Dünyayı evlere sığdıran küresel bir afet var. İnsana yaşamın önemini hatırlatıyor. Bilim adamları buna karşı aşı geliştirirken, insanlığın çoğunluğu aşırı bulaşıcı virüse karşı son çare olarak evlere sığdı. Ev zaten benim için dünyayı dolaşıp döndüğümde en mutlu olduğum yerdir.
14.04.2020 10:08
882 okunma
Evlere Sığacık
Ali Akça

Bilgisizlerin geçtikleri mevkiye yaptığı fenalığı, yüzlerce aslan bir araya gelse yapamaz.”

Mevlana Celaleddin-i Rumi

 

Dünyayı evlere sığdıran küresel bir afet var. İnsana yaşamın önemini hatırlatıyor. Bilim adamları buna karşı aşı geliştirirken, insanlığın çoğunluğu aşırı bulaşıcı virüse karşı son çare olarak evlere sığdı. Ev zaten benim için dünyayı dolaşıp döndüğümde en mutlu olduğum yerdir.

Salgın çabuk yayılıp şimdiden yüzbinlerce can aldı. Ölümü her an hatırlatan bu virüsün durması için dua ediyorum. Sağlığın varlıktan ne kadar önemli olduğunu, zamanın ölüme geçişte hiçbir etkisinin olmadığını yeniden anlıyorum. Umarım para ve makam hırsıyla yanan açgözlü insanlar bu durumdan ders alıp şükrü ve sabrı birazcık öğrenirler.  

İtalya ve İspanya’daki hastanelerin yoğunluğu ve koridorlardaki cesetleri ekranlardan görmek insanı çok üzüyor. Hangi kanala baksam seçim sonucu gibi ülkelerin kayıp insan sayısının toplamı ve grafikler veriliyor. Kötü haberlerin hem moral bozucu, hem de bağışıklığı zayıflatıcı yönü var. Verilerin şeffaflığı şüphe uyandırıyor. Şimdi güçlü olma zamanı diyorum.

İnsan sevmeyen ve ona güvenmeyen içine kapanık bireyler için evde kalmak bulunmaz bir nimet olsa gerek. Yöneticiler ve doktorlar sürekli olarak topluma evde kalmaları, izole olmaları hususunda uyarı ve tavsiyelerde bulunuyor. Ölümler arttıkça insanlar korkuyor, korku hissi evlerde kalmayı zorluyor. Salgının özellikle kalabalık mahallelerde ve sıkışık binalarda daha yoğun, müstakil evlerde sakin ve bulaşma riskinin daha düşük olduğu söyleniyor.

İki aya yakın bir süredir evdeyim zaman ve günler anlamını yitirdi. Ancak inanın ben bundan mutluyum. Koca haftalar bana evde bir gün gibi geliyor, huzuru yaşıyorum. İnsan bu günlerde; stresten uzak, kimseye ihtiyacının olmadığını hissediyor. Bezmeye, bıkmaya ve usanmaya hiç gerek. Bol bol okumalar, film ve diziler, biraz da spor yaparak izole olmak insana tılsımlı mucize gibi geliyor. Kütüphanemi gözden geçirmeye ve müzik dinlemeye fırsat bile olmadı.

İzlenme oranı artsın diye, güncel konuları eskiden eğip büküp kör döğüşü ve kayıkçı kavgasına dönüştürerek izleyiciyi strese sokan, zamanını çalan programlarda konuşan profesörlerden; kadınları eğitmek adına daha çok saldırganlaştıran kadın programlarından kurtulduk. Şimdi “maske, eldiven, kolonya, el yıkama” konusunda yapıcı bilgilendirme yapan doktorlar ekranlara çıktı. İlk zamanlarda eğiticiydi, bilinçlendik. Sonra, aynı insanların aynı konuları tekrar tekrar farklı kanallarda anlatmasından feci yorulduk. Hem de virüse yakalanmış kadar kaygılandık. Eminim çoğu insan bu kaygı karabasanına dalıp panik bile olmuştur.

Çılgın ve uçuk fikirlere bayılırım, başıboş zamanlara da hayranlığım var. Nasıl kalabalık caddelerde gelişi güzel gezmekten zevk alıyorsam, salgın günlerinde de yaşadığım hayatı eve sığacık yapmaktan mutluyum. Parka bakan balkonda yalancı güneşle buluşup manzarayı seyrediyorum. Telaşım kayboldu, şimdi daha sakin pencereden insanlara bakıyorum. Caddeye bakan penceremde on yıl önce taşındığımız günlerin sessizliği hâkim. Sanki emeklilik provası yapıyor gibi, daha şimdiden her şeyin değiştiğini fark ediyorum.

Jesse Livermore der ki; “Piyasada sadece iki duygu vardır: Umut ve korku. Sorun şu ki, korkmanız gerektiği zaman umutlu olursunuz, umutlu olmanız gerektiği zamansa korkarsınız.”

Gergin ve kaygılı olsam da umutlu olmakta haklıyım. Sabrım aktif olsun istiyor; önlem ve tedbirleri alıyorum. Endişenin azı iyi çoğu zarar, bizi esir almamalı yoksa çok sıkıntı çekeriz ve hayat aksar. Tasa telaş içinde olursam endişe yolumu keser. Bağışıklık sistemim baskılanır, panik ataklar başlar. Korkuyu yönetebilmek, ruh sağlığım ve moralim için çok önemlidir. Bu yüzden kafa boşaltma sistemi geliştiriyorum.

Yaşam alanı geniş, salon ve mutfak boydan boya cam olduğundan her an dışarıda gibiyim. Karşımda tümüyle baharı salona dolduran bir manzara var. Yemyeşil bahçeye ve geniş bir caddeye bakıyorum. Beyaz, pembe renkleriyle ağaçların güzelliğini seyrediyorum. Karşıdaki küçük iş merkezi sakin, vızır vızır geçen arabalar ve insan kalabalığından eser yok. Apartman sessiz, komşular arasında birlik, beraberlik ve dayanışma var. Asansörü kullanmıyor altı katı yürüyerek çıkıyorum. İlk haftalarda bir iki kez karşı parkta yürüdüm. Karşı markete, kasaba, eczaneye zorunlu olduğunda gidiyorum. Nisan ayı hem yağmurları getirdi hem de bana virüs eşliğinde şaka gibi artı bir yaş daha hediye etti.

Her an ateş, boğaz ağrısı ve öksürük korkusuyla yaşarsam; zihnimde oluşacak hastalık kuşkusuyla hastalık hastası olabilirim. Herkes hastaneye giderse hem sağlık sisteminin sıkıntıya girmesi, hem de hastalık kapma riski kaçınılmaz olacaktır. Zor bir süreçten geçerken görünmeyen bir düşmana karşı savaşan sağlık personelinin fiziki şartları iyi olmalı. En büyük kazanım onların çok sevilmelerinin farkındalığının oluşmasıdır.

Zaman temel bir yanılgı ile geçmişe masalsı, geleceğe ise fantastik bir kurgu olarak bakmama neden oluyor. Parçalara bölünmeyen zamanı hissetmiyorum ve benim için hızı da durmuş gibi. Günleri şaşırıyorum, şu veya bu gün olmasının hiçbir önemi kalmadı. 'Yekpare geniş bir ân'ı tecrübe ediyorum. Bu salgın öncesi ve sonrası, liderlerin yönetimi, ülkelerin tutumu yıllarca konuşulacak. Bu afet bir anda dünyanın ölümlülük ve fanilikle yüzleşmesi gerçeğini yaşattı.  Hayat yaşamaya değer mi, yeni bir hayat tarzı denenmeli mi? Yoksa insanın zaten boşuna yaşadığı hayattan ayağına kadar gelen bir virüsle kurtularak, bu dünyayı terk edip gitmesi mi daha güzel olur bilemiyorum. Dedim ya uçuk fikirler bazen hayallerimizi zorlar.

Temiz havayı, toprağı, derede şıkırdayan suyu çok özledim. Açık havanın ve doğanın kıymetini bilip, belki de kent merkezleri yerine köy şehirler üretmeliyiz. Fakat gelecek nesillere temiz ve güvenilir yarınlar yerine yeni virüsler bırakacağız. Virüslerin oluşmasının çevre kirliliği ile çok yakından ilişkisi var. İklim değişikliği ve doğal afet risk oluşturuyor. Sağlık ve gıda olmak üzere pek çok alanda yaşam zorlaşacak. Gelecek nesilleri acaba düşünen var mı?

Etkili ve uygun bir aşı nesiller sonra bu salgının izlerini ancak silebilecek. Umudu olanın her şeyi var demektir. Sakin ve minimal yaşamın modern kölelikten kurtulmanın tek yolu olarak görüyorum. Çare yok bu günlerde evlere sığacık.

Nice sağlıklı günlere inşallah.

Dostlukla…

Ali Akça

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. 1986 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda göreve başladı.  Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. 2002-2006 yılları arasında T.C. Kuveyt Büyükelçiliği’nde Ekonomi Müşavirliği görevinde bulundu. Halen, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görevini sürdürmektedir.

 

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya