ŞU NAPOLYON
Napolyon Bonapart, İtalya harplerinden önce henüz tanınmış bir general değildi. Fransa’da kendisine önem verilmediğini görünce, Türk ordusunu düzene sokmak için İstanbul’a gitmeye karar verir ve bu iş için “Selamet-i Umumiye Komitesi”ne bir de dilekçe gönderir.
12.02.2020 12.45
1 yorum
1.871 okunma
ŞU NAPOLYON
İsmail Aydın

                Napolyon Bonapart, İtalya harplerinden önce henüz tanınmış bir general değildi. Fransa’da kendisine önem verilmediğini görünce, Türk ordusunu düzene sokmak için İstanbul’a gitmeye karar verir ve bu iş için “Selamet-i Umumiye Komitesi”ne bir de dilekçe gönderir.

                Napolyon Bonapart dilekçesinde, "Rusya İmparatoriçesinin Rusya-Avusturya dostluk bağlarını kuvvetlendirdiği bir dönemde, Türkiye’nin askerlik bakımından hatırı sayılır bir hale gelmesi gerektiğini, bu devletin kahraman fakat harp sanatının prensiplerinden anlamayan kuvvetleri bulunduğunu belirtir ve bu alanda Fransa’nın yapacağı yardımın Fransa’nın lehine olacağını ileri sürer". (Karal, a.g. e. Cilt V, Sayfa 25-26)

                Napolyon, dilekçesine İstanbul’dan cevap beklerken, günün birinde İtalya ordusu başkumandanlığına atanır. Avusturya orduları üzerine bir seri zafer kazanır. Artık şöhretli bir askerdir. Bunun üzerine Türkiye hakkındaki düşünceleri, öncekinin tamamen aksine olarak değişir. Napolyon’a göre, Osmanlı İmparatorluğu yıkılmak üzeredir, Türkiye’yi savunmak beyhudedir, Fransa’nın Mısır’a niçin yerleşmesi gerektiği yakında anlaşılacaktır.

                Fransa’nın Mısır’a yerleşmesi düşüncesi yeni değildi.  Bakınız, o tarihlerde bir filozof nelerle meşguldü?

                Almanlarla Fransızlar rakip iki millet olarak sürekli birbirleriyle mücadele halindedir. Alman filozofu Leibniz, XIV. üncü Lui’ye sunduğu bir planda, bu rekabetin doğurduğu mücadeleyi önlemek için; "Almanya ile Fransa arasında süregelen anlaşmazlıkların ortadan kaldırılması için, Almanlarla Fransızların Türklere karşı yapacakları birlik harbinin karşılığı olarak,  Fransa’nın Mısır’a yerleşmesini teklif" eder. (Karal, a.g.e. Cilt V, Sayfa 26)

                               MISIR STRATEJİK HEDEF

                Napolyon Bonapart, az önce andığımız Campo Formiyo anlaşması ile İtalya harplerine son verdikten sonra, kendisi gibi Fransa’nın Mısır’a yerleşmesini isteyen Dışişleri Bakanı Talleyran ile anlaşır. Adasında bir şey yapamadıkları İngiltere’yi sömürgelerinde yenmek için birlikte Mısır seferini hazırlamağa koyulurlar.

                Napolyon Bonapart, 280 parçadan kurulan bir donanma ve 38.000 kişilik bir ordu ile 19 Mayıs 1798’de Fransa’dan Doğu Akdeniz istikametinde hareket eder. Yolu üzerindeki Malta’yı St. Jean şövalyelerinden alır ve 2 Temmuzda İskenderiye’ye varır.

                Elinde Fransızcaya çevrilmiş bir de Kur’ân vardır. Halka beyanname yayınlar. Güya Mısır’a geliş sebebini açıklar:  Padişahın dostu olduğunu, İslâmlığı beğendiğini, Fransa’nın Mısır’daki ticaretine zarar veren ve halka zalimlik eden Kölemenleri cezalandırmaktan başka niyeti olmadığını ilan eder. Hattâ, savaşlardaki üstünlüğüne güvenerek ve bunları bir mucize zannederek: “Ben Muhammed’i severim, o da benim gibi büyük bir kumandan idi, fakat ben daha büyüğüm” gibi ileri geri laflar etmekten de geri durmaz. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’ân Dili, Cilt I, Sayfa 235)

                 Adamın ettiği lâfa bakınız. Bonapart bu haliyle,  ilâhlık iddiasında bulunarak Hz. Musa (a.s) ile mücadeleye girişen Firavun’u andırmaktadır.

                Mısır, Yavuz Sultan Selim devrinden beri hiçbir istilâ görmemişti. Herhangi bir saldırışa uğraması ihtimali de görünmediği için Osmanlı Devletince savunma tertipleri alınmamıştı. Bu durum Napolyon’un işini kolaylaştırıyordu.

                                               OSMANLI DEVLETİ’NE İHANET

                Kölemenler, halktan kendilerine katılan kuvvetlerle Napolyon Bonapart’a karşı koymağa çalışırlar ancak Fransızlara karşı fazla direnemezler. Fransızlar, Piramitler muharebesini kazanarak Kahire’ye girerler. Kölemenlerin bu muharebeden kurtulan kuvvetlerini Salâhiye’de ezerek Mısır’a hâkim olurlar. Bu suretle Fransa, Kanuni devrinden beri kendisine yüzyıllarca her türlü yardımlarda bulunmuş olan dost bir devlete yani Osmanlı devletine karşı ihanette bulunmuştur. (Karal, a.g.e. Cilt V, Sayfa 27)

                               İNGİLİZ VE RUS EMELLERİ TEHLİKEDE

                Fransa’nın Mısır’a yerleşmesi, İngiltere için “Hindistan yolunun” tehlikeye girmesi, Rusya için de,  Çar Petro I. tarafından temelleri atılan “sıcak denizlere inme” hayalinin suya düşmesi demekti. Kısaca, Napolyon’un Mısır’ı işgali, İngiltere ve Rusya’nın işine gelmemektedir. İngiltere hareketsiz kalırsa, Hindistan’daki menfaatlerini tehlikeye atmış olacaktır.

                Haksız işgale karşı Osmanlı devleti çeşitli tedbirler alırken, "Amiral Nelson komutasındaki bir İngiliz donanması Fransızları aramaktadır. Nelson, 1 Ağustos 1798’de, Fransız donanmasını Ebuhır limanında saldırıya elverişli bir durumda yakalar ve üzerine derhal atılır. 17 Fransız gemisinden 13’ü batırılmış veya esir alınmıştır. Artık Napolyon’un donanması yok demekti. Fransız ordusunun Fransa ile bağlantısı kesilmiş, Mısır’da hapsedilmişti." (Karal, a.g.e. Cilt V, Sayfa 30)

                Bu suretle Akdeniz, Fransız hâkimiyetine gireceği bir anda İngiliz hâkimiyetine geçmiştir. Fransızlar, Atlas denizinden sonra, Akdeniz’i de sırf dostluğa hainlik ve yanlış hesap yüzünden İngilizlere kaptırmış oldular.

(Gelecek hafta, Napolyon’un Suriye Seferi)

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Şu napolyon
Muhterem ismail ağabey Yazı muhteşem madem tarihteyiz Birazda şu maronileri genişletmek Merak ediyorum saygılar
Yorum Ekleyen: Recai Özsoy     15.2.2020 17:08:29
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı