ŞU FRANSA
Fransa’nın Suriye’ye ilgisi daha haçlı seferleri sırasında başlamıştı. Fransa Kıralı 1250 tarihinde, Katolik Marunîlerin haçlı seferleri sırasında yaptıkları hizmetlere karşılık onlara, Avrupalı hükümdarların tebaalarına verdikleri haklara benzer şekilde “Charte” vermiş ve bunda Marunîlere her türlü yardımda bulunmayı vaat etmişti.
28.01.2020 12.24
3.216 okunma
ŞU FRANSA
İsmail Aydın

                Fransa’nın Suriye’ye ilgisi daha haçlı seferleri sırasında başlamıştı. Fransa Kıralı 1250 tarihinde, Katolik Marunîlerin haçlı seferleri sırasında yaptıkları hizmetlere karşılık onlara, Avrupalı hükümdarların tebaalarına verdikleri haklara benzer şekilde “Charte” vermiş ve bunda Marunîlere her türlü yardımda bulunmayı vaat etmişti. Dört yüz yıl sonra XIV. üncü Lui de bir hatt-ı hümayunla, Lübnan’da sakin Marunîleri himayesi altına aldığını belirtmişti. 18. inci yüzyılın sonlarında sahnede Napolyon Bonapart’ı görüyoruz. Bonapart’ın Mısır ve Suriye seferi,  keza 1830’lu yıllarda, Fransa’ya dayanarak Osmanlı devletine isyan eden Mehmet Ali’nin Suriye seferi… Bütün bunlar, Fransa’nın Suriye üzerindeki alâkasının artmasına vesile olmuştu. (Bkz. Ord. Prof. Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayını, Cilt VI, Sayfa, 36)

                 Marunîlere ilk zamanlarda yapılan destek, Hıristiyanlık şuurunun bir eseri sayılsa bile, tarihî olaylar, takip eden zamanlarda Fransa’nın Suriye ile alâkasının asıl sebebinin, Akdeniz’i bir Fransız gölü haline getirmek arzusu olduğunu gösteriyor. Aşağıda görüleceği üzere, esasen Fransız devlet adamları bunu açıklıkla ifade etmekten çekinmiyorlar.

                 TÜRKLERİ BALKANLAR VE ANADOLU’DAN ATMA TEŞEBBÜSÜ

                Yıl 1396. Bu tarihte Macaristan, Kutsal Roma-Cermen imparatorluğu, Fransa, Eflâk, Lehistan, İngiltere, İskoçya, İsviçre, Venedik ve Rodos şövalyelerinden oluşan büyük bir Haçlı ordusu, Türkleri Balkanlar ve Anadolu’dan atmak niyetiyle Niğbolu’ya saldırmıştı. Kralların, kontların, düklerin komuta ettiği Haçlı Avrupalılar, Yıldırım Beyazıt karşısında mağlup olmuş, dolayısıyla umdukları neticeyi elde edememişlerdi. Papa’nın tahrikleriyle yapılan bu saldırıda, Fransızlar da perişan bir vaziyette memleketlerine geri dönmüşlerdi.

                Yıl 1525. Fransa kralı I.Fransuva,  Pavia savaşında yaralı olarak Roma Germen imparatoru Şarlken’e (V. Karl) esir düşer. Fransuva, annesinin yardım talebeden mektubuyla Kanuni tarafından kurtarılır. Kanunî, yazdığı mektupta “… Sen ki, Françe vilayetinin Françeskosusun” der.  Habsburg hanedanı müşterek düşmandır. Fransa, 16. yüzyılda sağladığı bu siyasî dostluk sayesinde,  Osmanlı ülkesinde sonradan kapitülasyonlara dönüştürdüğü ticarî ve ekonomik imtiyazlar kazanır. Kanunî’nin amacı, tarihî İpek Yolu’nun önemini kaybetmiş olmasından dolayı Osmanlı ülkesinde ticarî hayata canlılık kazandırmaktır. İstanbul’un fethinden itibaren Avrupalılar, Uzak-Doğunun mallarına ulaşmak için başka yollar aramışlar, Ümit Burnu’nun keşfinden sonra da deniz yollarını kullanır hale gelmişlerdi.

                Ancak ne var ki, Türkiye, 1789 Fransız ihtilâlına kadar bu dostluğa sadık kaldığı halde Fransızlar, zaman zaman dostlukla bağdaşmayacak tasarılara ve ittifaklara saparlar.

               AKDENİZ FRANSIZ GÖLÜ OLMALIDIR

                Fransa, 18.inci Yüzyılın ikinci yarısında, Amerika’daki sömürgelerini İngilizlere kaptırır ve Atlas denizinde hâkimiyet İngilizlere geçer. Ancak Fransa, Atlas denizindeki kayıplarını telâfi etmek için, Osmanlılarla kurduğu dostluğun aleyhine olarak Akdeniz’i bir Fransız gölü haline getirme yolunu tutar. Napolyon’un Dışişleri Bakanı Talleyrand, hatıratında Akdeniz’in Fransa için önemini şu satırlarla ortaya koymaktadır:

                “Akdeniz tamamen bir Fransız gölü olmalıdır. Ticaretini biz yapmalıyız. Bizim projelerimizi kendilerine mal edinmek isteyenleri Akdeniz’den uzaklaştırmalıyız.” (Karal,a.g.e. V. Cilt V, Sayfa, 206)

                 Bu cümleden olarak, Napolyon’un, Venedik Cumhuriyetini Campo Formio antlaşmasıyla (1797) ortadan kaldırması ve bu devletin topraklarını Avusturya ile paylaşması; Fransızların yedi Ege adasına yerleşmesi; başarısızlıkla sonuçlanan 1798 Mısır’ı istila teşebbüsü ve Suriye seferi; 1830'da Cezayir'e yerleşmesi gibi olaylar, Fransa’nın, Akdeniz’i Fransız gölü yapmak için atmış olduğu kuvvetli adımlardır.

(Gelecek hafta, Şu Napolyon)

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı