Cumhuriyet tarihinde yaşadığımız darbelerden birinin yıldönümünü idrak ediyoruz. 28 Şubat 1997 muhtırası verileli 23 sene oldu. 28 Haziran 1996’da Refahyol hükümeti kuruldu. Erbakanın başbakan olması ,kurulan hükümette Refah Partisinin etkili olmasından rahatsızlık duyan batı yanlısı, milli ve dini değerleri hor gören çevreleri harekete geçirdi.
28.02.2020 16.20
1 yorum
4.885 okunma
DARBE VE MUHTIRALARIN ACILARI
Ali Kerrar Ulu

      Cumhuriyet tarihinde yaşadığımız darbelerden birinin yıldönümünü idrak ediyoruz. 28 Şubat 1997 muhtırası verileli 23 sene oldu. 28 Haziran 1996’da Refahyol hükümeti kuruldu. Erbakanın başbakan olması ,kurulan hükümette Refah Partisinin etkili olmasından rahatsızlık duyan batı yanlısı, milli ve dini değerleri hor gören çevreleri harekete geçirdi.

       28 Şubat 1997’de Milli Güvenlik Kurulu olağanüstü toplandı. İrticaya karşı ordu ve bürokrasi merkezli süreci başlattı. Adını da  <<Demokrasiye balans ayarı>>  koydular.

       Muhtıranın yansımalarını anlatmak gerekirse bazı kararlar alındı bazıları da hayata geçirilmek üzere  fırsat kollandı:

     -Başörtüsü yasağı getirildi. Okullarda,kamu alanlarında  başörtü yasağı yaygın bir şekilde uygulanmaya başlandı.Hatta bunlardan cesaret alan bazı hastane yöneticileri “Hastane kamu alanıdır” diyerek başörtülü hastaları bile muayene etmediler.  “ Sokaklarda kamu alanıdır başörtülü gezilmez” diyenler çoğalmaya b aşladı.

 1997’de Sivas Cumhuriyet Üniversitesi hemşirelik bölümünü  birincilikle bitiren başörtülü kız öğrenci salona alınmadı,ödülü de verilmedi.

     -İmam-Hatip okullarının öğrenci sayısı camilerdeki imam ihtiyacına göre ayarlanmalıdır denildi.

     -Yaz kur’an kurslarına ilkoukulu bitirmeyenler gidemez hükmü koyuklarımız kurslara gidemediler.

     -Çevik Bir 29 Nisan 1997’de bütün askeri birimlere genelge gönderdi. Genelgede şunlar yer alıyordu:

Tüm öğrenci yurtları, özel okullar, dernekler, vakıflar,kur’an kursları,imam-hatip okulları denetlenecektir. İsim ve sayıları kaydedilecektir. Bu çalışmalar sonunda Batı Çalışma Grubu 6 milyon insanı irticacı olarak kaydetti.

    Bu kararlar ve uygulamalar geçmişimizin acı hatıralarına eklenmiş oldu. Milletimiz bu acı, unutulmaz uygulama ve kararları daha öncede yaşamıştı.

Hatırlarsanız;

      - 27 Mayıs 1960 ihtilali ile milletin seçtiklerine durun denildi. Ezanı Arapçaya çeviren, imam-hatip okullarını açan ve kur’an kurslarını serbest hale getiren Başbakan Menderes ve iki arkadaşı idam edilerek millete gözdağı verildi.

       -12 Mart 1971’de yeni bir muhtıra verildi ve yöneticiler tehdit edildi.

       -12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu.

       -27 Nisan 2007’de  laiklik ve temel değerlerin aşındırıldığı iddiasıyla e-muhtıra verildi.

Ve en son yaşadığımız;

       -15 Temmuz 2016’da darbe yapmaya kalkışıldı. 252 insanımızı şehit, 2 bin 194 kişi de yaralayıp  gazi ettiler.

       Cumhuriyet tarihinde bu darbeler neden ve kime karşı yapıldı ? Bu darbe ve muhtıralarla; “ Türk Milleti’ne milli ve manevi değerlerde ileri gitme, batının koyduğu kanun ve kurallara uygun yaşa” deniyordu. Sözde batılı müttefiklerimiz ve onların içimizdeki köleleri Türk Milleti’nin kendi inancı ve kültürel değerleriyle yaşamasına izin vermiyordu. Lozan Anlaşması gereği kuran ve sünnetten uzak yaşayacaksınız diyorlardı.

      Onların bu tavırları kendi açılarından doğrudur. Çünkü Allah-ü Teala << Sen onların yoluna uymadıkça ne Yahudiler ,  ne de hristiyanlar asla senden hoşnut olmazlar. (bakara-120)>> buyurdu.

Lord Curzon da şöyle der: << Türkler islamla ve islamı temsil rollerini kendi elleriyle çözer ve atarlarsa bizimle birlikte olmuş olurlar.Bizde kendilerine dilediklerini veririz. Lozan ‘ı  da  imzalarız>>ve 1923’te  imzalandı.  Ayrıca Lord Curzon’un lordlar kamarasındaki muhalifleri  Lord Curzon'a diyor ki ‘Neden Türklere İstiklal'ini tanıdın?' Kendisi çok enteresan bir cevap veriyor. Diyor ki ‘Siz yanılıyorsunuz asıl bundan sonra Türkler bitti. Bir daha eski günlerine kesinlikle kavuşamayacaklar. Biz Lozan anlaşmasıyla ruhen imanen öldürdük. Türkler İslam'dan uzaklaştırılacaklar. Bunun için İsmet İnönü bize söz verdi.'

Cumhuriyetin ilk yıllarında verilmiş bir sözün günümüzde de devam etmesini isteyenler vardır ve olacaktır da. Fakat müslüman müslümanlığının  bilincinde olmalıdır. İsteyen,  herşeyi yoktan var eden ,her şeye hükmeden Allah’ın gönderdiği Kur’an-ı Kerim’e uygun yaşamalıdır. Dinde zorlama yoktur. Kur’an ve sünnet rehberliğinde yaşamak isteyenlere kimse engel olmamalıdır.

<<Hepiniz Allah’ın ipine(kur’an’a ) sımsıkı sarılınız ayrılıp, parçalanmayınız…(al-i İmran 103)>> hükmüne uygun yaşamak her müslümanın hakkı ve görevidir. Allah milletimize yaşadığımız acıları tekrar yaşatmasın . Yanlış yolda ve yerde olanlara da hidayet versin . Üç aylarınız ve regaib kandiliniz mübarek olsun.

ALİ KERRAR ULU
28/02/2020

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Âlâ
Kaleminize kuvvet.Milletin derdiyle dertlenmeyenler ancak ecnebi hayranlarıdır. Yazınız pek âlâ .Beğeniyle okudum. Müteşekkirim.
Yorum Ekleyen: Şakir Albayrak     5.03.2020 23:31:28
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya