FRANSIZ NANKÖRLÜĞÜNÜ İTİRAF
Kanuni zamanında Fransa’ya tanınan imtiyaz ve haklara rağmen bu devlet, fırsat buldukça Türkiye’nin düşmanlarına yardım etmekten geri kalmıyordu. Ama gene de Fransız devlet adamları “dostluk” sözünü dillerinden düşürmüyorlardı. Buna dair Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın Sadrazamlığı (1661-1676) zamanında yaşanmış iki örneği Hammer’den naklen aşağıya alıyorum:
28.02.2020 12.28
1.253 okunma
FRANSIZ NANKÖRLÜĞÜNÜ İTİRAF
İsmail Aydın

                 Kanuni zamanında Fransa’ya tanınan imtiyaz ve haklara rağmen bu devlet, fırsat buldukça Türkiye’nin düşmanlarına yardım etmekten geri kalmıyordu. Ama gene de Fransız devlet adamları “dostluk” sözünü dillerinden düşürmüyorlardı. Buna dair Köprülüzâde Fâzıl Ahmed Paşa’nın Sadrazamlığı (1661-1676) zamanında yaşanmış iki örneği Hammer’den naklen aşağıya alıyorum:

                “Fâzıl Ahmed Paşa, Fransa kralının, Girit’te Venediklilere ve daha sonra Sengotar da (1664’te Habsburg) imparatora askerle yardımı, Çicel’in Fransızlar tarafından işgalini bir türlü hazmedemiyerek Fransız elçisini ayakta olduğu halde kabul etmeyüp teşrifat kaidesi hilâfına oturduğu yerde kabul etti ve bundan dolayı da Denis Dö Lahey şikâyette bulundu…”.(Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, Türk Tarih Kurumu yayını, Cilt III, 2. Kısım, Sayfa 210)

                Adı geçen kişi 1670 tarihine kadar İstanbul’da elçilik yapar. Kendisine yüz verilmez, elçiliği sönük geçer ve Fransa’ya geri çağrılır. Yerine hâkimlikten yetişmiş Marki Dö Novantel elçi tayin edilir.

                “Novantel, geldikten sonra ahidnâmenin yenilenmesini istedi, fakat Vezir-Âzam Fazıl Ahmed Paşa 1664 senesinde Fransa’nın Avusturya’ya yaptığı yardımı ve Kandiye muhasarasında Venediklilere hem asker ve hem para cihetiyle olan muavenetlerini unutamadığından ahidnâmesini yenilemesine yanaşmamıştı; hattâ bir mülâkat esnasında Kont Novantel, Fransızların Türklere karşı dostluğunda ısrar etmesi üzerine Köprülüzâde ona:

                - “Siz bana mütemadiyen Fransa’nın dostluğundan bahseylemektesiniz; bununla beraber ben harp ettiğim yerde kralınızın askeriyle karşılaştım” sözleriyle Fransız elçisini ilzam etmişti”.(Uzunçarşılı, a.g.e. Cilt III Sayfa 211)

                               FRANSA’DAN İYİLİĞE KARŞI KÖTÜLÜK   

                Son dönemlerde Osmanlı Devleti varlığını, Rusya, İngiltere, Fransa, Avusturya arasında denge politikasıyla devam ettiriyordu. Daha çok da Fransa tarafını tutuyordu. Selim III., Rusya ve Avusturya cihetinden endişe ettiğinden, onlara karşı korunmak için bazı Avrupa devletleriyle bir andlaşma yapmağa taraftardı. Fransa, çoktan beri Osmanlı Devleti ile andlaşmayı arzu ediyordu.

                Fransız elçisi Verninac’ın bu husustaki teklifleri incelenerek Fransa’nın, Osmanlı devletine bir saldırı anında 30.000 kişilik bir kuvvet veya bunun karşılığı olan 12 büyük harp gemisi ile yardım etmesini öngören bir proje hazırlandı. Projenin tam iki devlet tarafından onanacağı sıralarda Verninac geri çağrılarak yerine Aubert de Bayet adında bir general elçi olarak gönderildi. Bu elçiye, klâsik Fransız-Osmanlı dostluğunu tekrar kurmak için açık önerge verilmişti. Bu önergede, Fransa’nın Osmanlılardan gördüğü iyiliklere karşılık, gösterdiği anlayışsızlık belirtilmiş ve yeni Fransa hükümetinin Osmanlı dostluğunun önemini kavradığı gösterilmişti. Önergenin en çok dikkati çeken satırları şunlardır:

                “Türkler bizim en tabii, en eski, en bağlı ve en gerekli dostlarımızdır. Onlardan ancak dürüstlük ve yakınlık gördüğümüz halde ilgisizlik ve nankörlükle karşılık göstermekten başka bir şey yapmadık. Onların ve bizim bulunduğumuz durumlar ölçülü ve açık bir dostluğu gerektiriyordu. Türkler bizimle anlaşmak için önayak oldukları halde aldırmadık. Bizim ticaretimiz için önemli imtiyazlar, elverişli kapitülasyonlar verdiler. Bütün bunları Avusturya’nın çıkarına imzaladığımız 1756 andlaşmasında tanıdık. Alçakçasına bırakılan Türkler, bize aldırış etmez oldular. Bununla beraber bizi seviyorlardı. Bugün de seviyorlar.

                “Düşmanları tarafından çevrilen Türkler, yavaş yavaş kuvvet ve önemlerinden kaybettiler. Rusya onları Avrupa’dan çıkarmayı kararlaştırmıştı. Bu yolda birçok harpler yaptı ve kendisine İstanbul’u kapayan engellerden önemli bir kısmını ele geçirdi.” (Karal, a.g.e.  Cilt V, Sayfa 25)

                Aubert de Bayet, kendisine verilen önergeye uygun olarak Osmanlılarla Fransa arasında bir anlaşma sağlamaya çalıştı ise de, İstanbul’a gelmesinden biraz sonra öldü. Bu sırada sahneye Napolyon Bonapart çıkmış ve bir kısmını yukarıda verdiğimiz şekilde Fransa’nın Bâbâli’ye karşı politikasında değişiklikler olmuştur. (Gelecek hafta, Napolyon’un Doymak Bilmiyen Hırsı)

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Ahmet Revanlı