Savaştayız. Görünmeyen bir düşman ile amansız mücadele içindeyiz. İnsanların arasına mesafe sokan, birbirine şüphe ile baktıran ürkütücü bir virüs bu. Salgına karşı hepimiz kendi korku ve paniğimizi yönetiyoruz. Kendi kendimizin gözetimi altındayız.
23.03.2020 22.30
5.044 okunma
Virüs Çağı
Ali Akça

Şüpheler, en kötü gerçeklerden daha kötüdür.

Moliere

 

Savaştayız. Görünmeyen bir düşman ile amansız mücadele içindeyiz. İnsanların arasına mesafe sokan, birbirine şüphe ile baktıran ürkütücü bir virüs bu. Salgına karşı hepimiz kendi korku ve paniğimizi yönetiyoruz. Kendi kendimizin gözetimi altındayız.

Füzelerin yıkamadığı kaleyi virüs kuşkusu yıkıyor. En tahripkâr bombaların deviremediği dünya nüfusuna bu öldürücü virüs saldırıyor. Sorumsuz, bilinçsiz, farkındalığı oluşmamış, evinde kalması gerekirken topluluğa karışanlar adeta bu yıkıma yardımcı oluyor. Bilim adamları arı gibi çalışarak bu azgın düşmana karşı, bir tedavi geliştirip, bu savaşın galibi olmak istiyorlar.

Bahar yüzünü göstermiş bahçelerde kayısı, badem gibi öncü çiçekler açıyor. Yağmurlar nisanı getirmeye hazırlanıyor. Neye alışmadık ki; acılara katlandık, sevdik, özledik, ağladık. Ancak hiç bu kadar korku, kuşku ve endişeye kapılmadık. Korku son umutların olumlu kullanılmamasından kaynaklanıyor. Kendi çağını değiştiren dünyanın salgınla pençeleşen serin bahar günlerinde hep birlikte evdeyiz. Aynı mahallede, apartmanda ve evde olan yakınlarımıza korkudan yaklaşamıyoruz.

Ülkeler, şehirler sınırlarını kapattı. Uçuşların çoğu durduruldu. Dünya hiç olmadığı kadar güvenini yitirmiş durumda. Ne modern ekonomiler ve ne de piyasalar böyle bir şeyi önceden yaşamadılar. Petrol sudan ucuz durumda, pamuk ipliğine bağlı ekonomiler koptu, kopacak. Spekülatörler yüksekten sattıkları hisseleri bedava geri alıyorlar. Bu kargaşayı iyi yöneten ülkeler ve uluslararası firmalar yine kârlı çıkacak. Tüm bunlar planlandı, uygulamaya konuldu diye komplo teorisi oluşturanlar var.

“ABD’de üretildi, Çin’de çıkıp bütün dünyaya yayıldı” diyenler var. Karşımızda çok çabuk bulaşan, yürekleri hoplatan bir ölüm virüsü var. Küresel bir tasarım gibi ortaya çıkan bu salgını durdurmanın tek geciktirici çaresinin sosyal izolasyon ve tavizsiz hep birlikte evde kalmak olarak görülüyor.

Bazı liderler salgının yayılmasını önlemek yerine, adına “Sürü bağışıklığı” ya da “Grup bağışıklığı” dedikleri, korona virüsünün yayılmasını sağlayan yöntemi izlediler. Toplumun topyekûn virüs kapmasını, mücadele yapıp yenmesini bekleyeceklerdi. Bir anlamda “ölen ölsün, kalan sağlar güçlensin” yöntemi uygulanacaktı. Sonra ciddiyeti anlayıp hemen vazgeçtiler. Hatta aralarından karantinaya girenler oldu.

Şimdi ne Paris, ne Barselona ve ne de Londra’nın büyüleyici güzelliğinin önemi kaldı. Venedik’te aşk buluşmalarının tutkusu yerine kaos ve karmaşaya bıraktı. Şehirleri acıya dönüştüren tüm sinsi virüsleri, insana bilim gücü veren gizli bir el toparlayıncaya kadar Roma suskun kalacak. Kimse Las Vegas’a gidip kumar oynamayacak.

Meydanlarında hayranlıkla gezdiğimiz şehirlerin sokakları şimdi bomboş kalmış. Sanki her şey tehlikeli ve değerini yitirmiş durumda. İnsanlar bir birine yaklaşmaktan korkuyor. Pırıl pırıl ışıkları yanan şehirler, şimdi boşalan kaldırımları ile solgun ve kararsız hayalet gibi görünüyor.

Para ve güce erişip, gökleri delen, kendini Tanrı sanan insan yaratıcılık gücüne ve her şeye hâkim olmak isteyince şimdi ejderhalar gibi virüs ateşi soluyor. Kuralları doğanın koyduğu, onun mutlak yaratıcı olduğu unutuluyor. Yarım asrı geçen ömrümde böyle telaş ve şüphecilik görmedim. Kimi lider “Üçüncü dünya savaşı”, kimisi “Kendimi savaş dönemleri başkanı gibi hissediyorum” diyor. “Bio-savaş” adını veren de var. Güçlü,  donanımlı ve hazırlıklı devletler başarılı. Hükümetler gücü ve insanına verdiği değere göre ardı ardına ekonomik paketler açıklıyor.

Bir gün öleceğini bilen insan ölümün kendisine bu kadar yaklaştığını hiç hissetmiş midir bilmem. Toplumda karşılaştığı diğer insandan, bindiği asansörden veya toplu ulaşım araçlarından böylesine korkmamışlardır. Herkes can derdinde, dünya artık bildiğimiz dünya değil. Virüsün oluşturduğu psikolojik korku ve panik çok daha öne geçmiş durumda. Virüsten ölmekten ziyade panik bireyleri kıskaca alıyor.

Francis Picabia “İyimser kişi gecenin iki gündüz arasında; kötümser ise iki gece arasında olduğunu düşünür.” demiş. İyimseriz, dileğimiz virüsün bulaşım ömrü ilkbaharda açan çiçekler kadar kısa olsun! Bu ani ve çok büyük saldırıyı umuyoruz ki inanç ve bilim el ele birlikte aşacak. İnsanlar evrensel bilimin, sağlığın ve sağlık çalışanlarının değerini belki de hiç olmadığı kadar önemseyecekler. Bazı dersler alacağız. Egoizm içgüdüsü biraz törpülenerek, iyilik ve yardımlaşma duygularımızı artıracaktır. Aynı gökyüzünün altında yapılan iyilikler dönüp katlanarak büyüyecek.   

Koronanın ağırlaşarak değil, hafifleyerek ilerleyeceğini düşünen uzmanlar yok değil. Belki de en kırılgan noktada, aşı bulunacak ve sağ kalan insanlar yenidünyanın yağma sisteminin tüm bariyerlerini aşarak güncel hayata devam edecek. Ancak çağ değişmiş olacak, hiçbir şey ve dünyamız eskisi gibi olmayacaktır.

Epiktetos; “İnsanın başına gelen tüm dertlerin ölümden değil, ölüm korkusundan geldiğini bilmez misin?” der. Korona virüs hakkında her ne kadar “Çaresizlik” pompalanmış olsa da; bilgimiz var, endişenin olduğu yerde umutlarımız var, karanlığa savrulmayalım. Yıldızlarla dolu gökyüzünü yeniden eskisi gibi görmek istiyoruz.

Bilime inanan, direnen, mücadele eden, kendini ve toplumu koruyan hayatını kurtaracak. İlk aşıyı kim bulursa, o bilim adamları dünyaya hayatı bahşedip insana sevgiyi yayacak. Umutluyuz, iyimseriz, çağı değiştiren bu virüsü de yeneceğiz.

Dostlukla…

Ali Akça

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. 1986 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda göreve başladı.  Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. 2002-2006 yılları arasında T.C. Kuveyt Büyükelçiliği’nde Ekonomi Müşavirliği görevinde bulundu. Halen, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görevini sürdürmektedir.

 

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya