Milli Eğitim Bakanlığımızın DİKKATİNE !
Bilindiği gibi Memleketimizde pek çok anne-baba, okula devam eden çocuklarının ödevlerine yardımcı olacak eğitim ve kültür düzeyinde değiller. Bu nedenle; özellikle bugünkü "Orta Dereceli" okullarımızın eski ilkokul seviyesindeki sınıflarına devam eden öğrencilerimizin çoğu, ödevlerinde anne-babalarından pek o kadar bir yardım alamıyorlar..
22.01.2020 12.34
2 yorum
2.404 okunma
Milli Eğitim Bakanlığımızın DİKKATİNE !
Kemal Cengiz
ÖĞRENCİLER İÇİN  Ö D E V     E T Ü T MERKEZLERİ AÇILABİLİR Mİ?
Bilindiği gibi Memleketimizde pek çok anne-baba, okula devam eden çocuklarının ödevlerine yardımcı olacak eğitim ve kültür düzeyinde değiller. Bu nedenle;  özellikle bugünkü "Orta Dereceli"  okullarımızın eski ilkokul seviyesindeki sınıflarına devam eden öğrencilerimizin çoğu, ödevlerinde anne-babalarından pek o'kadar bir yardım alamıyorlar.. Evlerinde, kendilerinden bir üst sınıfa,  Üniversite veya Yüksek Okula devam eden veya mezun olmuş kardeşleri olsa bile; bunların da kendi meşguliyetleri olduğundan yardımsız kalmaktadırlar. Bir de anne-baba, ikisi de çalışıyorlar ise; mesaileri bitip evlerine gelinceye kadar çocuklar, (başlarında ilgilenenleri olsa bile) "derslerine çalışma ve ödevlerini yapma" konusunda KONTROLSÜZ kalmaktadırlar. Sözünü ettiğimiz seviyedeki orta dereceli okulların genelde akşam üzeri mesailerinin bittiğini düşünürsek; evde aile bireylerinin toplandığı zamana kadar, "en rahat çalışma ortamı" olan bu vakitler çocuklar için boş geçmektedir. Bu zamanı, "başıboş" çocukların en masumu, mahalle aralarında top oynayarak veya çarşı-pazar dolaşarak daha da kötüsü İNTERNET KAFELERDE yaşlarına göre oyun ve eğlence ile veya "bağımlılık" yapan kötü alışkanlıklar edinerek  geçirmektedirler. Böylece sokaklarda kalan masum öğrenci  çocuklar, kötü alışkanlıklara kapılarak toplumun huzurunu bozacak POTANSİYEL SUÇLULAR olmaktadır.
Bu konuda acı bir hatıramı anlatmak isterim:  Emekli olmadan önce aktif görevde iken, birgün mesai bitiminde bir akşam üstü evime geliyordum; yolumun üzerindeki bir İNTERNET KAFE'nin önünden geçerken vitrin camında bir dosya kağıdına el yazısıyla "ÖDEV YAPILIR" yazılı bir ilan gördüm. Ödev yapmanın Kafe ile alakasını merak ederek Kafenin kapısında dikilen bir gence, bu ilanın ne demek olduğunu sorduğumda, "okula giden öğrencilere verdikleri konularına göre İNTERNETTEN sayfa başı ÜCRET KARŞILIĞı ÖDEV çıkardıklarını" söylemişti.
Bunu duyunca oracıkta yıkıldım kaldım. Evime zor geldim. Sabaha kadar uykularım kaçtı. "Vaah Ülkem vaah!.. Geleceğimizin teminatı gençlerimiz ve çocuklarımız ne hâle gelmiş? Ödevlerini evlerinde kitapları başında veya kütüphanelerde değil; İNTERNET KAFELERDE kendileri ÇETLEŞEREK parayla başkalarına yaptırıyorlar. Bu ödevden Öğrenciye, bu öğrenciden Ülkeye ne HAYIR gelecek…?" diye sabaha kadar düşündüm.
Aslını sorarsanız: Hepimiz öğrencilik yaptık. O yıllarda bir-çook ödevler de yaptık. Hocalarımızın gözüne "şirin ve emek çekilmiş(!)" görünmesi için  süslü sayfa kapakları içinde dosyalar sunduk. Ama içinin, sınav kağıtlarında olduğu gibi dikkatle incelendiğinden emin değilim. Çünkü hocalar da biliyorlardı ki, sınıf dışında hazırlanan ödevlerin çoğunda (oran vermem saygısızlık olacak ama tamamına yakınında) "başkalarının yardımı vardır". Bu nedenle bana göre ÖDEV, kopyanın meşrulaştırılmış şeklidir. Bir de ÖDEV, bugün olduğu gibi  "yazılı-sözlü puanlarla aynı derecede değendirmeye" alınıyorsa; Öğrenciye "meşru kopyadan sınıf geçme fırsatı ve kolaylığı" tanınıyor demektir. Parayla ucuza satın alacağı ödev puanları varken, öğrenci kitap başında saatlerce "ders çalışmak" suretiyle niye PİNEKLEYECEK?
Öğrencilik yıllarımda tembel arkadaşlarımın, hocalarımızın "Vicdanını sömürerek" süslü ödev kağıtlarından aldıkları DOPİNG notlar ile sınıf geçtiklerini çok bilirim. Bu arkadaşlar şimdi nerelerde bilmiyorum. Ama bu yolla mutlaka "kıyıda-köşede" kalmışlardır. Olan kendilerine, bir de memlekete oluyor. Ödevlerin gerçek amacı, öğrenciye ARAŞTIRMA zevkini ve ruhunu aşılamaktır, ama bu anlayış ve alışkanlıktaki öğrenci aşı tutmuyor.
Anne-babası evlerine geç saatlerde gelebilen öğrenciler için  ise; (hele bir de anne-babalar yorgun ve stresli gelmişlerse) evde çalışma ortamı tamamen bozulmaktadır. Böyle bir ortamda "Yardımcı Rehberden" mahrum kalan öğrencilerden en saf ve samimi olanları kendi çabalarıyla "yapabildikleri kadar derslerine çalışıp ödevlerini yaparak" yarınki programı için  okulıarına hazırlanmaktadırlar. Hele bir de evde, başta anne-babalar olarak Televizyonlarda dizi tutkunluğu veya İnternet bağımlılığı varsa, kimse kimseye karışmadan sabaha çıkılmaktadır.
Takdir edilir ki böyle "topal-aksak" yürüyen bir sistem ile de başarıya ulaşılamıyor.
NETİCE (DURUMA ÇARE) OLARAK: Meskün mahalle aralarında, ufak yaştaki öğrenci çocukların evlerinden fazla uzaklaşmadan kolayca gidebileceği ETÜT MERKEZLERİ açılmalıdır. Buralar en fazla bir sınıflık öğrenci kapasiteli ve tek öğretmen nezaretinde, zemin katlarda müstakil girişli kiralık küçük evler ve işyerleri de olabilir. Almanya / Berlin' de görevli iken; hemen her sokak içinde bu tür ödev merkezlerinin bulunduğuna şahidim. Annesi-babası işte çalıştığı için evlerinde tek başına durmasında sakınca ve sorun çıkabilecek "Mutaassıp  ile" çocuklarının camilerdeki "Dini Derslerini" aldıktan sonra; Almanca (kısaltılmış adıyla olmalı) HORT dedikleri bu ödev merkezlerine izin alıp gittiklerini" biliyorum. Böylece bu çocuklar anne-babaları işten evlerine gelinceye kadar, onlar da ödevlerini bu merkezlerdeki "Yardımcı Öğretmenler" nezaretinde hazırlamış; hem de sokak aralarında SERSRİCE ve SAHİPSİZ dolaşmaktan; başta trafik olmak üzere birçok maddi-manevi, görünür ve görünmez tehlikelerden korunmuş oluyorlardı.
1992 yılında Yurtdışı görevimden Yurtiçi görevime "MÜFTÜ" olarak döndüğümde, görev yaptığım ilçelerde, en azından öğleden sonra müsait olan Kur'an Kurslarımızda bu "ETÜT MERKEZLERİ" adını verdiğim; ilk ve orta dereceli okul öğrencilerimiz için ÖDEV MERKEZLERİNİ kendi çapımda açmak istedim. Bu merkezlerde Öğrencilerin ödevlerine yardımcı olacak başta Emekli Öğretmenler ile mesaileri uygun düşen Muvazzaf Öğretmenlerin ücretlerini de  (bir şekilde mahalli imkanları da devreye sokarak) Türkiye Diyanet Vakfımızın mahalli Şubesi imkanları ile karşılayacaktım. Ancak bu işin elimizde bir MEVZUATI olmadığı için başta okul idareleri ve katılmak istemeyen ters ideolojik görüşteki gönülsüz öğretmenlerce SABOTA edileceğini; o günkü olumsuz konjoktörde; "MÜFTÜ Kur'an Kurslarında ilk-ortaokul öğrencilerimize İRTİCAİ dersler verdiriyor" diyerek başımıza İŞ ÇIKARACAKLARINI anlayınca bu düşüncemi hayata geçirmekten vazgeçtim.
Ancak, bu Hizmet aktivitesi, emekli olmama rağmen hâlâ içimde bir UKDE / DÜĞÜM kalmıştır. Milli Eğitim Bakanlığımızın, başta BELEDİYELER ve MÜFTÜLÜKLER olmak üzere ilgil Eğitim Kurumları ve Okul Ailebirlikleri ile ORGANİZELİ ve KOORDİNELİ bir şekilde MEVZUATA DAYALI olarak bu "Gönül Hizmetini" gerçekleştirmesini GÖNÜLDEN DİLERİM!
 
Kemal CENGİZ
Emekli Müftü
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
Eğitimin gereksinimleri
Hocam tebrik ederim. Bir edebiyat öğretmeni adayı olarak bu yazıyı çok faydalı buldum. Çok iyi düşünmüşsünüz. Umuyorum ki gerekli yerlere ulaşır ve bu minvalde faaliyete geçirilir.
Yorum Ekleyen: Ayşe Nur Öztürk     23.1.2020 11:34:49
Eğitimin önemi
Hocam;tebrik ederim.. Çok güzel ve oldukça doyurucu yazınız takdire şayan.. Eğitim sistemimizdeki eksiklikleri ve bunların çözüm yollarını güzel bir şekilde belirtiniz. İnşallah ilgili merciler yorumlarınızdan faydalanır ve harekete geçerler
Yorum Ekleyen: Halil CENGİZ     22.1.2020 15:43:49
Kemal Cengiz
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı