Yolların ayrıldığı haftada “AF AND ve ATATÜRK” konusu LİDERLERİN karşılıklı restleşmesi ile mahalli seçimlerde İTTİFAK zeminini şimdilik ortadan kaldırmış gibi gözüküyor. Evli evine köylü köyüne herkes kendi YOLUNA denilmektedir.
20.11.2018 14.08
130 okunma
Altın Tepside Sunulan Gol
Şazeli Çügen

                Yolların ayrıldığı haftada “AF AND ve ATATÜRK” konusu LİDERLERİN karşılıklı restleşmesi ile mahalli seçimlerde İTTİFAK zeminini şimdilik ortadan kaldırmış gibi gözüküyor. Evli evine köylü köyüne herkes kendi YOLUNA denilmektedir.

                Milliyetçi Hareket Partisi nin 24 Haziran genel seçim vaatleri arasında “kader mahkumları!” olarak ilan ettiği konuyu AF kapsamına alarak seçim sonu TBMM açılır açılmaz “istisnalı ve şartlı 5 yıl CEZA indirimi” şeklinde restore edip yasa teklifi olarak GENEL kurul adalet komisyonuna sunmuş ve kumu oyu ile paylaşarak surda bir GEDİK açmış bulunmaktadır.

                Biz bu yazımızda

MHP nin sunduğu teklifin teknik ve HUKUKİ boyutlarının detaylarını burada tartışacak değiliz. Sadece AF teklifinin GEREKÇELERİNİ ortaya koyarak konunun KÜNHÜ olan ve zeminini teşkil eden siyasal iktisadi sosyolojik politik ve de ontolojik boyutlarına dikkat çekmek istiyoruz.

                MHP nin gerekçeleri “ÖZGÜRLÜK bir insan hakkıdır” temel tezi ile

1.       Hapishanelerin sayısal olarak FİZİKİ kapasitelerinin çok dolu olduğundan hem yetersiz gelmekte bu olumsuz şartlar hem de terör ve suç örgütleri açısından bulunmaz bir örgütlenme ve eğitim imkanı sağlamaktadır.

2.       Yeni YÖNETİM sistemine geçişin getirdiği SULH ortamının sağlanması ve iç BARIŞ açısından da bir fırsat teşkil edecek olması.

3.       Kader mahkumları! olarak ifade edilen bu yükümlülerin ÜLKEMİZİN geçirdiği anormal siyasal ekonomik ve sosyal çalkantılarının zorlayıcı şartlarından ortaya çıkan SUÇLAR olduğu gerekçeleri ile SOSYAL bir barışın icap ettiği ileri sürülmektedir.

Bu üç gerekçe açısından bakıldığında AF konusuna parçacı değil bütüncü bir hukuk mantığı ile bakmak çok daha yerinde olacaktır diye düşünmekteyiz.

Evvele yeryüzünün tüm mahpushaneleri gerekli restorasyon ve rehabilitasyon yöntemleri uygulanmadığı süreçlerde kesinlikle TERÖR ve SUÇ üreten “kuluçka makinaları” gibi çalıştığı tüm istatistikilerde ortaya konulmuş acı gerçeklerdir. Maalesef 12 Eylül itibariyle ülkemizdeki uygulamalar da göstermiştir ki hapishanelerimiz SUÇ örgütlerinin teşkilatlanma ve propagandaları için bulunmaz bir zaman mekan ve imkan fırsatı teşkil etmiştir.

Üstüne üstlük HUKUK düzeninin anayasal temel metinlerindeki CEZA mantığına baktığımızda

Ceza sistematiği nin esas amacı

a.       Cezaların ADİL olması

b.       Caydırıcı olması

c.       Islah yöntemleri ve rehabilitasyon uygulamaları ile suçlu nun tekraren toplumu kazandırılması dır.

CEZA sistematiği açısından yükümlülerin ahvaline baktığımızda hiç te amacına ulaşmayan bir tutukluluk dönemi yaşanmaktadır.

Siyasal sosyal ve iktisadi yönden yükümlülerin durumuna baktığımızda MHP nin gerekçe olarak ortaya koyduğu son iki madde üzerinde de durulması elzemdir.

Her şeyden evvel TÜRKİYE yeni bir YÖNETİM sistemine geçmiş ve ilk uygulamalarını da PARLAMENTONUN açılması ile fiilen ve hukuken başlatmış bulunmaktadır.

 DEVLETİN tüm kurumlarının ÜLKENİN tüm kesimlerinin ve de ÖZEL sektörün YENİ YÖNETİM sistemine adaptasyonunun benim tabirim ile yumuşak geçişinin sağlanması gerekmektedir.

Çünkü DOĞU Avrupa ülkelerinin SİSTEM değişimlerinde ne denli iktidar savaşlarına ve halkların direnişine sahne olduğu hatırlanırsa aynı kötü tecrübelerin yaşanmaması ülkemiz için de hayırhah bir tercih olarak yeni sistemin rayına oturtulmuş olması en büyük bir başarı olacaktır diye düşünmekteyiz.

İşte bu nedenledir ki

Yeni sistemin halkın tüm kesimleri ile bir İÇ barış sağlayarak diyaloğu yakalaması açısından çok önemli bir fırsat edecektir.

Bu “sosyal BARIŞ fırsatını” MHP altın top olarak İKTİDARIN ayağına getirip penaltı noktasına dikmiş durumda iken şimdi bu altın TOPU iktidar kendi ayağının altında bir BOMBA olarak patlatmıştır. Patlatılan bu bomba ile YEREL seçimlerde özellikle de büyükşehirlerin yönetimi köklü olarak el değiştireceğe benzemektedir.

Dememiz odur ki

Yukarıda ifade etmeye çalıştığımız tanımlama ile TBMM eğer “CEZA indirimli ve şartlı yasayı” çıkarttığında

Sosyal BARIŞA parçacı bir HUKUK mantığı ile değil bütüncü bir hukuk mantığı ile bakıldığında tüm YÜKÜMLÜLER için ve özellikle de “DEVLETE karşı işlenen SİYASAL ve düşünce suçluları” için genel bir AF yasasının TBMM de 5/3 nitelikli çoğunluk sağlanarak yasa çıkartılması ile TÜRKİYE yep yeni bir kalkınma ve büyüme sürecine çok daha rahat bir ortamda girecektir kanaatini taşımaktayız.

Tabiatı ile eğer parçacı bir mantıkla af getirilir ya da ceza indirimi yasası meclisten geçerse bu sefer de ANAYASA mahkemesi eşitlik ilkesi gereğince ya yasayı iptal edecek ya da mevcut yasayı genelleştirerek “Rahşan affı” gibi bir af söz konusu olabilecektir.

Böylesine çetrefilli bir yol izlenmeden parlamentoda bir konsensüs sağlanarak bütüncü bir hukuk mantığı ile davranarak genel bir AF yasasının çıkartılması ülke hayrına olabilir diye düşünmekteyiz.

Son olarak konunun ONTOLOJİK ve TEOLOJİK boyutuna da dikkat çekmek istiyoruz.

Her şeyi YARATIP düzene koyup İLKELERİNİ vazeden yüce RABBİMİZ

a.       Canlı ve cansız tüm VARLIK alemi olan EVREN için MİZAN ve DENGE kavramları ile nasıl bir kozmik düzen ve ahenk ortaya koymuş ise

b.       Akıllı ve iradeli varlıklar olan İNSAN ve TOPLUM un barış huzur ve refahı için de ADELET ve GIST diye ifade edilen İLKELER vazetmiş bulunmaktadır.

Elbette ki biz burada “ADALET ve GIST” kavramları ile konuya açıklık getirmiş olacağız.

Hepimizin bildiği gibi hz. Ömer ve hz. Ali ne güzel ifade etmişler

ADALET “mülkün temelidir – el adlü esasül mülk” ve HUKUK ise “devletin itikadıdır” diyerek.

Adalet kelimenin kök manası olarak “hakkı teslim etmek bir şeyi yerli yerine koymak ve layığını vermek” kısaca “her varlığa HAKKINI vermek” olarak özetle kök manası ifade edilebilir.

GIST kavramı ise insan ve toplum için “Dos doğru bir YOLU üzere –sıratı müstakim üzere- istikametli olmak” anlamına gelmektedir.

Burada altı çizilmesi gerekli olan önemli MANA hem YOLUN hem İSTİKAMETİN ve hem de düşünce ve hareketin METODUNUN dosdoğru ve sağlıklı olmasını zorunlu kılmaktadır.

Kısaca mümin kişi ve topluluklar olarak hiçbir “canlı cansız eşya ve insanı KUTSAMADAN” yarı ilah ve RAB edinmeden kendi hür iradesi ile dosdoğru yol üzere hak ediş yasasına tabi olmak demektir istikamet.  

Biz bütün bu açılımlar ile ne demek istiyoruz

ADALET konusunun popülist yaklaşımlarla bir SEÇİM malzemesi yapılarak iktidar OYUNUNA kurban yapılmamasını istiyoruz.

BİZ burada

 Devletin HUKUK devleti olmasını isteyerek insan ve toplumun İSTİKAMETİ ile SİYASİLERİN adalet ve emanet SORUMLULUKLARINI hatırlatarak bir analiz yapmış olduk.

MHP nin gerekçeleri açısından baktığımızda ise

Bir SİSTEM değişikliği oluyor ve bu sistem değişikliğine direnenler oluyor neticede tıpkı “Mekke’nin fethinde Hz. Resülullahın yaptığını gibi genel EMAN veriliyor”.

Ayrıca ve çok önemli gördüğümüz içinde yaşadığımız fizik ve sosyolojik şartların insanların birçoğunu SUÇA teşvik ediyor olması ise pozitif hukuk gerekçeleri ile geçerli bir ceza İNDİRİMİNİ DE “hak ediş” yasası gereğince uygulamalarda karşılığını bulması gerekir diye bizler de düşünmekteyiz.

Sonuç olarak MHP nin teklifi bir “AF değil bir CEZA indirimidir”.

 MHP bu teklifi ile surdan bir delik açmış ve restorasyonunu ise iktidara bırakmış gözükmektedir. Ceza indirimi olsa da olmasa da af yasası meclisten çıksa da çıkmasa da MHP gölünü atmış ve iktidara da altın tepsi içinde topu penaltı noktasına dikmiş iken İKTİDAR bu topu kendi ellerinde patlatmış bulunmaktadır.

                2019 mart mahalli seçimleri yaklaşırken ATATÜRK üzerinden ÜLKEMİZ derin bir kamplaşmaya kutuplaşmaya cepheleşmeye tekrar sürüklenmek istenmekte iken siyasilerin eylem ve söylemlerine daha bir hassasiyet göstermeleri daha bir itidal üzere davranmaları gerekmektedir.

                Dileriz patlatılan bu bomba ve bozulan İTTİFAK zemini ile “mahalli seçimlerinde alınan neticelerin” “yeni yönetim sistemini” tartışılır hale getirerek ÜLKEMİZİ siyasi istikrarsızlık ve de ekonomik kaos içine sokmamış olsun.

Vesselam

Şazeli Çügen 

 

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya