAŞA yaparak kendisi geriye çekilip "milyonlarca Sünnî Müslümanı" öldürtmüş; bir o kadarını da yerinden-yurdundan etmiştir.

Bu günlerde Yüce Allah, "Yapmakta oldukları kötülükler sebebiyle zalimlerin üzerine gökten acı bir azap indirdik" (Bakara, 2/59)

buyurduğu ayetinin hükmünü tamamlamıştır. Yukarıda meâlini arz ettiğim, "birbirleriyle engelleme"  ayetinin (Bakara, 251) HİKMETİ de böylece tecelli etmiştir. İKİ ZALİM BİRBİRİNE GİREREK BİRBİRİNDEN BULMUŞLAR, KENDİLERİNİ KENDİLERİ ENGELLEMİŞLERDİR. Görüyoruz ki, Masum Ortadoğu Müslümanlarına yıllardır "kan kusturan" bu iki ZALİMİ Allah birbirine düşürmüştür. İslam Büyükleri Allah Dostlarının, "Ya Rabbi! Zâlimlere zâlimleri musallat eyle / birbirinden bulsunlar!" duaları kabul olmuştur. Atalarimizin, "Kuduranın küsküsü yanında olur" dediği gibi, her ikisi de BELALARINI, başkasına çarpmadan ve çatmadan kendilerinden bulmuşlardır. İnşaallah Ortadoğu'ya  bundan sonra biraz "huzur ve sükun" gelecektir.

 Amerika (ABD) İRAN'ı Suriye'de ve Irak'ta, Emeviler döneminin  HACAC-I ZALİMİ gibi Sünnî Müslümanların kanını döken (Saffah) "ikinci Haccac'ı" KASIM SÜLEYMANİ' yi, düzenlediği bombalı bir operasyon ile öldürmüştür. Ölen bu zâlime çok Müslüman kanı döktüğü için "şehit" demek içimizden gelmese de; Allah'a inandığı için "Müslümandır" diyerek affına rahmet okuyan da "inşaallah" günaha girmez?

Ş İ' İ   İRAN'ın, Ortadoğuda uyguladığı zulümlerin "başsorumlusu", Askeri Ordu Komutanı olarak bu Zâlimdi. İRAN, zulümlerini Suriye'de olduğu gibi IRAK'ta da devam ettirmek üzere bu ülkede kurduğu "Haşd- i Şa'bi" ordusunu da bu Zâlimin emrine vermişti. Böylece KUDÜS KUVVETLERİ KOMUTANI ünvanıyla "taltif ve tahrik" ettikleri bu kişi (General Kasım Süleymani) bu operasyon ile CEZASINI BULMUŞ VE İLAHİ ADALET bir kez daha tecelli etmiştir. KELÂM-I KEMÂL adlı kitabımda 805. sözüm olarak; "Zulmün kılıcını bileyen, önce kendi kolunu kestirir" demiştim.  Şii İran'ın Sünni Müslümanlara uyguladığı zulmün KILICI olan bu Zâlim adam, bu defa kolunu değil, kellesini kestirmiştir. Demek ki "manevi vebali bu kadar ağırmış!"diye düşünüyorum. Yaşanan bu FECİ AKIBET, SURİYE'DE VE IRAK'TA DÖKÜLEN MİLYONLARCA MASUM SÜNNÎ MÜSLÜMANIN  KANININ SONUCUDUR. "Zulüm ile âbâd olunmadığı" bir kez daha görülmüştür.

Bu söylediklerimden;  "İran'ın başına gelenlere sevindiğim" anlamı, asla ve kat'â/kessinlikle çıkarılmamalıdır! Böyle bir günde "elhamdülillah" Sünnî bir Müslüman olarak "Şii kardeşlerimize" bu acıyı yaşatan AMERİKA'NIN YANINDA OLMAKTAN ALLAH'A SIĞINIRIM.

Ancak, İRAN "Mezhep taassubu ile Suriye'de "Zâlim Esed'in yanında fiilen yer alarak buradaki milyonlarca Masum Sünnî Müslümanı "çoluk-çocuk" demeden; canından, malından ırzından-namusundan, yerinden-yurdundan etmiş; burada "taş üstünde taş" bırakmamıştır.  Irak'ı da içinde bocalamakta olduğu karışıklıklardan  istifade ile aynı şekilde  HARABEYE çevirmiştir. Buralardan kaçıp canını kurtarabilenlerin milyonlarcası Memleketimize sığınmıştır.

ŞİMDİ İRAN'IN BU MUSİBETTEN BİR DERS ÇIKARMASI GEREKMEKTEDİR. Yüce Allah, Hayat Rehberimiz olan Kutsal kitabımız Kur'an-i Kerim'de, "Hoşunuza gitmeyen bir şeyde Allah pek çok hayır yaratmış olablir!" (Nisa,19) buyurmaktadır. Aynı minvalde bir başka ayette ise, " (bu hayırlı sonucu) Allah bilir, siz bilemezsiniz"  (Bakara, 216) buyurarak bu tür gelişmelerin  "HAYIR GETİRECEĞİNE"  işaret etmektedir.  Atalarımızın, "Bir musibet, bin nasihatten iyidir" sözü de bu ayetin bir başka yorumu olabilir. Dinimize göre ise, "Küfre rıza küfür, zulme rıza ZULÜMDÜR". Rızanın da ötesinde -İran'ın yaptığı gibi- zulme destek olunursa, elbette bunun karşıtlığı ceza da işte böyle daha büyük olacaktır. "İnşaallah"  bu bir başlangıç değildır; son olur.

Ülke çapında "Milli Yas" ilanı ile intikam yeminleri yaparak; "Mili Onurunu" kurtarmak için etrafa korku salan  İran'ın yapacağı,  çözüm de bu değildir. Minareyi çalan kılıfını hazırlamıştır. Daha büyük musibetlere çarpılmadan düşünüp aklını başına almalı ve "mazluma karşı zâlimi desteklemekten" vaz geçmelidir.

Tarihten bugüne Sünnî Müslümanların hiçbir mücadelesinde yanlarında yer almayan; sadece kuru siyaset lafalarıyla durumu kurtarmaya çalışan İran'ın bu "İNTİKAM MÜCADELESİNDE"  Sünni İslam Devletlerinden bir destek alabileceğini de sanmıyorum. Bu mücadelede İran, "şimdiye kadar ektiğini biçecektir".

Karşısındaki düşman Amerika için böyle bir yalnızlık söz konusu değildir. Hatta İran'ın, intikam mücadelesinde " ileri giderse", bugünkünden daha da "yalnız duruma" düşeceği kanaatindeyim. Zaten düşman Amerika da bunu beklemektedir. Bu durumda İranlı kardeşlerimiz Peygamber Efendimizin şu ikazını unutmamalıdır; "(İslam'ın karşısında)  KÜFÜR BİR TEK MİLLETTİR" buyurmuştur. Bunun böyle olduğu gerçeğini bütün dünya birinci ve ikinci CİHAN SAVAŞLARINDA görmüştür.Allah etmesin, savaş olursa üçüncü kez de görecektir.

İran, bugün yanındaymış gibi görünen Çin, Rusya, Hindistan.. gibi ülkelerin sessizliğinden ve "Avrupa Birliği Ülkelerinin" tarafsızlığından cesaret alarak "İntikam Macerasına" atılırsa yanıldığını kısa sürede  anlayacaktır.

Hıristiyan Dünyası, "Kitab-i Mukaddes" adı altında kutsal kitapları İNCİL ile Yahudilerin kutsal kitabı TEVRAT'ı birleştirerek;  yanlarına YAHUDİLERİ de almak suretiyle İSLAM'A VE MÜSLÜMANLARA KARŞI BİRLEŞİK CEPHE oluşturmuşlardır. Bugün sessiz gibi duran Avrupa Birliği, işler ters giderse -dün 1.ve2.Dünya Savaşlarında okyanus ötelerinden gelerek "imdatlarına yetişen" Amerikalı kardeşlerinin yanlarında bir "vefa borcu" olarak yer alacakları unutulmamalıdır. Peygamberimizin ikazı olan bu gerçek dün böyle olmuştur, bugün de böyle olur, yarın da böyle olacaktır.

İnsan topluluklarının Milli Karakterlerini, "Dini İnançları" oluşturur. Dinleri değişmedikçe karakterleri de değişmez. Bakın günümüz Bulgarlarının, Macarlarının  aslı TÜRK'ür; ama inançları değiştiği  (Hıristiyan oldukları) için karakterleri de değişmiştir. Aynı soydan geldikleri halde birbirlerinin en azılı düşmanı olarak "köpekle ile kurt" gibi; bu iki azılı Hıristiyan Türk soyuna  HAÇLI DÜNYASI, OSMANLI'ya karşı köpekliğini yaptırmıştır. Balkanlar'da  Osmanlı en çok, bunlarla uğraşmıştır. Tarihte  Müslümanların "zayıf zamanlarını" kollayan HAÇLI İTTİFAKI her zaman karakterlerindeki "inanç kaynaklı" bu ruhtan güç alarak Müslümanlara karşı HAÇLI SEFERLERİNi  düzenlemişlerdir.

İRAN'IN RESMİ DEVLET MEZHEBİ OLAN  "Ş İ İ L İ K", adı üzerinde, "ayrılıkçı grup" demektir. Tarihte hiçbir zaman İRAN, hiç-bir meselede Dünyaya karşı Müslümanların yanında  "f i i l e n " yer almamıştır. Hz. Ali'nin haksız yere şehid edilmesini bahane ederek her zaman "ayrı" durmuş; mezhebini ve devletini ayrı kurmuş; "ayrımcılığı" dâima kendine ŞİAR edinmiştir. Bu meselenin hesabını ( Sünnilerin yaptığı gibi) ahirette Allah'a bırakması gerekirken, dâima "küllerini ve közlerini karıştırarak " FİTNE ATEŞİNİ KÖRÜKLEMİŞLERDİR.

Şİ'İ İranlıların Küffara karşı Sünni Müslümanlarla birlikte yaptıkları birtek savaş gösterilemez ve yoktur. Müslüman olduktan sonra daima "çıban başı" olmuşlar ve her zaman Sünni Müslümanlarla uğraşmışlardır. Bugün de görüldüğü gibi aynıdır.

Kültürüyle Dünyanın en eski ve en köklü Milletlerinden biri olan PERS / İRAN Milleti, Müslümanlığa Türkler gibi kendi istekleriyle değil de; "KILIÇ ZORUYLA girdikleri için midir?.." bilinmez; tarihin hiçbir döneminde "İslam Davasına" gönülden DESTEK  olmamışlardır. Yandan ve uzaktan bakışlı SOĞUK duruşlarıyla, yandan çarklı gemiler gibi Müslümanlara güven vermedikleri için hep yalnız kalmıştır; bugün bu konuda da yalnız kalacaklardır.

Bizim TÜRK MİLLETİ olarak Tarihten gelen "karakteristik" özelliğimiz, dost-düşman bütün Dünyanın kabul ettiği gibi KAHRAMANLIĞIMIZ'dır. Aynı şekilde  Pers / İran Milletinin de Tarihten gelen "karakteristik"  özelliği SİYASETi'dir.

Ancak, bir akıl oyunu olan, biraz da KURNAZLIĞI seven siyaset,  her zaman kazandırmaz. Atalarımız, "ZOR OYUNU BOZAR" demişlerdir. İranlı kardeşlerimize hatırlatmış olalım !

Görelim Mevlâ neyler?
Neylerse güzel eyler !

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Biz de ders çıkarsak
ABD nin suriyede muslumanlari oldurtmesinin sebebi esed dusmanligi ve obama doneminde biz de alet olduk buna.rusya ve iranla iryak hareket eden biziz.Abd iran karsitligi malum.ama bizim iranbile verusy ile ortak hareket etmemiz dogru degil.hem esedi sevmiyoruz hem de esede destek veren putin ile ortaklasa calisiuoeuz hemde iran ule.bu ne pehiz be ne tursu.ben anlamdim.siz anladiysaniz buyurun.
Yorum Ekleyen: Umut Germencik     12.1.2020 19:55:06
Kemal Cengiz (Emekli Müftü)
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı