5 ay kadar önce yayınlanmış son kitabım olan “KAPİTALİST EGONOMİ ve İNSAN MEDENİYETİ” isimli eserin ekonomi bölümünde, kapitalizme karşı alternatif olarak “SOSYAL DEVLET-DEVLET BABA” tezimizi anlatmıştık.
11.11.2018 14.27
2.420 okunma
Kapitalizme Karşı Sosyal Devlet
İlhan Akkurt

5 ay kadar önce yayınlanmış son kitabım olan “KAPİTALİST EGONOMİ ve İNSAN MEDENİYETİ” isimli eserin ekonomi bölümünde, kapitalizme karşı alternatif olarak “SOSYAL DEVLET-DEVLET BABA” tezimizi anlatmıştık. Ancak işin başı “ÖZGÜR PARA” demiştik. Kapitalizmin beyni olan oligarklar, her ne kadar devletlerin milli paraları olsa da, devletlerin bir çoğunun merkez bankalarını ele geçirerek, doları bunların üstünde uluslararası asıl para konumuna getirmişlerdir. Uluslar arası ticarette kendi paranız geçmeyince, ekonominin gerçek göstergesi dolar olmuştur. Devletlerarası her türlü borçlanma ve alış veriş dolar ile yapılmaktadır. Ardından bir de kurdukları kredi değerlendirme kuruluşlarının ekonominize verdiği puan ile doların karşısında milli paranızın kıymetinin ne olacağını yine bunlar karar vermektedirler. Kendi paranızın değerini bile kapitalist oligarklar belirlerse ne kadar özgür ve bağımsız olacağınıza siz karar verin. Bunların baş aktörü olan  Mayer Amschel Rothschild “Bir ulusun parasını ben basayım ve kontrol edeyim, yasalarını kimin yazdığına aldırmam” sözü bu konuda çok şey anlatmaktadır. Bu gün ABD bile bu oligarkların jandarması-tetikçisi olarak kullanılmaktadır. Zaten en fazla borçlandırıp kendilerine bağladıkları ülke ABD’dir.

Hal böyle olunca bunlara borç için el açan veya kafa tutan bir ülke bunlara muhalif bir politika üretse, başına ne işler açabilirler bir düşünün. Bu KÜRESEL DEREBEYLERİ (son kitabımda bunlara verdiğim yeni isim) kendilerine kafa tutan Rusya, Çin, İran, Venezüella ve Türkiye’ye karşı ekonomik yaptırımlara baş vurduklarını görmekteyiz. Özellikle bu devletlerde, kendilerine karşı olan politikacılara karşı operasyon içindedirler. Rus  lider Putin’e seçim önce yapılan dolar operasyonu ters teperek %74 ile tekrar seçilmişti. Ayni şey 24 Haziran’da seçim öncesi Erdoğan’ada yapılmaya çalışıldı ama yine tutmadı. Doların değerini normal şartlarda ekonominin gidişi belirler. Ancak Türk ekonomisi %7.4 büyüme ile Çin’i bile sollamıştı ama TL bunun aksine değer kaybetti. Tabi işi tetikleyen kendi kredi değerlendirme kuruluşlarının Türk ekonomisine verdiği düşük notlar oldu. İngiliz Bloomberg televizyon kanalı “Doların yükselişindeki temel faktör Türkiye ekonomisinin kötü olması değil. Yabancı yatırımcıların Türkiye siyasetinde Erdoğan’ı istememesi” diyerek gerçeği dile getirmişti. 2018 Haziran’ında seçim öncesi başlayan operasyona 15 Temmuz gecesi hız verildi ve dolar 7.2 TL’yi gördü. Türkiye'ye karşı yapılan dolar operasyonu, "Asya piyasaları açıldı, dolar fırladı" şeklinde yalan haberler servis edilerek gerçekleşti. ABD merkezli Morgan Stanley kapalı olan Londra borsasını kullanarak operasyon yaptı. Dolar kurunun artışı Asya merkez olarak gösterilmeye çalışıldı.

Neyse konumuza dönelim. Bu küresel derebeylerinin en önemli geçim kaynağı terlemeden paradan para kazanmak yani faizdir. Zaten S-400 füzesi, Suriye politikası, PKK-YPG-Barzani, İran ve Rusya politikalarıyla ABD’ye kafa tutan Erdoğan, seçim sonunda eli güçlenince, milli paramızla ticaret yapalım çağrısıyla hem dolara hem de faizlere karşı güçlü bir politik çıkışı ve bunu BRİCS ülkeleri toplantısına taşıması bu derebeylerini harekete geçirdi. Dolarla yapılan her ticaret bu adamların bankaları üzerinden yapıldığından komisyon almaktadırlar. Küresel derebeyleri asıl bu dönemde devreye girerek, dövizin yükselmesinin ardından iç pazarda zam yağmuru başladı. Böylece faizler düşeceğine %24’lere tırmandı. Eğer bir ülkede döviz fiyatları serbest ise, bu küresel güçler 15 Temmuz’da olduğu gibi onun değeriyle  istediği gibi oynarlar. Swap gibi veya borsadan çıkıp dövize talep yaratarak istedikleri gibi ekonomik kriz yaratabilirler. Çünkü iç piyasadaki vatandaşın alım gücünden çok daha fazla talep yaratacak güçleri var. Bunun önüne geçmek devlet ve millet beraberliğiyle dövizin değerinin devletin kontrolünde olmasıyla mümkün olabilir. Devlet dövize yapılacak dış müdahaleye karşı tedbirler almalıdır ve 15 Temmuz gecesi merkez bankası böyle operasyonel döviz alımlarını durdurmak için bazı tedbirleri devreye sokarak iş büyümeden BU operasyonun önü alınmıştır. Eğer ekonominizde 2 farklı paraya sahipseniz, birinin değeri artınca diğerinin değerini faizle dengeleyebilmekten başka yolunuz yoktur. Burada faiz; kredi olarak aldığınız veya bankaya yatırdığınız liranın değerini korumaktır.  Nasıl mala zam yapılıyor faiz de paraya yapılan zamdır. Milli paranın değerini de korumak gerek. Yoksa kimse kimseye borç ve kredi açmaz. Çalışanlara yapılan zam da  alım gücünü korumak içindir. Enflasyon oranında yapılan faiz de riba olmayabilir. Çünkü her faiz ekonomik krize yol açacak kadar yüksek ve kat kat artış olmayabilir. Eksi faizde olabilmekte ve birçok zengin ülkede faiz enflasyonun altındadır. Dolarla veya altınla borçlanmak aslında paranın değerini korumak içindir. Ha öyle ha böyle. Tamamen bitirmek ise bankacılığın şeklini katılım bankacılığına çevirerek, işin şeklini kredi vermek yerine, ticarete dönüştürebilirler. Devletler ülke kalkınması için enflasyonun altında bir artışla krediler vererek te bunu sağlayabilir. Ekonomik gelişmeye zarar veren asıl faiz, son operasyonlarında bizde olduğu gibi ani olarak enflasyonun çok üstünde yükselirse, fırsatçıların ürünlerine bunu bahane ederek yaptıkları yüksek oranda zam ve sabit kalan ücretlerden dolayı, alım gücünün- talebin düşmesi ve düşen talepten dolayı eğer yurt dışı ihracat artmıyorsa iş yerlerinin kapanması ve işsizlik sorunudur. Bu ekonomik kriz veya çöküntü demektir.

Geldik sosyal devlete. Devlet kendisine karşı yapılan bu operasyona seyirci kalmadı. Piyasaları hani şu kapitalistlerin o meşhur “GÖRÜNMEZ EL” nin merhametine terk etmedi. Kapitalistler “aman devlet piyasadan elini çeksin görünmez bir el onu tekrar dengeler” der. İyi de döviz girdisi olsun olmasın bir sürü üretici, doların tekrar düşmesine bile bakmayarak yaptığı zamlarla ekonomi kaç yılda kendine gelir? Devlet önce zamların üzerine gitti, döviz işlemlerinde aldığı tedbirlerin yanında, çok etkilenen sektörlerden inşaat, otomotiv, mobilya ve beyaz eşya gibi sektörlerde ÖTV ve KDV gibi vergileri de düşürerek, gereksiz fiyat artışlarının önüne geçip, bu piyasaları tekrar canlandırdı. 3 gün önce bir oto bayisi arkadaşıma son düzenlemeler sizi nasıl etkiledi dediğimde verdiği cevap -çok iyi, %75 düşen talep tekrar eski konumuna dönmeye başladı-oldu.

Ancak bu tür operasyonlar kapitalist devletlere de olumsuz yansıyor. Tabi küresel derebeyleri doların komisyon  ve faizi ile beslendiğinden bu durum onların umurunda değil. Dolara dünyada %35 civarında değer kazandırıldı ama ABD’nin ihracatı da bu orada düşmüştür. Çünkü artan dövizle kendi ürünleri de pahalanmaktadır. Geldik işin en önemli yanına. Ülkemizde bir türlü kapanmayan cari açığa. Son yıllarda kronik olarak ithalat- ihracat açığı ortalama 50 milyar dolar açık vermekteydi. Düşünün bir kere hiç borç almasanız bile bu açıkla 10 yılda dış borcunuz 500 milyar doları bulur. Ortalama aylık 5 milyar dolar olan bu açık Türk mallarının fiyatının, düşen TL ile ucuzlaması sonucunda bu açık Eylül’de 2.5, Ekim’de 0.5 milyar dolara geriledi. İhracatın % 15 artması, ithalatın % 25 civarı azalması devam ediyor. Kasımda dış ticaret cumhuriyet tarihinde ilk defa fazla verirse şaşmamalı. Bu ara “cari açığı olan bir ülkenin milli parasının değeri düşük olmak zorundadır ve bunu devlet ayarlamalıdır” tezimizin doğrulu ortaya çıkmıştır. Sosyal devlet politikalarına destek verelim. Biraz sabır, ne diyor Rabbimiz “Allah sizi mallarınız, canlarınız ve sevdiklerinizle, kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir”. 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya