"Yaratılış yardımı" anlamına gelen "fıtır sadakası" tabiri, kısa adıyla FİTRE, Türkçemize Arapçadan giren bir terimdir. Dini ıstılah olarak ise, "hâli vakti yerinde olan her müslüman için yılda bir defa verilmesi gereken hayat sadakası" demektir. Bu sadakanın miktarı, fakirin bir günlük ve iki öğünlük yiyeceği veya bunun bedelidir. Bu miktar, yeni doğmuş çocuklar dahil hayatta olan herkes için verilmesi gereken dini bir vecibedir. Zengin olmasa bile, verebilecek durumda olan her müslümanın, bütün âile fertleri için ayrı ayrı vermesi gerekir.
02.04.2020 15.44
2.305 okunma
Korona İle Mücadelede KAMPANYA KATKISI
F I T I R SADAKASI
Kemal Cengiz

"Yaratılış yardımı" anlamına gelen "fıtır sadakası" tabiri, kısa adıyla FİTRE, Türkçemize Arapçadan giren bir terimdir. Dini ıstılah olarak ise, "hâli vakti yerinde olan her müslüman için yılda bir defa  verilmesi gereken hayat sadakası" demektir. Bu sadakanın miktarı, fakirin bir günlük ve iki öğünlük yiyeceği veya bunun bedelidir. Bu miktar, yeni doğmuş çocuklar dahil hayatta olan herkes için verilmesi gereken dini bir vecibedir. Zengin olmasa bile, verebilecek durumda olan her müslümanın, bütün âile fertleri için ayrı ayrı vermesi gerekir.

Yüklü olmayan hafif miktarı dolayısıyla çok kolay yapılan bu yardımın bir hikmeti de; zengin-fakir bütün müslümanları, bugün "sosyal dayanışma" dediğimiz YARDIMLAŞMAYA alıştırmaktır. Atalarımızın, "Damlaya damlaya göl olur" dediği gibi; müslümanlar da böyle küçük meblağlar ile yardımlaşmaya alışarak, zor gelmeyen yardımlarıyla göl misalı biriken imkanlarını, yine darda olan kardeşleri için kullanmış olmaktadırlar.

"Ben, kolaylığı esas alan bir din ile gönderildim" buyuran Peygamberimizin prensibine / sünnetine uyan olan duanın da dileleğin de MAKBUL olanı, MAKUL olanıdır. Yüce Allah kitabında, "Rabbinize buyun bükerek için için yürekten yakarın. Aşırı gitmeyin. Allah aşırı gidenleri sevmez" ( râf, 7/55) ikazında bulunmaktadır. Duada aşırı gidilerek haddin aşılması; "olmayacak şeyleri Allah'tan istemek " olarak izah edilmiştir. "Kabul olmayacak duaya âmin denmez" atasözümüz de bunu ifade eder. 

Buna  göre; dua ile Allah'tan olmayacak şeyler istemek nasıl mekruh / hoş değilse; kullarından da, "vermeyi gönülden istemedikleri miktarı israr ile istemek" de doğru değildir.  Beş Temel Esasından biri YARDIMLAŞMA / ZEKAT-SADAKA olan dinimiz, bu makul ve mantıklı düşünce ile zengin-fakir bütün müslümanları,  imkanları ölçüsünde yardımlaşmaya TEŞVİK etmiştir. Bir başka âyet-i kerimede, "Allah'ın emirlerine uymakta ve iyilik yapmakta yardımlaşın!" (Mâife, 5/2) buyurulmaktadır.

Bu yardımlaşmada zenginlere mecburi olan zekatta bile "nisab" denilen bir takım kolaylıklar sağlayan şartlar getirilmiştir. Gönüllülük esasına dayanan "sadakada" ise, hiçbir şart ve miktar ölçüsü konulmamış; "Allah için maldan ne verirseniz, kendi yararınızadır" (Bakara, 2/272) buyurularak herkesten "gönlünden kopanı" beklenmiştir.

Mensubu bulunmakla bahtiyar olduğumuz  dinimizin öngördüğü bu "makul ve mantıklı" düşünceden hareketle; TÜRKİYE'miz de dahil olmak üzere bütün dünyanın HAYATİ en önemli ve en tehlikeli sorunu haline gelmiş olan KORONA VİRÜSÜ ile mücadelede; Sayın Cumhurbaşkanımızın başlatmış olduğu BİZ BİZE YETERİZ TÜRKİYEM ! kampanyasına; her vatandaşımız, EN AZINDAN BİR FİTRE MİKTARI ile katılmalıdır. Bu katkıyı hem  dini hem de milli  bir görev kabul etmelidir. Bu vazifeyi âile reisleri, (aynen Ramazanlarda verdiğimiz fitrelerde olduğu gibi) ailedeki büyük küçük her fert için ayrı ayrı düşünülerek yapmalıdır. Birim miktarı da hesap edilirken, aynen fitrede olduğu gibi, kendi yaşam şartlarımızın ortalamasını ölçü almalıyız. Sadakada böyle bir ölçü ve miktar ayarlaması şart değildir; ama bunda, "fıtır sadakası ölçüsü örnek alınıyorsa; böyle yapılması; vicdani rahatlığımızı sağlaması açısından daha uygun olacaktır.  

Fert başına birim miktarın asgari şartlarda 25 TL olduğunu düşünürsek; kampanya katkımızın böyle gerçekleşmesi durumunda; 82-83 milyon Türk vatandaşımızın pacağı toplam yardım tutarının; "damlaya damlaya nasıl bir göl oluşturduğunu" hep birlikte "inşâallah" göreceğiz!

Bu yardımın yatırılması için fazla bir resmi prosedür gerek miyor. Telefonumuzdan 8119 numaraya "KORONA" yazıp tuşa bastığımızda 10 TL, İlgili hesaba bizim adımıza yatırılmış oluyor.  Aylık telefon giderimizi öderken bu miktarı da ek ücret olarak ödemiş olacağız. Daha fazlasına imkânımız yetmese bile, sözünü ettiğimiz bu miktarı, en fakirimiz bile âile fertlerimiz sayısınca ayrı ayrı veya hepsini birlikte ilgili hesaba yatırarak toptan gönderebilir. Sigara içenlerimiz de, "bir gün KORONAYA inad içmeyerek" parasını böyle yaparlarsa; sağlıklarının

garantisi sağlanmış olurlar.

Bu şekilde oluşacak "yadım gölüne"  bir de varlıklı zenginlerimiz ile kurum ve kuruluşlarımızın ırmak olup akacak katkılarını düşünürsek; "damlaya damlaya oluşan bu gölün", Allah'ın lütfu ve bereketiyle DENİZ olduğunu göreceğiz!

Anlatmaya çalıştığım bu usulü, lütfen basit görneyelim! Zaten bu KORONA mikrobu da böyle basit görülen ihmâllikler yüzünden kuvvet bularak büyümüş; yaygınlaşarak önüne geçilemez hâle gelmiştir. Bir düşünelim; selleri, tufanları önlenemez  ÂFÂTLAR hâline getiren de, yeryüzüne TANE TANE düşen yağmur damlaları değil midir? Yüce Allah Hayat Rehberimiz olan Kur'an-ı Kerim' de; gözlerimizden  gönüllerimize ve aklımıza hitap eden KÂiNAT /TABİAT kitabına bakıp ibret almamıza işaret ederek sık sık "...bunlarda akıl sahibi düşünenler için alınacak ibretler vardır" buyurur (Bakara, 2/164) .

Önemine binaen tekrar etmek isterim ki,  lütfen "bir fitre miktarı yardımdan ne çıkar, hangi yaraya merhem olacak, olsa ne kadar olacak, iş buna kaldıysa karagüne kaldık…" diyenler gibi DUYARSIZ ve DUYGUSUZ davranmayalım! Bakın Peygamber Efendimiz (sav), bir hadis-i şerifinde, "Yarım hurma ile de olsa ateşten korunun!"  buyuruyor (Buhari, Müslim ittifakıyla R.Salihin, 408.hadis).  Herhalde, bizim en asgari ölçüde yapacağımız 10 TL, yardım, "yarım hurmanın" en az yetmiş katıdır.

Hiç olmasa bile yapılabilrcek bu kadarcık bir yardımı; âile efradımız için başımızın -gözümüzün sadakası; sağlığımızın zekatı NİYETİ ile ihmal etmeyelim! Bu şifa çorbasında bizim de bir atımlık tuzumuz bulunsun!. Bu kara günler böyle kararıp kalmayacak; AllahIn izni ile bir gün şafak atıp aydınlanacak; o zaman vicdanen bizim yüzümüz kararmayacak; şimdiden gönlümüz rahat olacaktır.

Unutmayalım; Peygamber Efendimizin hadis-i şerifinde, "Hararetini söndürücü" olarak uyardığı cehennemin ateşi de KIVILCIMLARDAN oluşmaktadır. Yapacağımız yardımların her lirasının, cehennemdeki ateşimizin bir kıvılcımını söndüreceğini düşünelim!  

"Günah ateştir; areşe dayanabikeceğiniz kadar günah işleyin!" buyuran Peygamberimizin ikazına göre; "Cehennem ateşimizi, verdiğimiz sadakalarımız söndürecektir!"  Buna göre; cehennem ateşimizi söndürebilecek miktar sadaka / bağış yapalım!

Hadis-i şerifte, "Belaların sadakalarla önlenebilceği" müjdesi veriliyor; buna göre de, KORONA BELASINA sadakalarımızle sad çekelim!

Bir de DUAYI unutmayalım!

"Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah, milletimizi ve bütün insanlığı KORONANIN şerrinden KORUSUN" diyelim !...Amiiin.

 

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya