DEPREMLER VE BENZERİ AFETLERDEN NE ANLAMALIYIZ?
Mümin, şu yaşadığımız dünya hayatından sonra ebedi olan ahiret hayatının da var olacağına iman eder. Dünyayı yaratan Allah zamanı gelince bu dünyayı yok edecektir. Kıyamet olayı gerçekleşecektir. Ahiret hayatı başlayacaktır.
09.02.2020 13.50
4.253 okunma
DEPREMLER VE BENZERİ AFETLERDEN NE ANLAMALIYIZ?
Ali Kerrar Ulu

Mümin, şu yaşadığımız dünya hayatından sonra ebedi olan ahiret hayatının da var olacağına iman eder. Dünyayı yaratan Allah zamanı gelince bu dünyayı yok edecektir. Kıyamet olayı gerçekleşecektir. Ahiret hayatı başlayacaktır. Allah ahiret hayatının da olacağını dünya hayatımızda yaşadığımız ve karşılaştığımız olaylarla bize haber veriyor. Sarsıntılar, depremler yeraltı ve yerüstü olağanüstü olaylarla, çok çeşitli afetlerle insanlığı düşünmeye davet ediyor ve bunlardan ders alarak ahiret hayatına hazırlıklarını yerli yerince yapmalarını bekliyor. Kuran-ı Kerim ‘de Allah-u Teala şöyle buyurur:

‘’Onlar gökten ve yerden önlerinde ve arkalarında olanı görmüyorlar mı? Eğer biz dilersek onları yerin dibine geçirir ya da gökten üzerlerine parçalar düşürürüz. Hiç şüphe yok ki bunda gönülden Allah’a yönelen her kul için bir ayet vardır. (Sebe Suresi:9)

Bu ayetle Allah-u Teala her tarafı kuşattığını bildiriyor. Nereye giderseniz gidin aynı kainat sizi çevreleyip, kuşatmaya devam edecektir. Allaha karşı sığınacak bir yer bulamazsınız. Ve Allah size dilediği yerde ve zamanda yerin altından veya gökten bir azap göndermeye kadirdir. Sizin şimdi huzur ve güven yurdu olarak kabul ettiğiniz yeryüzünün altında hangi güçlerin faaliyette olduğunu ve bu güçlerin ne zaman zelzele meydana getirip yeryüzünü sizin mezarınız kılacağını bilemezsiniz. Altında sanki kendi evinizin tavanıymış gibi huzur ve gönül rahatlığı altında yürüdüğünüz gökyüzünden üzerinize ne zaman bir felaket, yıldırım, korkunç bir yağmur, metaor veya başka bir afet ineceğini de bilemezsiniz. Böyle bir durumda Allah’tan korkmayışınız, ahiret konusunda düşünmekten gafil oluşunuz ve sizin iyiliğiniz için size sahip olduğunuz her şeyi veren Allah hakkında ileri geri konuşmanız ve kibir içinde oluşunuz bu dünyada ya da ahirette kendi felaketinize davetiye çıkarmaktan başka bir şey değildir.

Her yarattığını bir hikmete göre en iyi şekilde yaratan, her yarattığına bir ölçü koyan yani bir ölçüye göre var eden ‘’Kadir’’ olan Allah insanın bu dünyasını ahiretini hatırlatacak şekilde yarattı. Düşünen her insan hiç bir canlının bu dünyada sonsuza kadar kalamayacağını, ne kadar tedbir alırsa alsın ölümün önüne geçemeyeceğini bilir. Çünkü bu harikulade düzenin kendisi bize bunu söylüyor. Allahın yaratılmış ayetleri olan kainat ayetleri bilim insanlarına bu gerçeği her araştırmada her yeni buluşta yeniden haykırıyor adete. Biz müminlere ise hem indirilmiş vahiyle Kuran ayetleri, hem de yaratılmış kainat ayetleri bilimsel gerçeklerle her gün, her yaşadığımız idrak ettiğimiz doğal olan, olmayan, beklenen beklenmeyen bizim şimdilik bilemediğimiz, bilemeyeceğimiz neden veya mekanizmalarla bir çok olaylar gerçekleşiyor. Bu olaylara tabiat olayı deyip kainatın zaten insan için kalıcı güvenli bir yer olmadığını bilir aklımızın erdiği gücümüzün yettiği tüm tedbirleri alırız. Bu güne kadar olduğu gibi hayatta kalabilmek için çabalarız da çabalarız. Mümin olan bizler ise hem aklımızı hem gücümüzü imkanlarımızı yaşamak ve başkalarını da yaşatmak için kullanır bunun gibi tüm olaylardan gerkli dersleri çıkarıp Allahın bize bahşettiği tüm nimetlerin geçici olduğu bilinciyle dünya hayatımıza çeki düzen veririz. Geçici olanın geçici olduğunu hatırlar, kalıcı olanı kazanmak içinde Allaha karşı kulluk vazifemizi yapmada daha titiz davranır, takvamızı (sakınma, korunma duygumuzu) artırmaya çabalarız.

Önyargılı, inatçı ve dik başlı olmayan bilakis Allah’tan gelen hidayeti araştıran herkes yerlere ve göklere bakarak birçok ibretler alabilir. Fakat gönlü Allah’tan yüz çevirmiş inkara şartlanmış bir kimse kainattaki her şeyi görür, anlar ama onlarda mutlak hakkate işaret eden dersler çıkaramaz.

Özellikle son günlerde Elazığ, Manisa ve yörelerinde yaşadığımız depremler ve tüm dünyadaki sarsıntılar, Avustralya da dört aydır süren yangınlardan sonra sel felaketleri görülüyor. Beş bin deveyi sularımızı içiyorlar diyerek hunharca katlettiler. Bu sayıyı onbine çıkarmayı planlamışlar. Bu develeri ihtiyacı olan insanlara vermeyi hiç düşünmüyorlar da helikopterlerle hunharca katlediyorlar. Toz bulutları gökyüzünü kaplıyor, yangınlarda beşyüz bin hayvan ölüyor, zehirli örümcekler kol geziyor, koronavirüsü de ülkelerini kuşatmış vaziyette, tüm dünyayı tehdit ediyor. Tüm bunlar bir afettir, ancak ders alınması gerekir. Avustralya’da eşcinsel evliliğin olması konusunda kanun teklifleri yapılıyor, halka sunuluyor, halkın yüzde 61’i ahlak dışı, insanlıkla ilgisi olmayan hayvanlarda bile yaşanmayan böyle ahlaksız bir öneriyi kabul ediyorlar. Bu yaşananların tüm insanlık için bir ders ve uyarı olması gerekir.

Çin’de korona virüsü salgını oldu. Tablo her geçen gün artıyor, ölü sayısı gizleniyor, cesetler gizlice tramatoryumda yakılarak imha ediliyor. Bu tehlikeli virüs şimdilik 27 ülkeye sıçramış vaziyettedir. Çin bu hale kendiliğinden düşmedi. Doğu Türkistanlı Müslümanlara olmadık eza ve cefayı yapıyor, kadın ve kızlarını gayrı meşru yerlerde kullanıyor. Müslüman halka her türlü kötülüğü ve işkenceyi yapmaktan çekinmiyor. Bu ve buna benzer insanlık dışı davranışların dünyalık az bir cezası olarak bunları yaşıyorlar olabilirler.

Nerede duracağı, ne gibi felaketlere neden olacağını şu anda kestiremiyoruz ama bütün bunlar tüm insanlığa bir uyarı, bir mesajdır. Ey insanlar haksız yere insanları katletmekten uzak durun. Vurgunlar, soygunlar, haktan adaletten uzaklaşmalar Allah’ı ve Kutsal Kitap Kuran-ı Kerim’i ve onun getirdiği hayat düsturlarını reddederseniz, aklınızı gereği gibi kullanmazsanız bu dünyada bu yaşadıklarınız sizin için çok az bir cezadır. Ahiret yurdunda bu yaptıklarınızın karşılığı ise sınırsız cezalanmalar, ızdıraplar azaplar olacaktır. Bunlardan bir ders çıkararak fıtrat dini olan İslam’a, Kuran’a yöneliniz. Allah’ın istediği şekilde iyi kullar olma iradesini ortaya koyunuz.

DEPREMLERİN VE FELAKETLERİN VERMEK İSTEDİĞİ MESAJLAR

Her şeyi yoktan var eden Yüce Allah Kutsal Kitabımız Kuran-ı Kerimde bizleri uyarıyor. ‘’Gaybın anahtarları onun katındadır. Ondan başka hiç kimse Onu bilmez, karada ve denizde olanların tümünü O bilir. O bilmeksizin (ve izni olmadan) bir yaprak bile düşmez.’’ (En’am :59. Ayet)

‘’Taneyi ve çekirdeği veren Şüphesiz Allah’tır. O diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur. Öyle ise nasıl olur da çevriliyorsunuz. (En’am: 95. Ayet)

“Dileyecek olsa sizi giderir, yok eder ve yepyeni bir halk getirir. Bu Allah’a göre güç değildir.’’ ( Fatr 17. Ayet)

Yani sizler kendi gücünüze dayanarak dünyaya gelmediniz. Dilerse Allah sizleri bir işareti ile yok eder ve sizin yerinize başka bir kavim getirir. Bunun için ne olduğunuzu bir düşünün ve başka kavimlerin kötü sonuçlarına neden olan bu tavırlardan vazgeçin. Bir kavim hakkında menfi bir karar çıktığında kainattaki hiçbir kuvvet onun gerçekleşmesine engel olamaz.

Allah-u Teala kullarını dünyada görülen afetlerden, belalardan ders alarak dosdoğru olmalarını bekliyor. ‘’ Ey zalimler başınıza gelen her felaket kendi ellerinizle yaptığınız haksızlık ve zulüm yüzündendir. Bununla birlikte Allah işlediğiniz günahların birçoğunu affeder’’

‘’O halde Ey inkârcılar Allah’a yönelmekten başka bir kurtuluş çareniz yoktur. Çünkü siz bu evrende Onun hükmünden kaçıp kurtulamazsınız ve Allah’tan başka kendinize ne bir dost bulabilirsiniz, ne de bir yardımcı ‘’ (Şura :42 :30-31. Ayet Açıklamalı Kuran)

Öyle ise hatalarınızı görün ölüm size gelmeden, İş işten geçmeden Kuran ve İslam’a uygun tarzda yaşayın. O zaman hayatınız huzurlu olur. Hem de ahiretiniz cennet bahçelerinden bir bahçe olur.

Depremlerin bizlere verdiği en etkili mesajlardan biri de, bizlere şu dünya hayatının geçici olduğunu ve bir gün alt üst olarak yok olup gideceğini bildirir. ‘’ Kuran-ı Kerim’de Allah, güneş dürüldüğünde yıldızlar söndüğünde, dağlar yürütüldüğünde, doğuracak develer başıboş bırakıldığında, yabani hayvanlar toplanıp bir araya getirildiğinde, denizler ateşle tutuşturulduğunda’’ (Tekvir Suresi :1,2,3,4,5,6. Ayetler)

İnfitar Suresinde ‘‘Gökyüzü yarıldığında, yıldızlar döküldüğünde, denizler fışkırtıldığında kabirler boşaltıldığında herkes önden neyi gönderdiğini ve neyi geride bıraktığını bilecek. Ey insan! Kerim olan Rabbina karşı seni aldatan nedir? O ki seni yarattı, düzeltti ve dengeli yaptı, dilediği şekilde seni birleştirdi. Hayır! Siz ceza gününü yalanlıyorsunuz, şüphesiz sizin üzerinizde bekçiler vardır. Değerli yazıcı (melekler ) vardır. Yaptıklarınızı bilirler. “İnfitar 82. 1-12. ayetler”

Tekvir süresinde: “Denizler ateşle tutuşturulduğu zaman...” diye buyrulmuştu. Burada ise “ denizler ayrıldığı zaman buyruluyor. Bu iki ayet ile birlikte kıyamet gününde büyük bir zelzelenin dünyayı kapladığını düşünürsek; arz çatladığında arzın altındaki sıcak lav’a su ulaştığı zaman suyu meydana getiren oksijen ve hidrojen gazları ayrılabilir. Oksijenin ateşi körükleyici ve hidrojeninde patlayıcı bir özellik taşıması dolayısı ile, ateş haline dönüşüp zincirleme olarak dünyadaki tüm denizler tutuşabilir. İlk üç ayette kıyametin safhası açıklanırken 4. Ayette 2. Safha açıklanmaktadır. Yani kabirler açılacak ve insanlar diriltileceklerdir.

Kıyamette insanın yaptıkları tek tek ortaya çıkarılacaktır. Bu dünyada iyi yada kötü ne yapmışsa onun karşılığını görecektir. Allah’ın lütuf ve keremiyle vermiş olduğu tüm nimetlere

karşılık insanın ona şükretmesi gerekirdi. Şükür ve itaat etmen gerekirken isyan ediyor ve dünyada ne elde ettin ise onu kendi sadece gayretinin bir sonucu olarak zannediyorsun. Bu Rabbinin öyle bir lütfudur ki dünyada yaptığın kötülüklerden dolayı sana hemen ceza vermemektedir. İnsanların dünya hayatında hiçbir makul sebep yokken dünyaya gelişini düşünmesi gerekir. Rabbimiz öyle buyuruyor ; “ Sizler bu dünyaya kendi kendinize gelmediniz. Sizi anne babanız da yaratmadı. Sizlerin doğabilmesi için birkaç unsurun bir araya gelmesi gerekir. Yaratılışınız da bir rastlantı değildir. Şunu iyi bilmelisiniz ki Allah Rahman ve Kerim olmakla birlikte Cebbar ve Kahhar’dır. O Allah ki zelzele, fırtına, tufan ve sel gönderdiği anda tüm önlemleriniz boşa çıkar ve onların hiçbir etkisi olmaz. Şunu da biliniz ki sizleri yaratan Allah sizlere akılda vermiştir. Dolayısıyla hikmet sahibi Allah’ın sizlere hesap sorması da pek tabidir.

Kendi sosyal hayatımızda kendi kurduğumuz düzenlerde yasalara aykırı davrananların cezai yaptırımlarla engellenmesi gerektiğine bunu tüm insanlığın menfaatine olduğuna inanırken; Allahu Tealanın sizleri hesaba çekeceği konusunda şüpheye düşmeniz için hiçbir makul sebep yoktur. Kendi vicdanınız ile Allah’ın bunca lütfu karşısında isyankarlık, itaatsizlik yapmanız ve buna rağmen hiçbir karşılık ve ceza görmemenizin saçma olduğunu kabul etmelisiniz. Yani bu dünya hayatından sonra bir ceza ve mükafatın olmayacağı şeklindeki zannınız ahmaklıktır. Bu yanlış ve asılsız düşünce sizleri Allah’tan gafil bırakmakta ve onun cezasından korkmadığınız için dünyada ahlaken sorunsuz yaşamanıza neden olmaktadır. Her insanın üzerinde gözetleyiciler vardır. İyi ve kötü ne yaparsanız kaydetmektedirler. Onlardan asla kaçamaz ve gizlenemezsiniz. Allah bu gözlemcilere (kiramen katibin) şerefli yazıcılar demiştir. Bunlar kimseye kin ve nefret duymadan tamamen tarafsız bir şekilde insanların defterlerini tutarlar. Görevlerini ayrım yapmaksızın tam yerine getirip olup bitenleri kaydederler. İnsanlara düşen görev tüm afet, bela ve musübetlerden dersler alarak ahiret hazırlığını iyi yapmaları gerekir.

Depremler, afetler insanlara Allah’ın güç ve tasarrufunu anlatır, haırlatır. Söz konusu afetler bizlere, unutmayınız ki yer ve gök arasındakiler şu gördüğünüz tüm şeyler yok olacaktır. Hazırlıklı olun. Kulluğunuzun gereğini hakkını vererek yapınız, demektedir.

İslam ülkelerinde ve Ülkemizde deprem ve diğer afetlerin meydana gelmesini nasıl anlamalıyız? Aklını gerktiği gibi kullanmayan, Allahın yaratılmş ayetlerini doğru okumayan, dünya ve ahiret saadeti için elçileri aracılığı ile gönderdiği kitabın hükümlerini inandığı halde uygulamayan, fıtrat ayetlerini dikkate alıp tüm insanlığı kalıcı devasa sorunları için çözümler sunamayan malesef büyük bir müslüman grubu gaflet içerisindedir. Mesela; “faiz ile alışveriş Allah ve Resulüne (s.a.v), savaş açmaktır.” hükmünü Allah’ın bildirmiş olmasına rağmen bu ilahi ferman görmemezlikten gelinebilmektedir. Bu nedenle doğrudan dolaylı olarak ekonomik felaketler, emeğin çok ucuza sömürülme düzeni ve sonucunda insan onuruyla bağdaşmayan şartlarda yaşam mücadelesi veren milyonlarca insan hem müslüman ülkelerde hem de tüm dünyada bir utanç vesikası olarak bulunmaktadır. Ayrıca diğer haram ve helal noktalarında da Müslümanlar gevşek davranıyorlar. İşte bu ve benzerleri nedenler ile Müslümanlar birtakım afetlerle uyarılıyor Allah’ın emirlerine uygun tarzda yaşamaları isteniyor

olabilir. Ve afetler karşısında sabrederek hatalarını görüp hatalarından ders çıkararak Allah’tan af dilemeleri isteniyor olabilir.

Felaketle karşı karşıya kalan müslümanların sabır etmeleri isteniyor. Kuranı kerimde Allahu Teala şöyle buyuruyor; “And olsun biz sizi bir parça korku, açlık, bir parça mallardan canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz, sabır gösterenleri müjdele. Onlara bir musübet isabet etiğinde derler ki “ Biz Allah’a ait kullarız ve şüphesiz ona döneceğiz.” ( bakara 155-156 . ayet )”. Bu afetler karşısında isyan etmeden hatalarını ve yaptığı yanlışkları görerek Allahtan af dilemelerini rabbimiz bekliyor. Felaketin dışında kalanlar da ev ve yurtlarından mahrum kalmış yaralanmış aç ve sefil olan mü-min kardeşlerine yardımda bulunmaları bekleniyor. Allah_u Teala mü-minleri göreve çağırıyor. “iyilik etmek kötülükten sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah işlemekte zulümde hatti aşmada yardımlaşmayın. Allah’tan sakının Allah’ın cezası şiddetlidir.” buyuruluyor (Maide suresi 2).

Bu arada ayrıca felaketi yaşayanlar kadar felaketin dışında kalan Müslümanlar da deneniyor. Peygamberimiz (s.a.v) “mü’minler birbirine karşı sevgi ve muhabbette bir vucut gibidir. Vucudun bir yeri rahatsız olursa bütün vucüt rahatsız olur. Oranın tedavisi ile meşgul olurlar. Müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşar.” buyurur. Yine sevgili peygamberimiz (s.a.v) “kim bir müslümanın sıkıntısını giderip onu sevindirirse Allah-u Teala kıyamette en sıkıntılı anda onu sıkıntılarından kurtarır” buyuruyor

Netice olarak deprem ve felaketler tüm insanlık için bir uyarı ve ikazdır. Sadece bilime inanan, aklına güvenenler için daha akıllıca tedbirler almak, bilimsel gerçekler neyi zorunlu kılyorsa onu eksiksiz ve hatasız yapmak dünyamızı daha güvenli daha sağlıklı herkesin aynı şartlarda onurlu, sağlıklı yaşayabilmelerini sağlamak olmalıdır. Biz müminlere ya da inandığını iddia eden, yalnız Allaha güvenip dayanılması gerektiğini söyleyenlere Allahın verdiği akıl ve imkanları doğru kullanıp, tüm tedbirleri mükemmel şekilde almak, Allaha karşı kulluk vazifesini yaparken (kurandaki tüm emir ve yasaklara uyma) dünyanın geçici olduğunu, ahiretin ise kalıcı olduğunu, dünyadaki nimetlerin geçici, ahiretteki nimetlerin ise sınırsız ve daha güzel olduğunu aklından hiç çıkarmadan yaşaması gerektiğini bilmelidir. Yani kendi elleriyle ne yaptıysa onun karşılığını ödül veya ceza olarak göreceğini unutmamalıdır. Allahın her an yaratma halinde olduğunu ve bizi gördüğünü, başı boş bırakmayacağını asla aklından çıkarmamalıdır. Gerçek güven ve teslimiyet ancak bu inançla gerçekleşecektir.

Rabbimiz bize dünyada da iyilik ver,ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azbından koru. Rabbimiz bizi takatimizi zorlayacak şeylerle imtihan etme. Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et. Çünkü sen bizim mevlamızsın.(Amin)

08.02.2020
Ali Kerrar ULU

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı